12

 Mayıs akşamı, Zorlu PSM Caz Festivali çatısı altında ve Garanti Caz Yeşili Konserleri kapsamında bir caz efsanesi Chick Corea’yı ve Amerikalı caz davulcusu Brian Blade ve Costa Rikolu kontrabas ustası Eddie Gomez’i izleyeceğiz. Bu üçlüyü ilk kez izleyecek olanlar daha önce duymadıkları bir sanatla karşılaşacak ve kulaklarına çok fazla inanmak isteyecekler. Hatta duyduklarını asla unutmamak…

1972 yılında Miles Davis’in çıkardığı efsanevi “On The Corner” albümünün piyano tuşlarına Chick Corea ve Herbie Hancock basıyordu. Gerçekliğin çok uzağında gibi duran bu albüm, caz tarihinin efsanevi müzisyenlerinin elinden çıkma. Bir araya gelen bu efsanelerin iki tane derdi vardı: Caz yapmak ve başarılı bir albüm ortaya çıkarmak. Albüm tabii ki de “70’lerin en iyi albümü”, “Mutlaka dinlemeniz gereken caz albümleri” gibi sabahtan akşama kadar liste yapan bir takım edebiyat mezunlarının kaleminde kendine yer bulmuştur çoktan. Bu kriterler yerine albümlerin ve müzisyenlerin hikâyeleri bu efsaneleri yüceltecek olan. Chick Corea’nın hızlı parmaklarının cazdan aldıkları ve caza verdikleri hiçbir şey bilmeyen birinin bile ortaya çıkan melodileri duyduğunuz an o sihre inandıracak güçte.

 

Kahramanının izinden giden bir efsane

Chick Corea’nın kahramanı Thelonious Monk, Tourette Sendromu’ndan muzdarip, deli raporu bulunan ve piyanoyu kendi kendine çalmayı öğrendiği için özgün dokunuşlara sahip bir dahi. Kahraman olarak belirlediği bu piyanist ve caz bestecisinin ardından giden Chick, kendi tarzını ortaya çıkarmayı başarıyor. İki sanatçının da yolunu izlediğiniz zaman ortak noktaları ve çalışma azmini görmek caza olan saygıyı biraz daha yüceltiyor. Bu yüzden de Chick Corea’nın caz dünyasındaki yerini görmezden gelmek mümkün değil. Bir de caz dünyasında biraz deli olmak gerekir. Nina Simone deliliği de buradan geliyor. Chick Corea’nın tarzında yarattığı fark biraz da bu deliliğin içinden çıkan cazın kökenlerine dayanıyor.

SWING IN DEAUVILLE 1992

Latin, klasik müzik ve caz

Chick Corea gençlik yıllarında klasik müzik eğitimine başlıyor. İlgi duyduğu caz ise bu birleşimin finalini ortaya koyuyor. Sahip olduğu genetik mirasın parmaklarından çıkan müziğine olan etkisi de bence tüm kariyeri boyunca devam etti. 50 yıllık bir efsane olmak için biraz kökene bağlı kalmak gerekebiliyor. Özellikle de zorlayıcı caz sahnesinde bir efsane olmak için bir fark yaratmanız gerekiyor. Chick Corea da bu farkı, hem Latin ezgilerinin peşinden giderek, hem de Miles Davis, Thelonious Monk, Stan Getz, Sarah Vaughan, Al Dimeola ve Stanley Clarke gibi efsanelerle birlikte müzik yaparak ortaya çıkarıyor. Genç bir adamın caz piyanisti olarak çıktığı yolculuğun yarım asrı deviren Chick Corea’yı, sayısız ödül ve kusursuz bir üçlü ile sahnede izlemeye hazırlanıyoruz.

 

Corea’yı daha iyi tanımak için:

Chick Corea’nın parmaklarını takip etmek ve cazın büyüleyici müziğine giriş yapmak için efsanevi Miroslav Vitous ve Roy Haynes ile birlikte kurduğu üçlünün 1986 çıkışlı “Trio Music Live in Europe” albümünü dinlemeli. Bu albüm benim de caz dünyasın da favorileri arasında. Bu kayıt Chick Corea’nın dünyanın en iyi 5 caz piyanisti listesine giriş yapmasını sağladı. Albümde ezgilerin ele geçirilmesi neredeyse sihirbazlık derecesine ulaşıyor ve ustalığı, zekâyı en üst formlara çıkıyor. Şaşırtıcı derecede özgürlükle ortaya çıkan her notada bir kuşun havalanıp gökyüzüne doğru kanat çırptığını görmek mümkün.

 

Chick Corea sanatsal açıdan oldukça zengin bir kariyere sahip. Birlikte çalıştığı her ismin efsane olması, Miles Davis’in öğrencisi olarak kariyerini zenginleştirmesi gibi oldukça kuvvetli bir geçmişi var. Bu konuda da kendini şanslı hissettiğini söylüyor zaten. Ya da “Belki de ben zekiyim.” diyerek bu işin sadece şansla olmayacağına dair işaretler de bırakıyor.

Herbie Hancock Chick Corea i Odd Fellow Palæet februar 1977

22 Grammy ödüllü efsane; “Gençken kendimi hep müziğe ilgili tutacağıma ve her zaman müzik konusunda kendimle mücadele edeceğime karar verdim.” demişti bir röportajında. Bu ilgiyi ve mücadeleyi sahnede görmek size müthiş bir deneyim yaşatacak.

Tomris Uyar’ın öyküleri için “Gündelik hayatın gerçeklerinde yaşayan ve gerçeği değiştirecek düşler kuran insanların öyküleri.” denir. Chick Corea’nın müziği de benim için gerçeklikten uzaklaşabilmek ve kurduğum düşlerin gücünü arttıran bir etkiye sahip. Gidip dinleyelim, sonra tekrar konuşacak şeyler bulacağız. Her zamanki gibi.