90’ların efsane plak şirketi, gençleri indie barlarda hem üzen hem kopartan grupların prodüksiyon sahibi Sub Pop’tan bir cevher daha: Foals. Size başarının anahtar kelimelerini sunuyorum: 2010, Sub Pop, İngiliz. Tumblr’cılığın, Vintage’cılığın ve bunlarla birlikte doğal olarak Indie’ciliğin tavan yaptığı 2010 dönemleri ile birlikte, isteseler de kötü müzik yapamayan İngiliz müzisyenleri ve yeteneğin kokusunu aç bir köylü çocuğunun pişen tereyağının kokusunu aldığı gibi alan Sub Pop plak şirketiyle birlikte, Foals’ın başarılı olmaması garip olurdu zaten.

Foals kelime anlamı olarak taylar anlamına geliyormuş. 2010’da beş adet gencin kurduğu gruba bu ismi neden verdiklerini anlayamadım, zira babam bana “tay gibi giyinme, dışarısı çok soğuk hasta olursun” derdi hep soğuk havalarda. Bununla bir bağlantı kurabildiğimi söylersem yalan olur. Şaka bir yana, kurulduğunda grup lideri de dahil henüz 20’sini geçmeyen elemanlardan oluşan topluluk, bizlere İngiliz gruplarının başarı öyküsünü hatırlatıyor: Yine 20’ler, yine İngilizler ve yine hit olmayı bekleyen şarkılar. Oxford çıkışlı grubun ilk stüdyo albümleri, 2008’de yayınlanan Antidote.

Foals-Antidotes-cover-album

Antidotes (2008)

Çıktığı anda kötü giden müzik piyasasına bir panzehir gibi geldi deyip başlık esprisi yapmayı çok istediğim albüme ne yazık ki böyle başlayamıyorum. Yanlış anlamayın, 20’li yaşlardaki bir grup genç için oldukça başarılı bir albüm ancak bir klasik değil. Yine de, ileride kendilerini geliştireceklerine dair büyük bir umut kapısı. Red Socks Pugie, Balloons, Electric Bloom ve Cassius albümün öne çıkan şarkıları. Bu albümü hemen es geçmeyin, içindeki labirentte aranıp bulunacak güzel bir ruh var.

 

Print

Total Life Forever (2010)

Grup üyeleri aynı evde takılıp sigaracılık, gitar çalıp eğlenmecilik ve eve kız atıp ne kadar yetenekli müzisyenler olduklarını onlara göstermecilik yaparlarken, içlerinden bir tanesi: “Ne yapıyoruz lan biz? Kalkın iyice mayıştınız, bi’ dışarı çıkalım da soğuk, temiz hava alalım” demiş ve sanırım biraz fazla yürüyüp İsveç’e gitmişler, İsveç’in hafif ısıran soğuğunda bu albümü kaydetmişlerdir. Albümün tanıtımında, albümün içindeki şarkıların melodileri için “ölmekte olan bir kartalın düşledikleri” tanımını kullanan grup üyelerine karşı, bu tanımı ilk duyduğumda gözlerimi kırpmadan 1 dakika boyunca bakıp ‘evet’ anlamında kafamı salladığımı da belirtmek isterim.

Albüm öncesi çıkan ilk single çalışmaları olan Spanish Sahara tam bir hit olmuştur. Dinleyicinin yanıldığı söylenemez zira fevkalade bir kayıttır. Bir grup için tanınmanın ve başarının anahtarı olan dizilerde kendi şarkılarının kullanımı olayı da işlemiş, Spanish Sahara Entourage, Misfits, Skins gibi başarılı ve popüler dizilerde kullanılmıştır. Bunun dışında, Miami, Blue Blood, 2 Trees, After Glow gibi kayıtlar da albümü nefis yapan unsurlar arasındadır. İlk albümden melodik ve lirik anlamda çok daha ileride olan Total Life Forever, son ve mükemmel albümün habericisi olmuştur.

Foals-Holy-Fire-Review1

Holy Fire (2013)

Biliyorsunuz ki onlarca grup, müzisyen biliyoruz, bunların toplamda yüzlerce olan albümünü ezberimizde tutuyoruz, albümlerinin içini açınca binlerce şarkı ile karşı karşıyayız ve çoğunu aklımıza yazıyor, bunların da on binlerce liriğini ezberimizden söyleyebiliyoruz. Şu müzik işine verdiğimiz özenin, zamanın ve emeğin onda birini ÖSS’de kullansaydım şimdi doktor olmuştum, hiçbirinizi tanımıyordum. Bunlara bağlı olarak, zaman geçtikçe ve yeni gruplar çıktıkça her şeyi akılda tutmak zorlaşıyor. Zira diyeceğimi şudur ve sırf bu cümleyi demek için bu kadar uzatıyorum; başarılarını her yeni albümlerinde orantılı olarak arttıran grupları seviyorum, akılda tutmak kolay oluyor. Bu demek oluyor ki, son albümleri olan Holy Fire en başarılı albümleri.

Albüm öncesi çıkan ilk single çalışmaları Inhaler, enfes bir albümün bizi beklediğinin bir habercisidir adeta. Daha sonra da başarılı grup olmanın namından ve şanından olan Later Wih Jools Holland’a katılımını gerçekleştiren topluluk, burada da albümün bir diğer hit’i My Number’ı  söylemiş ve albüme karşı salyalarımızı tutmaktan bizi vazgeçirmiştir, zira artık pirzola kokusu almış köpek gibi zıplamaktayızdır. Single’lar ile bütün hitleri harcayalım, albümü satın aldıralım yoluna gitmeyen grup, en iyisini sona saklamışlardır: Late Night. Fevkalâde bir müziği, akıl dolu sözleri ve sanat kokulu klibi ile albümün en iyisi olmayı hak eden kayıt hiç şüphesiz Late Night olmuştur.

Bitirirken

Kendimi asla bir Indie sever olarak tanımlamadım, yani tamam Indie tarzını severim ancak benim için olmazsa olmaz değildir, biraz eski kafalı bir herifim. Fakat tüm bunlara rağmen, Foals gibi gruplar, tam anlamıyla sanat icra eden bu gruplar, bana bu tarzı iyice sevdiriyor ve de benimsemi sağlıyor. Umarım sizlere de öyle oluyordur zira bunu hak ediyorlar.