Paolo Sorrentino’nun son filmi Youth; çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık dönemlerine karşı genel geçer bakış açısını sorgulayan, hatta var olan algıları tersine çeviren bir görsel şölen olarak karşımıza çıkıyor. Her bir karaktere yakından bakma fırsatı bulduğumuz Youth, Sorrentino’nun çoklu karakter odakları ve absürt bakış açısı ile Fellini’ye selamlarını yolladığı bir serüven olarak yönetmenin filmografisine ekleniyor. Soundtrack hanesindeki besteci David Lang’in imzası ise filmin yoğunluğuna derinlik katıyor.

This Must Be The Place ve The Great Beauty ile tanınan Paolo Sorrentino’nun son filmi Youth, emekli bir besteci ve orkestra şefi olan Fred (Michael Caine) ile son filmini çekmekte olan Mick (Harvey Keitel)’in dostluğunu yakın çekime alıyor. Film, yaşlılık döneminin “verilen emeklerin karşılığını alma” dönemi şeklinde benimsenen anlayışını Fred ve Mick’in ironi dolu diyalogları ile sona erdiriyor. Alpler’deki bir dinlenme tesisinde geçen Youth, hayatın “her evresinde” başarının ve düşüşün gelebileceğine tanıklık ediyor. Bunu yaparken de metalaşmış tüm olguları yok sayıyor. Film boyunca tesisin bahçesindeki dönen platformda devam eden performanslar “Sorrentino’nun absürdüne hoş geldiniz!” diye bağırıyor. Her bir karakterin dönüm noktasını izlediğimiz filmde, bu dönüm noktaları şarkı seçimleri ile güçleniyor. Fırat Yücel’in Altyazı’da “Bir Bakış Serüveni” diyerek anlattığı Youth, bu başlığın karşılığını fazlasıyla veriyor. Sorrentino’nun The Great Beauty ile estetik değerlere olan bakış açısını ele alışı, Youth ile bakış açısının kendisine odaklanıyor.

Filmin açılışında The Retrosettes, Florence and the Machine ile dilimize dolanan “You Got The Love”ı söyleyerek üzerimizde bir aşinalık hissi yaratıyor. Grup, bir de Richard Sanderson’dan “Reality”yi yeniden yorumluyor: “Rüyalar benim gerçekliğim ve hayali olduklarını bilsem de ben rüyalarda yaşamaya çalışıyorum” diyen sözleri ile filmin Alpler’de geçen rüya gibi atmosferini başarılı bir şekilde yansıtıyor. Filmin müziklerinde öne çıkan isimlerden bir diğeri ise Mark Kozelek. Hem solo projesi Sun Kill Moon’dan “Third and Seneca” ile hem de The Album Leaf’in vokalisti Jimmy Lavalle ile yaptığı düet “Ceiling Gazing” ile filmde yer alan Kozelek, filmin naturalist geçişlerini yumuşak ses tonuyla daha da kolay kılıyor. Filmde Debussy’nin bestelerinden “Preludes”u dinleme şansına erişirken, filmde sözü geçen bestecilerden Stravinsky ise soundtrack abümde yerini alıyor.

youth-xlarge

Klasik parçalar ile günümüz indie şarkılarını aynı filmde kullanmayı seven Sorrentino, bu kez araya bir pop şarkısı da koyuyor ve filmdeki eleştirel bakış açısına rağmen bu şarkının değerlendirilmesini izleyiciye bırakıyor. Fakat hem filmin hem de soundtrack albümün vazgeçilmezi, Pulitzer ödüllü besteci David Lang. The Great Beauty için de parçalar besteleyen Lang, filmin en yoğun anlarını yaşatan “Simple Song #3” ile dünyanın en yüksek noktalarından biri olan Alpler’in zirvesinde geçen filmin “gerçek yüksekliğini” bir konser salonunda hissetmemize yol açıyor. Lang’in “Simple Song #3” ile Oscar adaylığı da bulunuyor. Lang, Youth’u eşsiz kılan eşçarpan olarak Sorrentino’nun yanında yer almayı başarıyor. David Lang’in Youth ile ilgili duygu yoğunluğunu nasıl filme aktardığı ve bir besteci olarak, bir bestecinin hayatını konu alan bir filmin en önemli noktasını oluşturan besteyi nasıl bestelediği hakkında konuştuğu bu güzel röportajı da ilgilileri için buraya bırakıyorum.

Soundtrack albümün tamamına ise aşağıdan ulaşabilirsiniz;

Film ile ilgili Fırat Yücel’in Altyazı Ocak 2016 sayısındaki incelemesi için şuraya alalım.