B

jörk’ün sanat, teknoloji ve doğayı buluşturduğu yolculuğundaki en önemli yol arkadaşlarından James Merry, yaratıcı düşünceye bakışı, doğa ve şehir hayatına yaklaşımı ve vizyonuyla yeni sularda yüzmenin her zaman mümkün olduğunu kanıtlayan bir figür. Gelin onu biraz tanıyalım.

Eğer siz de Björk‘ün özgün sanatıyla hayatına dokunduğu sayısız insanlardan biriyseniz, James Merry ismi kulağınıza bir yerlerden çalınmış olabilir. İzlandalı sanatçıyla yolları yedi sene önce kesişen Merry, bu süreçte önce onun asistanı, sonra dostu, sonra da yaratıcı yolculuğunda en çok güvendiği yol arkadaşlarından biri olmuş. Kendisinin aynı zamanda Björk‘ün sahne kostümlerinde de parmağı var. Sanat anlayışını paylaştığı Björk‘ün yakın zamanda bizlere sunduğu Björk Digital sergisinde de yaratıcı dokunuşlarına rastladığımız Merry, sergiye İzlanda‘nın lavla kaplı topraklarını, gün yüzü görmemiş mağaralarını ve diğer bütün doğal güzelliklerini aktaran taraf olmuş. Bunda yaşadığı atmosferin de payı büyük tabii. İzlanda‘nın başkenti yakınlarındaki bir dağ evinde kalan sanatçı, doğaya olan sevgisini New York ve Londra gibi yerlerde yaşayarak hareketli bir şehir hayatıyla da bütünleştirmeyi başarmış biri. Bu vizyonun temsilcileri olarak 2015 yılında epey yankı uyandıran ve bilindik imgeleri İzlanda‘nın saf doğasının dokunuşlarıyla şekillendirdiği, kelimenin tam anlamıyla “el emeği göz nuru” işlemelerini gösterebiliriz. Aşağıda Nike’ın swoosh’una yaptığı işleme buna güzel bir örnek.

Image result for james merry

Kendine has yaratıcı kimliğini teknolojiyle de birleştiren sanatçı, buradan farklı kulvarlara da geçiş yapmış. “The Embroidered Gaze” adlı çalışması, göz hareketleriyle işlemelerin yapılmasını mümkün kılan bir teknolojiyi de beraberinde getirmiş örneğin. Merry bu noktada elindeki araçlar konusunda farklı bir bilince sahip: “Sanatın seyircisine sağladığı deneyim, sanatçının o parçaya işlediği duygulara derinden bağlıdır. Bu eserleri birer araç kılan, doğurgan ve spontane yapan şey, sanatçının dokunuşudur.” Ama bütün bu kombinasyonların ve yeniliklerin yanında sanatçının doğa, yaratıcılık ve teknolojinin kesiştiği noktaya dair de çok yalın bir felsefesi var. “Hayatta kalmak için çevreye ve politikaya dair yaratıcı düşünme yetimizi geliştirmeliyiz.” diyor ve ekliyor, “Günümüzde çevreye en büyük zararı verenler, hayal gücü eksikliğinden muzdarip insanlar.”