340253_10150496183221402_545084853_oNesiller boyunca siyahlara bürünerek karanlığa tapan hayranları, 13 stüdyo albümleri, 27 milyon satış rakamları, sürekli değişen grup üyeleri  ve 33 yıl süren kariyerleri ile The Cure alternatif rock’ın neredeyse atası olur. Sonic Youth, Joy Division ve The Smiths’in yanı sıra onlarda ‘Indie’ tarzının mimarıdır. The Cure’un öncülüğü olmadan  Marylin Manson, The Smashing Pumpkins, My Chemical Romance, Mogwai ve  Muse düşünülemezdi.

Robert Smith’in 1976 da Okul arkadaşlarınla birlikte  kurduğu The Easy Cure grubu ile başlar her şey. Dört kişiden oluşan bu grup (Robert’in yanı sıra, Michael Dempsey, Lol Tolhurst ve Porl Thompson) hemen kendi şarkı sözlerini yazarak kayıta geçerler. ‘Killing an Arab’ ve ’10:15 Saturday Nigt’ parçaları  da o sıralar oluşur. 1977 Ariola Hansa tarafından  yönetilen ulusal müzik yarışması ‘Battle of the Band’e katılarak, debut single ve ilk albümlerini yapma şansını bu yarışmayı  kazanarak yakalarlar. Fakat onları Pop camiasında yeni genç nesil olarak yönlendirebileceğine inanan Hansan’ın aksine Robert’in Smith’in  başka planları vardır. Müzik konusunda bir anlaşmaya varamazlar ve  neredeyse yarışmadan bir yıl sonra,albüm hayalleri suya düşer.

10:15 Saturday Nigt

1978 Yılında grup Porl Thomson ile birlikte ‘Easy’ ismine de veda ederek The Cure olur. The Cure dört parçadan oluşan demo kasetlerini çeşitli plak şirketlerine yollayarak Chris Parry, A&R ve Polydor’un ilgisini çekmeyi başarır. Bu yetenekli gençleri kaçırmak istemeyen Fiction Records hemen onlar ile bir sözleşme imzalar. Derhal ilk single çalışmalarına başlayan The Cure 1979 yılında önce ‘Killing an Arab’ ardından ‘Three İmaginary Boys’ (daha sonra is ‘Boys dont cry’ olur) albümünü yayınlar.

Killing an Arab

The+Cure+cureThe Cure parçaları karanlık, dipsiz görüntüler ve depresyonla doludur. Pop basınında Robert Smith utangaç, somurtgan, ani sinir krizleri geçirebilen, ben merkezci megoloman bir kişilik olarak tarif edilir. Dahilik ve delilik birbirine çok yakındır sözü o sıralar sanki Robert’in The Cure grubu için söylenmiştir. Yeni bir müzik akımı olan Gothic-Rock’a hayat veren gruplar arasında yer alan The Cure aynı zamanda bu tarzı aşağılarda. 1980’lerin başında oluşan Gothic kültürü, giyim tarzınla ve müziğiyle umutsuz bir dünyayı temsil etmektedir.

Tam o sıralar yapılan kasvetli ve içe dönük olan albüm üçlüsü ‘Faith’, ‘Pornography’ ve ‘Disintegration’ neredeyse sürekli mutsuzluk modunda olan genç hayran kitlesini de Robert’in bulunduğu o karanlık kuyuya çeker. Özellikle “The Top”, “Head On The Door” ve “Kiss Me, Kiss Me, Kiss Me” albümleri, hızlı, renkli ve pozitif pop müziğinin tam karşıtıdır. Dram, mani, umutsuzluk ve uyuşturucu taşkınlığı içinde yazılan ”The Drowning Man’ ve ‘Lovecat’ gibi intihar şarkılarınla Robert Smith zamanın depresif gençliğindeki o kaybolma hissini yansıtmaktadır.

The Top

Müzik Dünyasında hala ayakta duran The Cure grubu,diğer 80lerin starlar gibi kendi cover grubu olarak ayakta kalma çabası yerine yeni şarkılar yazarak kendi alanında devlerden biri olduğunu ispatlamıştır. Dağınık saçları ve makyajından ödün vermeyerek bu günlere gelen Robert Smith, gençlik depresyonunun sesi olmayı da bir kenara bırakarak müziğine farklı bir nüans katmıştır.