H

er hafta, birbirinden tamamen habersiz ve ilgisiz, ancak dönemin aynı sepetiyle elma toplayan grupları tanıtmaya başlayacağım. Yani zaman makinasında tozlu raflarda unutulmuş ve genellikle tek bir parçayla anılan grupları okuyup dinleyeceksiniz. Single plakların gücüne, gizlice kulüplere gidip bıyıkları henüz yeni terlemiş veletlerin konserleri sonrasında hayatlarını değiştiren milyon dolarlık plak sahibi şirketlere ve yüzüne gaz maskesi takıp yaklaşık 25 senedir tozlarından ayrılamayıp “plak odalarında antopologculuk” oynayan plak dükkanı sahiplerine saygılarımızı sunalım.  Keşif yazılarımızı henüz üzerine ayak basılmamış topraklar değil, keşfedilip unutulmuş topraklar olarak algılayıp başlayalım.

Balıketi kızların göbeğine damlayan yeşil renkli dondurma damlacıkları, uzaklardan boğukça duyulan Hendrix parçaları ve ilerlemeyen trafiğin öteki tarafı, kornaların bitmek bilmeyen siniri. Kırılan topuklu ayakkabıların tek tesellisinin onları denize atıp yalın ayak dans etmek olduğu ortak rüyaların bu küçücük döneminde, cici dansların ve çarpık bacakların beklediği umursamaz erkekler, çok sonraları bulacakları sahipsiz bir üstü açık arabada sevişeceğini bilemeyebilirlerdi. Ancak muhafazakâr ailelerin devam eden “Bettie Page gibi olacaksın” paranoyasının aslında başka bir şey çıkması da şaşırtıcı değil. “Anne, bir süreliğine yokum,” notunun daha da korkutucu olması, belki de baba tarafının gece çıkmalarına bir göz kırpmasıyla idare edildiğini, ancak “nereye kadar” kontrolünün de şeytanın uzun tırnaklarına emanet edildiğini gördük, hala da görüyoruz. Şeytanın uzun tırnaklarından kastettiğimiz, tabii ki müziğin “teslimiyetçi” ve korkutucu güzellikteki çağrısıdır: Her şey mümkün!

1962’de kurulan The Premiers tayfası, Perez kardeşlerinin gitar ve davulda olduğu bir California grubu. 64’te çıkardıkları “Farmer John”parçasıyla kariyerlerinin üst noktasına gelmişlerdir, ancak çoğu grup gibi, iki sene sonra patlayan LSD akımına girememiş ve “mid-60’s garage band” olarak arşivde kalmıştır. “Get On This Plane”, belki de psych / fuzz alanında zihin açan, cesaret isteyen, beğenilmediği sürece “çok kötü” ve aşk-nefret ilişkisine benzer bir düzeydedir.

Martha Reeves and The Vandellas ve Marvin Gaye gibi isimlerin Motown şirketine sağladıkları gelir ve cesaret, funk / soul şarkıcısı Calvin Arnold ismine pek yaramış. 1968’de, henüz disko çağının tavanda dönen topla tanışmasından önce, funk müziğini San Francisco’da dinleten ve Haight-Ashbury tayfasının bir süreliğine dikkatini çeken “Funky Way” parçası, Motown ile ilişkisini düzeltmese de, bağımsız plakçıların vazgeçilmez tutkusu olmuştur.

Ritim ve blues grubu olarak bilinen Johnny Jones and The King Casuals grubu, parça “üretmek” yerine daha çok “okumak” ile de bilinen ve çeşitli grupların bir çeşit “tanıtım” parçalarını “strong cover”olarak tanıtan Nashville, Tennessee’li elemanlardır. Aralarından en bilindiği, tabii ki Jimi Hendrix’in Purple Haze parçasıdır.