2015’in ilk üç ayını tamamlarken geride dikkate değer albümler kaldı. Hepsini detaylandırmak zor olsa da alfabetik sırayla birkaçına değinmekte yarar var. İşte o 90 günün mirası 10 albüm.

all_we_are

“All We Are” – All We Are

Liverpool’dan All We Are. Gerçi üyelerin tamamı başka ülkelerde gözünü açmış hayata, Institute for Performing Arts’taki eğitimleri sırasında tanışmışlar ve böylece tepeden tırnağa İngiliz menşeli bir ekibin kariyeri başlamış. Self-titled ilk albümleri bu. Onlar için henüz her şeyin çok yeni olduğunu söylemek mümkün. Önlerinde uzun bir yol var şüphesiz. Ancak daha ilk adımda dream pop’un milenyum sonrası simgelerine sirayet eden başarılı bir iş çıkardıklarını söyleyelim. Albümde ilerlerken Broken Bells’e denk geliyorsunuz, Generationals çok uzağınızda değil, Wild Nothing daima sizi izliyor. Demem o ki bilinen, mevcut tarzın izlerini takip eden sound’u var All We Are’ın. Tekrar mı, belki. Öyleyse bile iyilerden. Listedeki ‘Feel Safe’ ve ‘Keep Me Alive’a ayrıca dikkat.

 

noel-gallagher-chasing-yesterday-fb-pic-2014

“Chasing Yesterday” – Noel Gallagher’s High Flying Birds

Oasis 20. yılında geri dönmediyse eğer bu Noel’in tavrından kaynaklandı biraz da. Liam daha ne yapsın! Beady Eye’da kepenkleri kapattı, twitter’dan tek tek O-A-S-I-S bile yazdı. Noel’in cevabı temizdi: “Yapabileceğimiz her şeyi yaptık, neden birleşelim ki? Açık konuşayım, bunu yaparsak tek sebebi para olur.” 90’ların hatırasına yaslanmak istemedi belli ki Noel. Yeni şarkılar, yeni hikayeler anlatmayı tercih etti. ‘Chasing Yesterday’ tam da böyle bir albüm. Numara yapmayan, öyle büyük cümleler kurmayan, olabildiğince sade şarkılar var burada. 50’sine merdiven dayamış bir adamın not defterine uygun şarkılar yani. Noel Gallagher’s High Flying Birds, İngiltere’de listebaşı olan ilk kaydını 2011’de duyurduğunda bunun bir ara dönem projesi olduğu konuşulmuştu. İşte ‘Chasing Yesterday’ bu görüşü çürütüyor.

 

LowerDensEscapeFromEvilCover2400-press_1_zpsefgrlqyo

“Escape from Evil” – Lower Dens

Jana Hunter liderliğinde dünya 2010’a dönerken kurulan bir ekip Lower Dens. Aradan geçen beş seneye tam üç albüm sıkıştırdılar. Bunların ilki yerel sahnede grubu var etti. Ribbon Music’ten çıkan ikincisi Kıta Avrupası’na açılmalarını sağladı. Şimdi ise son yeni adımlarını atıyorlar. ‘Escape from Evil’ sadece dream pop sularında gezinen birkaç şarkı ihtiva etmiyor, sizi de o sulara çekiyor. Gerekirse birlikte ıslanıyorsunuz. Mesele hissetmek yani, yalnızca tanık olmak değil. Baltimore’a yakışır bariton vokal, Berlin Duvarı kadar sağlam bas geçişleri (bunu Gorbaçov bile yıkamaz), 30 yıl önceki synth’lere selam çakan tuşlu aralıklar… Hepsini sound’unda yaşatıyor Lower Dens. Kimi albümler varını yoğunu intro civarında sergiler. Bunlar tersini yapıyor. Son perdedeki ‘Societe Anonyme’ listenin öncüsü. Bitişi değil, tekrar başlangıcı simgeliyor bir nevi.

 

Fresh Blood – Matthew E. White

“Fresh Blood” – Matthew E. White

Virginialı müzik adamı White, 2012 tarihli debut çalışmasıyla hatırı sayılır bir mesafe almayı başarmıştı. Soul deniyor, ama yarım asır öncesiyle karıştırmayın diye yanına modern ya da pop eklenerek yapılıyor bu ayrım. Haklarıdır. Geri vokallerin zaman zaman ritmin zirvesine yükseldiği, elektrik gitarın yaylıları gölgelediği bir alanda yaşıyor White’ın şarkıları. Üç yıl aradan sonra duyurduğu yeni albüm ‘Fresh Blood’ın da alanı burası. Tek fark şu: Artık daha fazla pop’a bulaşıyor White ve insanı ilk anda tavlayan R&B kanallarını önde tutuyor. Intro’nun devamı olan ‘Rock and Roll Is Cold’ böyle bir şarkı örneğin. Ek olarak down tempo bölümleri de yok değil Fresh Blood’ın. Bilhassa albümün ikinci yarısı tümüyle ağır melodilerde ilerliyor. Baladlarla aranız iyiyse Matthew E. White’ın bu son çalışması yanınızda bulunsun.

 

belle-and-sebastian-girls-in-peacetime-want-to-dance

“Girls in Peacetime Want to Dance” – Belle & Sebastian

Belle & Sebastian, Matador Records’dan yayımlanan yeni şarkılarıyla kariyerinin tüm kırılmalarına yakın durmak isterken, bir yandan da olabildiğince uzağa ulaşmak istiyor sanki. Hayır, ‘Girls in Peacetime Want to Dance’ın kafası karışık değil. Ne yapıyorsa bilinçli. Her grubun tavrını güncellediği dönemler olur, Belle & Sebastian şu sıralar öyle bir yerde sanırım. Saykodelik ‘60’lara uğruyorlar, kapalı devre akustikten çoklu enstrüman geçişlerine yol alarak modern folk’a göz kırpıyorlar. Hepsi bu kadarla sınırlı değil. Kanıt istiyorsanız üç numaralı şarkıya gidin. Elektro disco ve bir üst sınırdan synthpop nefes alıyor burada. Yeni demek ne kadar doğru bilemiyorum, ama başka bir ekip var burada. Bazen şaşırmak bu oyunun bir parçasıdır. Belle & Sebastian 2015’te bunu istedi ve yaptı.

 

Kes

“Kamlama” – Kes

Enstrümantal müziği progresif anlayışla buluşturuyor Kes. Memleket sınırlarından yol alan bir ekip olunca ve rock’ın kabullerinden çıkış alınca akla ilk gelen Replikas, Nekropsi gibi topluluklara referans gösterilse de yolu ayrı Kes’in. Çünkü bir tek enstrümantal müziğin ayırt ediciliğine sığınmıyorlar. Ek olarak şunu da belirtelim tabii: Ne Replikas kadar deneyseller, ne de Nekropsi kadar hikayeci. Bu Kes için bir olumsuzluk belirtmiyor, sadece farklı bir alan açıyor onlara. 9 şarkılık sound’un her anında uyum, makine gibi işleyen bir akış ve güç var. Metal’den Rock ve Roll’un asabi tonlarına ulaşıyorlar ve bu anlattıklarının, anlatmak istediklerinin güzergahını oluşturuyor. Mehmet Demirdelen, Cenk Turanlı ve Emre Kula üçlüsünün ortaya çıkardığı ne yaptığını bilen, boşlukta gezinmeyen ve temelleri sağlam bir proje Kes. Umarım bir ara dönem grubu kimliğine bürünmez ve tek albümden ötesine ulaşır. 

 

The-Charlatans-Modern-Nature

“Modern Nature” – The Charlatans

İngiliz ekip için beş senelik aranın bitişini simgeliyor bu albüm. Belki daha da önemlisi onlar için tamam ya da devam arasında bir tercihti, ikinci yolu seçtiler. Birkaç sene önce Jon Brookes’un ölümüyle pes etmeyip tekrar stüdyoya kapanmaları buna işaret. The Charlatans adına kolay bir iş değil bu albüm. Etki alanı 1990’ların ilk yarısı olan, 2000’leri silik kapatmış bir ekipten söz ediyoruz. Birlikte büyüdükleri jenerasyon şu an emeklilik planları yapıyor, onlar hala sahada. ‘Modern Nature’ nesiller arası mesafeyi kapatmayı bilmiş. ‘Come Home Baby’den ‘So Oh’a, hatta ‘Let the Good Times Be Never Ending’e uğradığınızda bunu anlıyorsunuz. Hala 20’lerini yaşayan bir Tim Burgess ve formda bir The Charlatans var burada. Indie Rock’ın köklerine nüfuz ederken, günü yakalayamayı da ihmal etmiyorlar. ‘Modern Nature’ı bir yerlere not edin, dinleyin. Bunu hak ediyor.

 

romare

“Projections” – Romare

Romare, sahne dışı ismiyle Archie Fairhurst, geçtiğimiz ay yeni albümü ‘Projections’ı yayımlarken ne planladı bilemeyiz. Ama ne sadece bir dans, ne de yalnızca bir elektronik wave şarkıları var burada. Karmaşık demek ne kadar doğru, tartışılır. Net olmadığı ise gerçek. Bana kalırsa ‘Projections’ın en önemli artısı tam olarak bu. Flu kalıyor, her şeyi tek açıda değerlendirmeyi reddediyor. Günümüz elektronik cenahında yeni olmak, benzer çizgileri ezmeden dikkat çekmek zor. Romare bunun farkında ve olağandışı bir sadelikle space-folk’u yeraltı tonlarına karıştırmadan gün yüzünde tutuyor. Atmosferik vokalleri synth’lerin ardına gizlemiyor, her şey kendi görünümünde. Birbirine bağlı, bütün bir hikayenin ufak parçaları gibi ilerleyen şarkılarla Projections bir tüme varım işi. Klas deney.

 

ayyuka - sömestr

“Sömestr” – Ayyuka

Hücum kayıt bir stüdyo mesaisinin ardından ortaya çıkan materyaller sizi Ayyuka’ya ulaştıracaktır. Sadece deneysel demek yanlış değil, eksik olur. Onlar bir şeyleri deniyor, evet. Ama bulmak amaç değil burada. Esas istasyon o deneme süreçleri. Tıpkı külliyatlarındaki diğer albümler gibi Sömestr da aynı örgütün üyesi. Caz da var Arabesk de. Saykodelik de var indie de. Albümle aynı adlı şarkı açılışı yapıyor, ardından ritim bir kez bile sahneyi terk etmiyor. Uzun yürüyüşlerin şarkıları var burada. ‘Tek Teker’, ‘Geceleri Zor Uyurum’, ‘Aryton Senna’ ve sonlara gelindiğini hatırlatan ‘Bu Bir Rüya Olmalı’. Esasen hangisini yazsak, belirtmediğimiz şarkılara karşı sorumluluğumuz artar. Çünkü tek tek şarkıların değil topyekun bir albümün ağıdını yakıyor Ayyuka. ‘Sömestr’daki durum bu.

 

björk

“Vulnicura” – Björk

20 yıl öncesinden başlayarak Björk takibiyle meşgulseniz ‘Vulnicura’ sizi ters köşeye çekebilir. Eğer ilk kez bir Björk albümü dinliyorsanız da endişe etmeyin, başlangıç için pek fena sayılmayan yerdesiniz. Sözün özü zor albüm ‘Vulnicura’. Şarkı içinde şarkı barındırıyor, intro ve final bağlantısını göz önünde bulundurmuyor. Björk bir röportajında Vulnicura’nın kendisini en rahat hissettiği döneme denk geldiğini ve bu nedenle albümün her anıyla güçlü bağları olduğunu belirtiyor. ‘Vulnicura’ boyunca hayattan sözleri, not defterinden olduğu gibi yansıyan birtakım yaşanmışlıkları duyuyoruz.  Bir an olsun geri adım atmayan gürültücü eklektik sound ise albümü taşıyor. Sonuç olarak Björk külliyatının en iyisi değil Vulnicura, ama dinlemeye değer yansımaları olduğu da bir gerçek.   


Yazar: Bekir Özgür Aybar

Twitter: @bekirzgraybar