Bir after parti ve iPod shuffle’ın tesadüfi birleşimiyle ortaya çıkan Daley Padley, nam-ı değer Hot Since 82, İngiltere çıkışlı bir müzik prodüktörü ve DJ’i olarak kalbimize ve kulaklarımıza çoktan altın harflerle kazınmış durumda.

2012 yılından beri popülerlik kazanmaya devam eden DJ kalabalık bir İngiliz ailenin dört çocuğundan biri. Bütün aile üyelerinin ve özellikle babasının desteğiyle bugünlere kadar gelebilen Padley, 17 yaşında profesyonel anlamda eğitim almaya başlayıp her pazar günü mahallesinde bir kulüpte 12-13 saatlik setler çalarak kendini geliştirdi. Bunları takiben 2006’da Amnesia’daki Cream Ibiza’da resident dj’liğe yükseldi. Müzik tarzına karar vermede gelgitler yaşamaya başlayan İngiliz, 2007’nin sonlarına doğru kendini yeraltı dünyasına daha yakın buldu. Bunlara rağmen bir süre müziğe ara verdi ve doğru yolu bulup ruhunu dinlendirmek amacıyla inzivaya çekildi.

Uzun bir süre ortalıklarda gözükmeyen Padley, bu sessizliğini 2010 yılında bir gece gezmesinde ilginç bir şekilde sonlandırdı. Bulunduğu bir after partide müziğin kesilmesi sebebiyle kendi iPod’unu takan Hot Since 82‘nin kendi prodüksiyonu olan bir parça çalmaya başladığında dinleyicinin tepkisi bile bu parçanın popüler olacağını daha o andan gösterdi ve bu reaksiyon onu tekrar müzik dünyasına geri getirdi. Dünyaca ünlü Danimarkalı prodüktör Noir ile iletişime geçti ve 5 Eylül 2011 itibariyle “Let It Ride” yaz mevsiminin vazgeçilmez bir parçası oldu. “Let It Ride”, Beatport ve birçok global müzik listelerinde zirvelere oynadı ve böylece Daley Padley resmi olarak Hot Since 82 olarak tanınmaya başladı.

O zamandan bu zamana hızını asla kesmeyen prodüktör Pete Tong‘un BBC Radio Essential Mix Show‘unda çaldığı muhteşem iki saatlik set, çıkardığı albüm “Little Black Book” ve şu anda bulunduğu yeni plak şirketiyle aynı ismi taşıyan “Knee Deep In Sound” gibi birçok müzik etkileşimlerinde bulundu..

Peki onu nasıl bu kadar iyi biliyoruz? Buna katkı sağlayan parçalardan biri tabii ki hala kulaklarımızın pasını müthiş bir şekilde silen Green Velvet‘in “Bigger Than Prince” adlı parçasına yapmış olduğu başarılı remix.

Başarılarının yanı sıra kısa bir süredir gündemde olan TAKEN adlı projesi ise dinleyicileri kaçırmaya yönelik. Birkaç raver’ı alıp onları bilinmedik ve “bilmedikleri” bir underground mekanına götürüp gizli bir “gig” düzenleme amacı taşıyor. Kısacası bildiğimiz gizli partilerden. Bu bir alışveriş merkezinde de olabilir, ya da bir garajda da.

30’larına merdiven dayamasına rağmen hala enerjisini kaybetmeyip işini büyük bir özenle ve istekle yapan prodüktör, başka bir dünyaya ait olduğunu vurguluyor röportajlarında. Oradan oraya koşturup Ibiza’da, Toronto’da, Watergate-Berlin’de, Warung-Brezilya’da, kısacası dünyanın birçok yerinde unutulmaz performanslar sergilemeye devam etmekte.

Yazımı sona erdirirken buraya Warehouse esintili 1 saate yakın süren Steve Lawler ile b2b yaptığı setini bırakıyorum.