trainspotting4

Ufffh abi Fight Club gibi film yok yaaaa!!”, “Requiem For a Dream çılgın film abi, hele sonu ;)))” tarzı muhabbetlerin yapıldığı ortamların baş tacı filmlerinden Trainspotting’i işliyoruz bugün. İslam hoşgörüsünü hiç görmemiş, gelenek ve göreneklerimizi ciddiye almayan, Ramazan’da bile cima yapıp serhoşluk veren maddeler kullanan bir grup İskoçyalı gencin anlatıldığı film, özellikle Gezi Parkında aktif olan yurdum gençlerinin favori yapımlarından.

Irvine Welsh’in aynı adlı romanından (ülkemizde Siren Yayınlarından çıktı) uyarlanan film, başarılı bir yeraltı edebiyatı öyküsü. Genel olarak uyuşturucu üzerinde olan yapım, uyuşturucunun ne kadar kötü bir şey olduğunu bize gösteren kamu spotlarından biraz daha farklı bir kulvarda gidiyor. Ve bunu yaparken de, uyuşturucu kullanımını hobi düzeyinden biraz daha yoğun tutan birtakım müzisyenlerden de yardım almıyor değil. Bugün onları işleyeceğiz, oldukça başarılı bir soundtrack listesi sizi bekliyor: 

Iggy Pop – Lust For Life

“No more beating my brains, with the liquor and drugs…”

Filmin başında, belki de tüm zamanların en efsane açılış sahnesinde çalan şarkımız. Polislerden koşarak kaçan ana karakterlerimiz, bunu yaparken arka ses eşliğinde yine efsane olan bir monologu okuyor: “Choose life. Choose a job. Choose a career. Choose a family. Choose a fucking big television, Choose washing machines, cars, compact disc players, and electrical tin can openers. Choose good health, low cholesterol and dental insurance. Choose fixed-interest mortgage repayments. Choose a starter home. Choose your friends. Choose leisure wear and matching luggage. Choose a three piece suit on hire purchase in a range of fucking fabrics. Choose DIY and wondering who the fuck you are on a Sunday morning. Choose sitting on that couch watching mind-numbing spirit-crushing game shows, stuffing fucking junk food into your mouth. Choose rotting away at the end of it all, pissing your last in a miserable home, nothing more than an embarrassment to the selfish, fucked-up brats you have spawned to replace yourself. Choose your future. Choose life . . . But why would I want to do a thing like that? I chose not to choose life: I chose something else. And the reasons? There are no reasons. Who needs reasons when you’ve got heroin?” Sanırım daha fazla söze gerek yok.
 

New Order – Temptation

“Tonight I think I’ll walk alone, I’ll find my soul as I go home…”

Tam böyle ortamların adamları olan New Order’ı burada görmesek şaşırırdık zaten. Gece klübü şarkısı olarak çalınan kayıt, ana karakterimiz Renton’un club’un ortasında tek başına dikildiği anda çalar. Yalnız dikilirken ne kadar karizma yapılabileceğinin adeta ders niteliğindeki sahnesine son derece güzel oturur.

Sleeper – Atomic

“Uh-huh make me tonight, tonight make it right…”

Sözlerine bakarak “dalga mı geçiyorsun lan sen bizimle???” diyerek eli sopalılara katılmayın, beni bulmaya çalışmayın. Güvenin bana, bu şarkı oldukça güzel. Yine club sahnesinde, esas oğlan esas kızı tam görmeden önce başlayan, içi kıpır kıpır eden şarkımız, pek oynak ve bizi kendimizden geçiriyor. Aslen Blondie’nin olan şarkıyı Sleeper da güzel kotarmış. Anneanne evinde dinlemeyiniz!

Blur – Sing

“I can’t feel, ‘cos I’m numb…”

Eğer filmi bilmemek gibi bir cahillik yaptığınızı düşünürsek, yine de şu ana kadar “oha neler oluyor lan, Iggy’ler, New Order’lar, Blur’lar” dediğinizi duyar gibiyim. Filmin en güzel yerlerinden birinde giren bu fevkalade Blur şarkısı, örnek olarak koyduğum sözlerinden de anlayabileceğiniz gibi filmin ruhuna zaten oldukça uygun bir kayıt olmuş.

 

Lou Reed – Perfect Day

Just a perfect day, you made me forget myself. I thought I was someone else, someone good…”

 Bu şarkı hakkında zaten ne yazsam boş. Sevmeyeni dövüyorlar. Övmeye bile gerek yok. Öveceğim kişi filmin yönetmeni olacak. O kadar güzel bir yerde girer ki bu şarkı filmde, şimdi spoiler olmasın diye söylemiyorum ancak öyle bir yerde girer ki, oha dersiniz. Mükemmel sözleri ile zaten eroin’e selam çakan şarkı, fimle tam oturmakla kalmıyor, adeta filmden bir parça haline geliyor. Bu şarkıyı filmden çıkartırsanız kesinlike sanatsal değeri düşer yapımın.

Bitirirken

İşsizlik ve uyuşturucu batağı içinde gençlerin nasıl haller aldıklarını anlatan film, daha önce de belirttiğim gibi bunu kamu spotu kıvamında yapmıyor, olayın içinde gerçekten varolan keyifli yanları da gösteriyor, eğer kontrolü kaybederseniz neler olacağını da yüzünüze vurmaktan çekinmiyor. Filmin en etkileyici yanı da bu: Kimileri uyuşturucuya yöneltiyor derken, kimileri de aksine uyuşturucudan uzaklaştırdığını savunuyor. Tıpkı gerçek hayat gibi. Nasıl bir olayın birkaç yorumu olabiliyorsa, bu filmin de birkaç yorumu olduğunu düşünüyorum.

Film, aynı kitabı gibi oldukça başarılı. İzlemediyseniz bir dakika bile beklemeyin. İzlediyseniz bu yazının hatrına tekrar izleyin. Zira bu şarkıları açıp Youtube’dan dinlemek ile filmin müthiş sahneleri arasında yerleştirilmiş bir şekilde dinlemek arasında oldukça büyük fark var.