İ

ncelemenin ilk bölümünde Liverpool’la özdeşleşmiş “You’ll Never Walk Alone”u, 12 Dev Adam Marşı‘nı ve Blur‘ün unutulmaz parçası “Song 2″un tarihi öneminden bahsetmiştim. İkinci bölümde ise Barcelona’nın dillere takılan şarkısı “Cant del Barça“, England Rugby’nin milli marşı “Swing Low Sweet Chariot”ı ve NBA’e damga vuran “Sirius/ Eye In The Sky”ı mercek altına alacağım.

“Cant del Barça”

Hangimiz bu marşı duymadı ki? Son 10 yıldır dünya futbolunu domine eden, sporun geleceğini tek başına elinde tutan bir takımın marşından bahsediyoruz. Ronaldinho, Xavi, Messi, Suarez, Neymar, Puyol gibi isimlere ev sahipliği yapmış bir stadın marşından bahsediyoruz. Cant del Barça, 1974’te Barcelona’nın 75. yaşı için sipariş üzerine hazırlatılan ve o yıldan beri Barcelona’nın her başarısının mimarlarından olan bir parça. Marşın bestesi Manuel Valls tarafından, sözleri ise Jaume Picas/Josep Maria Espinas tarafından hazırlandı. Açılışı ise muazzam bir gösteri haline getirildi ve 3500 kişilik akıl almaz bir koro tarafından seslendirildi. 74’ten beri de Camp Nou‘da oynanan her maçın başında taraftarın katkısıyla futbolculara ilaç şeklinde sunuldu.

Peki şarıkyı özel kılan neydi?

Bilindiği üzere Barcelona, İspanya’da yaşayan Katalanların ana vatanı. Henüz bağımsızlığını ilan etmemiş olsa da bu ayrım pek uzak gözükmüyor, lakin durum her zaman böyle değildi. Cant del Barça 1974 yılında çıktığında, Katalanların takımı olan Barcelona’yı kenetlemeye başladı. Sözlerinde geçen bir söz “Bir bayrak hepimizi kardeşlik altında topluyor.” durumu özetlemek için ideal bir örnek. Parça Barcelona’nın evinde çalması üzerine çıkarılsa da, toplum üzerinde psikolojik bir önem taşıdığını da inkar edemeyiz.

Tabii bir başka neden de, Barcelona’nın evinde yakaladığı başarılar. Avrupa’yı dize getiren oyunları ile kıtanın her köşesinden takımları sahaya gömen, dünya çapında milyonlarca izleyiciyi ekranlara kilitleyen bir takımın marşı tabii ki de öneme sahip olacak.

“Swing Low Sweet Chariot”

Rugby ülkemizde şimdilik pek tanınmasa da Britanya İmparatorluğu’nun zamanında el attığı her ülkede oynanıyor. Amerikan Futbolu’na benzetmeleri ile tanınan spor, başka Ada olmak üzere, Güney Afrika, Avustralya, Yeni Zelanda, Fransa, İtalya, İrlanda ve Fiji gibi ülkelerin en popüler sporlarından biri. İngiltere’de ortaya çıkan spor, bir takım çocuğun futbol oynarken sıkılıp topu eliyle taşıması ile başladı. Yıllar sonra tüm ülkeye yayılan spor, asil kesimin favori sporu haline geldi. İngiltere Milli Takımı’nın marşı olan Swing Low Sweet Chariot ise rugby kültürünün tüm dünyada oturmasına ve yayılmasına yardımcı olan bir etken olarak tarihe geçti.

Peki parçayı özel kılan neydi?

Swing Low Sweet Chariot, aslen 1909’da Fisk Üniversitesi‘nde Fisk Jubilee Singers‘ın kaydettiği bir kilise parçasıdır. Özellikle Oklahoma bölgesinde, İnsan Hakları protestolarının sükse yaptığı dönemde popülerleşen parça Woodstock’ta Joan Baez‘in seslendirmesi ile Amerika’nın en popüler parçalarından biri haline geldi.

Yıllar sonra Ada’ya taşınan parça, rugby klüplerinin arada sırada stadyumlarda seslendirdiği bir marş haline geldi. Fakat spor tarihine etkisi 1988’de İngiltere’nin İrlanda ile oynadığı bir maçta gerçekleşti. Olayın gelişimini anlatan bir videoyu aşağıya bırakıyorum.

İşte bu şekilde İngiltere’nin marşı haline gelen Swing Low Sweet Chariot, o seneden beri bir çok farklı milli takım karşılaşmasında rugby kültürünün getirdiği sportmenlik ve kardeşlik değerlerine vurgu yapmak için söylenildi. Tabii 2003’te İngiltere’nin Rugby Dünya Kupası’nı kaldırması ile Swing Low Sweet Chariot Ada’da tarif edilemeyecek bir gurur kaynağı haline geldi.

Ella Eyre’in 2015 Rugby Dünya Kupası için coverladığı marşı dinlemek isteyenleri de aşağıya davet ediyorum.

“The Alan Parsons Project – Sirius/Eye In The Sky”

Evet son durak olan NBA‘e gelmiş bulunmaktayız. The Alan Parsons Project‘in Sirius/Eye In The Sky ikilisi 90’larda basketbolseverlerin gönlüne taht kurmuş parçalardan biri. 1982’de Sirius albümünde yer alan bu iki parça NBA takımları tarafından oyuncular sahaya çıkarken motivasyonu ateşlemesi için kullanıldı. Sirius’un intro’suyla sonradan Eye In The Sky’a geçilen açılışta stadyum bu parça ile inler, 90’ların unutulmaz zevklerinden biri haline gelirdi. Phoenix Suns, Utah Jazz ve Milwaukee Bucks tarafından da kullanılan parça Amerika’daki ününü Chicago Bulls ile yaptı.

Peki parçayı özel kılan neydi?

Çoğumuzun bildiği gibi Chicago Bulls, 90’larda NBA’i domine eden bir takımdı. 1991’den 98’e kadar 6 şampiyonluk kazanan efsanevi ekip Michael Jordan, Scottie Pippen, Horace Grant, B.J Armstrong’dan oluşuyordu. Bu “Altın Çağ”da Bulls’un sahası United Center Playoff maçlarından önce Sirius tarafından inletiliyordu. 98’den beri süren düşüşe rağmen sağlam bir takipçisi olan Bulls ve Altın Çağ’ında kazanılan 6 şampiyonluk her zaman The Alan Parsons Project’in Sirius ve Eye In The Sky ikilisi ile özdeşleşti. Basketbol severlerin unutamayacağı parçanın 97 sezonu final maçındaki introsunu dinlemek için aşağıya davet ediyorum.