Yıl: 2015
Albüm:  “How Big, How Blue, How Beautiful”
Dinlenebilecek en iyi versiyonu: Bir Florence Welch şaheseri olduğu için orjinali tabii ki. Fakat Nicholas Jaar remiksini de cebinize koymanızı öneririm.

Teknik Varlıklar: Florence + the Machine, tabii ki de akılda kalıcı ve dile dolanan bağırışlarını bu şarkıda da bol bol kullanıyor. Synth ile giriş yapan şarkıda yükselen gitarlar ve tahmin edilebilir davullar, kendinizi anında kaptıracağınız bir şarkı ile karşı karşıya kalmanızı sağlıyor.

Hikayesi: Florence, bu albümü yaptığı zaman derin olarak adlandırabileceğimiz bir depresyonun içindeydi. “Ne kadar büyük, ne kadar mavi (İngilizcede “Mavi hissediyorum” gibi bir tabir var. Hüzünden bahseder.) Ne kadar güzel?” adını verdiği albüm, girdiği derin depresyonu Carrie Fisher’ı dinleyerek atlattığının kanıtı. “Take your broken heart, make it into art.” Neyse, sonuçta bir adam Florence’i pis üzmüş arkadaşlar. Seni, beni, bizi, onu, bunu üzdüğü gibi. Üstelik ne yapabiliyoruz? Sadece izliyoruz. Paylaşılacak gibi değil!

Dök İçini: Bu şarkının bir canlı performansı var. Sabahın 8’inde Central Park’ta Florence sahneye çıkıyor ve çıplak ayak! (Genelde çıplak ayak takılıyor zaten) İnanılmaz bir performans.

Bir keresinde müzisyenlere, sanatçılara çok güvendiğim için sorgulanmıştım. Hem de bu videonun altında. “Bu kadar inanma, onlar da parasının peşinde sonuçta.” gibi bir yorumla karşılaştım. Elbette çok haklı bir yorumdu ama ben bu hisleri tanıyorum, anlıyorum, çok yakından biliyorum. Bir sürü üzgün kadın var ve hepsi de “Nasıl oldu?” diyor. Nasıl olduğunu anlatayım, insanlar yan çizme konusunda başarısızlar. Bu kadar üzüldüğünüze bile değmiyor. Geliyorlar ve gidiyorlar. Sizde bir sıkıntı yok. Florence’de de bir sıkıntı yok. Hayat, eğlencesiz. Olan biten bu. Çok üzülmeyin. Kenara çekilip mağduru oynamak da çok sıkıcı zaten. Üzgün gezmeyin. Hiç yakışmaz bence.

Resim1

Üzülün ama az. Sonra saymaya başlayın;

“Bugün yeni hayatımın dördüncü günü…”

“Bugün yeni hayatımın beşinci günü…”

Böyle yapmazsanız sizi kafanızın içinde şunları söyleyen kişi karşılayacak:

“Öyle dememeli miydim, dünyada herhangi bir insanın favorisi miyim? Acaba o gün giydiğim tshirt çok mu çirkindi, şunu sormamalı mıydım, ben ama hak ettim bunu, ben demiştim ona bir keresinde, aslında haksız da sayılmaz, ben de partiye gitmemeliydim, karşıya geçmedim diye oldu, telefonumu birkaç kez duymamıştım, acaba şununla görüştüğüm için mi, ay keşke sorduğunda anlatsaydım, belki de o gün eve döndüğüm içindir, acaba yeterince net olamadım mı? Dolabımı iki gün temizlemediğim için çok kızmıştı, o zaman bir şeyler mi bitti acaba, şakalarına gülmedim birkaç kez, acaba şeyi söylerken tavrımı ayarlayamadım mı? ”

Bunu yapmayın. Bir Zamanlar Anadolu’da filminden bir replik: “Burası dünya, burası bu kadar işte.”

Siz de bu kadarsınız ve bu yeterli. Buna Florence Welch de dahil.