P

atrick Strickland’in yönetmen koltuğunda oturduğu 2014 yapımı Burgonya Dükü, İngiliz sinemasının son dönem şaheserlerinden biri. Çekimleri ile 1970’ler korku filmlerini anımsatan film, içerdiği metaforlar ile zihinlere yoğun dakikalar yaşatıyor. Londra sularından Cat’s Eyes tarafından bestelenen soundtrack albümü ise filmin atmosferini tüm gerilimiyle izleyiciye vermeyi başarıyor.

Burgonya Dükü, katıldığı ve övgülere layık görüldüğü festivaller silsilesinin ardından isminden uzun süre söz ettiren bir film olmuştu. İki kadın karakter üzerinden ele aldığı sadomazoşizm teması ile Burgonya Dükü, içerdiği metaforlar ve sadomaşizmin felsefi ve psikolojik alt okumalarını yaparak izleyici ile arasında derin bir bağ kurmayı başarıyor. Bir kelebek uzmanı olan Cynthia ve kelebeklere çocuksu bir coşkuyla ilgili olan Evelyn arasında geçen ilişkinin dengelerini sorgulayan film, sahip ve köle kavramlarını ters düz ederek ilerliyor. Kelebek ve insan arasında benzerlikler kurarak kozadan çıkış – yeniden doğuş temaları kadın karakterler üzerinden işleniyor. Tüm filmin oyuncu kadrosunun kadınlardan oluşması ise filmin geçtiği yeri ve zamanı kendine özgü bir alt metin haline getiriyor. Sadomazoşizmi estetik bir deneyimleme haline getiren film, karakterler arası ilişkilerin altında yatan sorunları ele alış biçimi ile psikolojik bir gerilime dönüşüyor.

the-duke-of-burgundy-04

Faris Badwan ve Rachel Zeffira ikilisinden oluşan indie rock grubu Cat’s Eyes, müzikal hayatını Londra’da sürdürüyor. Burgonya Dükü ile Avrupa Film Ödülleri’ne aday olan ve En İyi Besteci ödülünü kucaklayan ikili, film için yoğun bir çalışma göstermiş. Senaryoyu okumayı bitirir bitirmez hemen piyanonun başına geçtiğini söyleyen Rachel Zeffira, filmin duygu yoğunluğu içinde müziği de bir katman olarak kullanmayı başarmış. Film ve müzikler o kadar iyi iç içe geçmiş ki, bir sahnede görüntü ile başlayan bir duyguyu müzik tamamlarken; bir diğer sahnede müziği duymanızla hissettiğiniz duygu, görüntü ile derinlik kazanıyor.

Müzikleri senaryoya iyi işlemekle kalmayan ikili, filmin sadece kadınlardan oluşan dünyasına da katkı sağlıyor. Hiç erkek karakter içermemesi ile kadınların yeniden doğuş sürecine göndermeler yapan filmde, Rachel Zaffira’nın vokalleri filmi hem görsel hem işitsel açıdan tamamen kadınlardan örülü bir düzenin aktarımı haline getiriyor. Klavsen ve flütlerin yoğun olarak kullanıldığı film müziklerinde Rachel’ın vokalleri minimal tutuluyor. Öte yandan obua çalarak nefesli çalgılar becerisini filme ilmek ilmek işleyen Rachel, aldığı klasik müzik eğitiminin izlerini bu filmde açığa çıkarıyor. The Horrors adlı rock grubunda da yer alan Faris Badwan ve soprano Rachel Zeffira’nın birlikte indie rock müzik yaparken, film için bambaşka bir müzik deneyimi yaratmış olmaları ise oyuncağı ikiliye çikolatası izleyiciye kalan bir sürpriz yumurta! Dinleyiciyi ruhsal bir yolculuğa çıkaran filmin müzikleri, Cat’s Eyes‘ın üstüne gözleri dikiyor. Ocak 2016’da ikinci albümleri ‘Treasure House‘u yayımlayan grup, takibe alınması gerekenler arasında.

Soundtrack albümün tamamına ulaşmak için;