Yazının ikinci bölümünde (birincisi için şuraya) erotizm ve pornografi arasındaki farkı müzik sektörü çerçevesi içinde inceleyeceğim.

Raks etmesini bilen bir tanrı ancak Nietzsche’nin ölümsüz erotizmi olabilirdi.

“Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacını unutma!”
Zerdüşt Böyle Diyordu

Erotizm doğrudan ölümle ilgilidir önermesi yanlış olmazdı. Yaşamın geldiği noktada ölümü yenmek insanoğlunun biricik gayesiydi aslında. Erotizm ile bunu zafere çevirdi. Biricik zafer.

20.yüzyılın eşsiz gösterme isteği ile üretilen imgeler ne bir kimlik taşıyor ne de bir duygu içeriyor. Makinalaşmanın bireyi doğrudan sömürdüğü yadsınamaz bir gerçek.

Kalbin bulunmadığı, bireyin hikayesinin onun varlığı ile ilişkisinin kesildiği anda erotizm kendini pornografiye devreder. Toplumda bu durum bastırılarak doğurganlığa çevrilir çoğu zaman. Kız çocuklarının içselleştirdiği erotizm, kadın olma algısı evcilik oyunlarıyla seri üretime devredilir. Erkekler ise duygularını bir yana bırakmaz zorundadırlar. Böylelikle erotizm değil sert ve sadece gösterilenden oluşan sığ pornografi kaçış yolu için iyi bir sığınak halini alır. Bu uyumak için mastürbasyon yapmaktan daha fazla otomatiğe bağlanmış, daha fazla kötülük barındıran bir ruh halidir. Sosyal hayat içinde de erkek olmak için erkek gibi atar adımlarını.

Erotik etkinliğin prensibi, varlığın yapısını zirveye çıkarmak ve orada imha etmek üzerine kuruludur. Anımsadığımız korku,kuşku,saçmalık mucizenin kendiliğinden bedenlerimizde var olduğunu hatırlatan duygulardır.

“Bütün biçimlerin bir arada var olabileceği ve var olduğu bir kürenin,adıydı sanat.Sanat artık her şeyi deneyebilir,her şeyle oynayabilirdi.Ama amaç artık birilerine karşı çıkmak değildi.Artık bir düşmandan,karşı çıkılacak bir sistemden söz etme olanağı yoktu…Sanat artık özgünlüğünü yitiriyordu.Sanat,kendisine gönderme yapa yapa sonunda kendisine dönmüştür. McLuhan’ın dediği gibi sanat artık bir”mozaik”oluyordu. Tamamlandığında sadece kendi serüvenini anlatan bir mozaik…”(Kahraman 30)

Günümüzde duyguların yerini elektronik ortamlarda akan suratlar, duygusuz donuk bakışlar aldı. Zamandan geri kalmadan kendi geleneklerini bireyselliğinden ödün vermeden yaşamak en zoru ama en güzel olgun insan halidir.
Müzikte yavanlığa başlanılan yer elbette ki şarkı sözlerin fazla da anlam taşımadığı sadece insanın kafiyesinde canlanan tekniğini çokça kullanan pop müzikti bana kalırsa. Tin ve ten aynı karede görünmez oldu.

Sektörün çokta parlak olmayan yaratma çabasına katılan furya elbette ki ona hizmet etmek için telaşa sürüklenecek, tüketilen olmayı göze alarak filtrelenmiş kusursuz bedenleriyle pornografiyi doyuracaktı. Amerikan toplumunun beğeni ve ilgilerine dayanan bakış açısıyla,sanat yüksek kültürden uzaklaşırken,ilgi çekici olan Pop Sanatını beğeni listelerine almış oluyorlardı. (Makina Olarak Andy Warhol)

İnşa edilen biçimsiz ve aynı türün bir farkı dolayısıyla da farkın aynısı ürünler yaratmak bunları kusursuz bir reklamla sunmak alıcıda müthiş bir haz uyandırmak… Oysaki insan bedeni asla kusursuz olamazdı. Kusurlar bizim küçük farkımızdı, bizi özel kılardı.

Eskiden yeniye doğru giden bir sıralama ile devam edeceğim.

Laura Branigan’ın maskeli erotizmi çok etkileyici. Bedenin bir ait olma hikayesi var. Maskeli anlatım benliğin kaybolmuşluğuna atıfta bulunuyor da diyebiliriz. Sözler ise aitliği simgeliyor..”al beni kontrolüm sende..”

Tarihsel süreçlerine göre video eleştirilerini ise 90’lı yıllar ile başlatmak ve o yıllardaki yayınlanan videoların şok etkisi yarattığından bahsetmek yersiz olmaz.

Bugün pornografiden söz ediyoruz. Editlenmek zorunda kalmıştır ve 1981 yılında şok etkisi yaratmştır.Duran Duran’ın amacı zaten provakatif olmak ve videoyu gece kulüplerinde ve playboy gibi kanallarda yayınlatmaktı.

Provakasyon, son yirmi yılın en itici gücüydü.

Klip beden silüetlerinin tuvale yansıtılmasının kareleri ile başlıyor. Bir gösteri olduğunu anlamanız zor değil. Fısıldayarak bu hayatın içinden çıkmak için dans pistinde kendini göstermenin yeterli olduğunu söylüyor. Ruh, müziktedir dediğin de ise şarkının çizgisi değişiyor. Erotizm ile pornografi arasındaki ince çizgidedir bu video klip.

“You try everything you can to escape
The pain of life that you know [life that you know]
When all else failsyou long to be
Something better than you are today”

Rammstein “Pussy” ile her şeyi gösteren erotizmin insana ait gizemini pornografinin yoksunluğuna tercih eden bu tür videolarda kanal değiştirmeyi öğütlüyor sanki…

Daha sert ve daha azgın demek,daha seksi demek değil çünkü”(1)

“Arzuyu doruğa taşımayı arzulayan erotizm,aşırılıktır.,sıvıların aşırı bolluğu ve dolmasıdır,mutlaklaştırılmış bir “taşkınlık”tır.Bu noktada,erotizm ile pornografi arasına yeni bir nüans katılabilir.Pornografinin yetinebileceği nesne sahiplenmesi yada duyumların durgunluğundan ziyade,erotik aşırılık yada yücelim enerji atılımı olarak değerler taşır”…erotizm ısrardır,sürmekte olandır,sertçe,yoğun biçimde sürendir;pornografi ise andır,az çok başarılı bir şekilde gerçekleştikten sonra hemen kaçıp gidendir…”(2)


Björk fiber cinselliğe yöneliyor. Bu sefer vücut mutasyonuna alan tanıyıp cinselliğin farklı boyutlarına değiniyor.

Sosyal eleştirmen ve Amerikalı akademisyen Camille Paglia’nın Lady Gaga ile ilgili dedikleri durumu özetliyor. “Onu plastik bir androide ya da kuklaya benzetiyor Paglia. O kadar klinik ve antiseptik ki, erotik olamaz diyor. Tuhaf, soğuk ve mekanik.”

Lana Del Rey ise tuhaf bir bıkkınlık ifadesi ile bizi karşılıyor bu video klipte. Hikayenin hüznü ifadesizliğin donukluğu ile havada kalıyor.

MTV furyasının realite show dönemlerinden kalan küçük star algısının sürdürülen güncellemesi Miley Cyrus. Hatları itibariyle zaten belirtilen ve gösterilen sexy skalasında sınıfta kalırken ışık oyunları bile yetmiyor.

“Tabi ki videolarda,erotizmi tanımayacak yaşta bir kitle söz konusu olunca,ancak pornografik olmaya başladı.Eskiden sanattan söz ederdik.Artık bir nevi bir kuşağın belgeseli gibi görüyoruz bu videoları.”(3)

Nicki Minaj’ın “Super Bass”deki ruhsuz neon renkleri gibi…

Sia bu klip için pedofili söylentilerini zaten beklediğini belirtmişti. Dans ve tınının muhteşem serüveni yine göz doldurmaktan başka bir şey yapmıyor. Bu klipte pedofilinin izine rastlamasam da erotizmi zirvede fazlasıyla yaşadığını söyleyebilirim. Ruhu şekillendiren kalbin esnekliği, oyuncuların performansların da kendine yeni bir kişilik çiziyor. İki ayrı birey ikisinin de ayrı ruhu var bu yüzdendir ki dans koreografisindeki hareketler, adımlar farklı ama bir o kadar da armonik. Şarkı, video kliple beslenmiş adeta.

Film kesinlikle erotizmi barındırmıyor. Film boyunca bir oda var ve orada sex oyuncakları ile gönül hoş tutuluyor bu kadar. Tek can alıcı nokta olması planlanan kadın karakterimizin bakire olması üzerine o kadar “oynamamışlar ki” karakteri, ne kutsal bakire bereket ana gibi görebiliyorsunuz ne bakireye yapılan mazoşist uygulamalar içinizi gıcıklıyor ne de kendini erkek karakterimize teslim ederken aşkı iliklerinizde hissediyorsunuz. Bu kadar cansız vurguyu hayatımda ilk defa gördüm diyebilirim.

Erotizm duygunun yoğunluğu ile soluğunu kesen bir bakış,bir dudak kenarı veyahut korku dolu sıcaklığın içinde bu filmde ise hiç bir yerde. Lakin şarkı ve Beyonce işi çok zirvede tutarak kan akışımızı bize hissettiriyor. Parmak uçlarımızdaki doku kabarıyor.Bazı temel ögeler kullanılmış olsa da klip, müziğin alışverişi ve çok sesliliği ile bunu içine yediriyor.

Basit bir slow motion çekim,boğuk bakışlar,parlatılmış dolgun kalçalar,yavaş hareketlerle pornografiyi kavramak hiçte zor değildir. Zor olan duygularınızdaki hevesi bedeninizden geçirip ruhunuza yedirmenizdir.
Bir sanatçı yaşamanın yolunu yaratmak ile bulmuş en erotik öğedir aslında. Ruhu şekillendiren düşüncelerini, tecrübelerini, korkunç hislerini gerçek hayat ile paralelleştirerek yaradılışın ritmini yakalayandır aslında.Sanatçı olmanın karşı konulamaz bir gizemi vardır.Bu gizemin içinde derin bir yoğunluk vardır.Ağıt yakan,şiir okuyan,operalar seslendiren,piyano çalan ruhun ete bürünmüş halini her haliyle yansıtan sanatçının hayat ile ilişkisi hiç bitmez.Ölümün erotizmi en çok onu ilgilendirir.

(1.3)Pop Kültürü ve Görsellik Üzerine-Seda Niğbolu-Bant Mag-Nisan 2013 Sayısı
(2)Erotizm-Roger Dadoun Syf:30-31 –KÜLTÜR KİTAPLIĞI