(Fotoğraf: Olivia Rose – “This Is Grime”)

A

radığı çıkışı yeni jenerasyonu ile yakalayan Grime, cüretkar duruşu ve kesik beat’leri ile ana akımın kurallarını yıkmak üzere.

İngiltere geçtiğimiz sene büyük tartışmalara ev sahipliği yaptı. Dünyada yükselen milliyetçilik akımının en büyük örneği Brexit, Brit Awards 2016’ya damga vuran #BritsSoWhite hashtag’i, azınlıkların hapishanelerdeki nüfusun %15’ini oluşturması, bu tartışmalardan sadece bazılarıydı. Irkçılık ve milliyetçiliğin yükselişte olduğu bu dönemde İngiltere’den gelen bu haberler pek de iç açıcı değildi. Peki alt kültürün yükselen akımı “Grime”, bu tartışmalara son noktayı koyup sosyal birliği sağlayabilir mi? Bu soruya şu anda bir cevap veremesek de yükselişte olan grime’ın ortaya çıkan problematikte çok önemli bir rol oynayacağı kesin.

Grime’ın çıkışı
Devlet ve ana akım medyanın baskısından dolayı sesini duyuramayan siyahi nüfus, 2000’lerin başında yaşamlarını yansıtabilmek için alternatif bir kolektife yöneldi. Plak şirketi ve radyolar tarafından yok sayılan Doğu Londra’nın siyahi kesimi, çözümü underground bir hareketlenme olan grime’ı başlatarak buldu. “İngiliz sokaklarının sesi” olarak tabir edilen grime, MC’ler tarafından sokak ortasında rap çatışmaları olarak doğdu ve kısa sürede korsan radyo platformlarından yayılmaya başladı. Bu, sadece bir müzik türünün ortaya çıkışı değil, azınlığın kendi kaderini çizmesi ve kemikleşen endüstriye karşı gelmesiydi.

140 bpm’lik kesik beatler üzerine eklediği Londra argosuyla özgün bir janra olan grime, Wiley ve Dizzie Rascal gibi isimlerle kısa sürede underground sahnenin yükselen yıldızı haline geldi. Fakat halkla tanışmak için Dizzie Rascal’ın 2003’te “Boy In Da Corner” albümüyle Mercury Ödülü’nü kazanmasını beklemek zorundaydı. Bu ödül, grime için hayal edilemez bir başarı olsa da önemi sadece müzikal çerçevede sınırlı değildi.

Ödül, İngiltere nüfusunun %6’sını oluşturan siyahi kesimin, endüstriyelleşmenin kalesi olan İngiltere’de ilk defa sesini duyurmasının temsiliydi. Yıllar boyu her boyutta ırkçı yaklaşımlara maruz kalan siyahi İngilizler, medyanın şiddet ve uyuşturucu bahaneleri ile oluşturduğu karalamanın altından kalkmış, halkta oluşan yanlış algıyı prestijli bir ödülle sarsmıştı. Fakat bu muhteşem başarı bile grime’ın ana akım medya tarafından kabul edilmesine sağlayamadı.

Grime 2003’ten sonra Birmingham ve Manchester gibi şehirlere yayılsa da ana akımın ısrarla görmezden gelmesi, türün sessiz sedasız unutulmasına neden oldu. Ancak grime’ın daha söyleceği çok şey vardı. Sadece ikinci jenerasyonun direksiyona geçmesini ve janrayı başka bir boyuta taşımasını bekliyordu.

reuben_dangoor_grime

(Sanatçı: Reuben Dangoor)

Grime’ın Yeni Jenerasyonu
Genişlemesi ile üretim anlamında bir çok yeni sesi bünyesine ekleyen grime’ın yeni jenerasyonunda rol alan bir çok aktör var. Bunlara Lethal Bizzle, Wretch 32, JME, Novelist, Tinchy Stryder gibi isimler dahil fakat grime’ı global başarıya sürükleyebilecek potansiyeli ve gücü gösteren iki sanatçının üzerine yoğunlaşmak gerekir: Skepta ve Stormzy.

2010’da adından söz ettiren Tottenham’lı Skepta, yeni jenerasyonun başrollerinden biri. Grime’ın veteranı Wiley’nin talebesi olan sanatçı, on yıldır piyasada olmasına rağmen son albümüyle janrayı bambaşka boyuta taşıdı. #BritsSoWhite hashtag’iyle eleştirilen Brit Awards’un damga vurduğu 2016’da; Radiohead, David Bowie ve The 1975’ın aday gösterildiği Mercury Ödülü‘nü “Konnichiwa” albümü ile kazanması Skepta’nın bir “ezber bozan” olduğunun en büyük kanıtıydı. Fakat Skepta, kazandığı ödüller bir kenara; lokal argo sözler, beatler ve kültürle oluşan bu akımı okyanusun karşı tarafına sevdirmesi ile tarihi bir simge oldu.

septa_mercury

Kanye West ve Drake gibi isimlerin hayran olduğu Skepta, 2015’te ABD’de tüm biletleri tükenen bir turneye çıktı ve lokal bir akım ile global destek kazandı. Kanye West, 2015 BRIT Ödülleri’nde “All Day” ile ayrımcılığa karşı dik duruş sergilediği performansta, Skepta ve çetesini sahneye çıkardı, ardından Skepta’ya teşekkür etti. Bir amerikan hip-hop ikonunun, Brit Ödülleri’nde grime’ı övmesi, janranın kat ettiği yolun büyük bir göstergesiydi. Diğer taraftan Drake ise Wireless Festival performansında Skepta’nın global hit’i “Shutdown”u seslendirdi. Bu sayede grime’ın en önemli çalışması olarak görülen “Konnichiwa”da yer alan “Shutdown”, “Man”, “That’s Not Me” parçaları, İngiltere başta olmak üzere tüm dünyada dinlenmeye başladı. Skepta, artık alt kültürü tepeye çıkaran ve sanatı globalleştiren bir ikon olarak görülüyor.

“They try to steal my vision

This ain’t a culture, it’s my religion

God knows I don’t wanna go prison

But if a man wanna try me, trust me listen

Me and my G’s ain’t scared of the police

We don’t listen to no politician

Everybody on the same mission

We don’t care about your -ism and -cisms

‘ Cause it’s shutdown”

Konnichiwa albümü ile 2016’nın en büyük başarılarından birini elde eden Skepta, grime’ın tek varisi değil. Güney Londra çıkışlı Stormzy, türün gelişimindeki en önemli isimlerden biri. İlk EP’sini 2014’te yayımlayan Stormzy, grime’ın müzikal anlamdaki reformunun lideri sayılıyor. Üç yılda yılda elde ettiği dört Music of Black Origin Awards ile müzik sahnesinin tepesine çıkan sanatçı, şu sıralar İngiltere’de en çok konuşulan isim. Wiley’nin “Grime’ı bizim götüremediğimiz yerlere götürdü.” sözleriyle övdüğü Stormzy, geçtiğimiz günlerde yayımladığı ve grime’ı füzyon müziğe taşıyan başyapıtı “Gang Signs & Prayer” ın her şarkısı ile şu sıralar Spotify’ın UK Top 50 listesinde yer alıyor. Grime’ın geçmişini düşündüğümüzde böyle bir başarı ana akımın temellerinden sarsıldığını yüzümüze çarpıyor.

Sadece müziğiyle değil siyahi İngilizler için olan duruşu ile de bir rol model olan Stormzy, grime’ın toplumsal birlik için önemli bir tür olduğunu savunanlardan. Geçtiğimiz haftalarda polisin hırsızlıkla suçlayıp evini basmasıyla manşetlere çıkan sanatçı, sokağın sesi olarak tanımladığı grime’ın asıl misyonunun herkes tarafından dinlenip birlikteliği sağlamak olduğunu söylüyor. Halkın polise yönlendirdiği sert eleştiriler ise Stormzy’nin bu hedefe yakınlaştığının göstergesi.

“I’m on the rise and whatnot, but I’m not the man to say, ‘All right, world, here’s grime.’ It’s gonna take me, Skepta, JME, Novelist and Lethal Bizzle, to say, ‘I’m sick, he’s sick, he’s sick, he’s sick’. Not one man can do it.” 

Gelecek
Punk’tan sonraki en önemli alt kültür hareketlenmesi olan grime, artık ana akım medyanın görmezden gelebildiği bir müzik türü değil. Doğu Londra’nın ara sokaklarında başlayan grime, artık 20 yaşında ve çok daha güçlü. Wiley ve Dizzee Rascal ile başlayan akım, Skepta ve Stormzy’nin liderliği ile dünyada en çok dinlenen türlerden biri olma yolunda yürüyor. Her kesim tarafından dinlenen ve yıllarca oluşturulan ırkçı algının en büyük düşmanı olan grime, sadece müzikal başarısı ile değil farkındalık yaratan bir yapılanma olmasıyla da önemli bir akım. Sosyal statü çerçevesini kıran grime, milliyetçilik ve ırkçılığın güçlendiği bu dönemde birliğin sağlanmasına ve siyahi İngilizleri “sessiz azınlık” statüsünden çıkarmaya kararlı.

Politikanın sığlaştığı fakat sanatın globalleştiği 2017’de grime sadece müzikal bir akım olarak algılanmamalı çünkü grime, baskı ve şiddete karşı duran sanatsal bir ayaklanma.

* Kapak fotoğrafı grime fotoğrafçısı Olivia Rose ve müzik eleştirmeni Hattie Collins’in “This Is Grime” adlı kitabından alınmıştır.  Grime kültürünü fotoğraflarla anlatan kitabı merak edenler buraya tıklayabilir.