Bir soundtrack yazısı ile daha karşınızdayım. Yapımcılar böyle iyi diziler, filmler çekmeye devam ettikçe ve bununla birlikte, böyle müthiş müzikler kullanmayı da sürdürdükçe ben de burada olacağım.

Bugünün konusu İngiliz gençlik dizisi Misfits. Bilen bilir, harika bir dizidir. Birbirinden nev-i şahsına münasır karakterleri ile, edepsiz, hatta iğrenç esprileri ile, müthiş mizah anlayışı ile, gönlümüzde yer eden bir diziydi Misfits. Geçmiş zamanı kullanıyorum, çünkü yakın zamanda sona erdi.

Kendi karakterlerine uygun süper güçler kazanan, daha önce suç işledikleri için şu anda kamu hizmeti yapmakta olan birtakım gençleri anlatan dizimizde, daha önce gördükleriniz gibi anında kahraman olmaya soyunan karakterleri beklemeyin. Önce kendi kıçlarını kurtarmaya çalışan karakterlerimiz, bu bakımdan oldukça gerçekçi bir çizgide ilerliyorlar. “Hayatta kaybetmiş”, tutunamamış, yaşıtları gibi üniversiteye gidememiş, hayallerini gerçekleştirememiş olmaları onların umurunda değil, onlar anlık heyecanların peşindeler. Bunu da oldukça eğlenceli bir şekilde yapıyorlar ve bize bu diziyi izletiyorlar.

İngiliz dizisi olduğundan bahsettiğimde kafanızda birkaç ışık yanmıştır sanırım. Müzikleri güzel olmak zorunda zaten, olmazsa döverler adamı. Buyrunuz bakalım:

Chemical Brothers – Swoon

“Just remember, to fall in love, there is nothing else…”

Benim yazı tarzıma aşina olanlar bilir: Bir şarkıyı anlatmadan önce, aynı şimdi yaptığım gibi içinden bir parça alırım. Bu şarkıyı yazarken, bu konuda pek zorlandığım söylenemez. Çünkü şarkıda sadece üstte gördüğünüz sözler geçiyor. Evet, az sözlü, bol melodili olan şarkımız, oldukça başarılı bir elektronik şarkısı. Ben elektronik müzik konusunda cahilim, ancak benim şu ana kadar duyduğum en iyi elektronik müzik örneği bu şarkıdır. Dizi hakkında öneminden bahsetmek gerekirse, dizinin ana karakterlerinden Nathan ve kardeşi bir club’a doğru oldukça karizmatik şekilde yürürlerken, kamera yavaş çekime geçer ve içeri girip çevreye bakarlarken insanlar bu şarkı ile dans etmektedirler. Buyrunuz sahnesi bile var, video’da ilk duyduğunuz şarkı:

Kleerup ft. Lykke Li – Until We Bleed

“You’re drunk, you need it, real love, I’ll give it…”

Alıntıdan da anlayacağınız üzere, oldukça seksi bir şarkı ile karşı karşıyayız. Bu şarkının benim için bir diğer özelliği ise, Lykke Li ile ilk tanıştığım şarkı olmasıydı. Kleerup’ın emekleri de yadsınamaz elbette. Dizide bu şarkının kullanımı beklentileri karşılamayacak şekilde: Hepinizin seks sahnesi beklediğini biliyorum, ancak değil. Simon, dizimizin asosyal karakteri, arkadaşlarına onlarla akşam bir şeyler yapmak istediğini söyler, ama oldukça zalim olan diğer ana karakterlerimiz, Simon’ı adeta aşağılar ve onu yalnız başına bırakırlar. Tam bu sırada bu şarkı girer, sözleri alakasız olsa da, Simon’ın yaşadığı hüznü iyi anlamamızı sağladığını düşünüyorum.

Echo and The Bunnymen – The Killing Moon

“You will wait until, you give yourself to him…”

Yine karamsar karakterimiz Simon’dan gidiyoruz. En iyi müziği onun dinlemesine şaşmamalı, hangi güzel müzik mutludur ki? Tek başına yürürken Echo and The Bunnymen dinleyen abimiz, bana kendimi hatırlatıyor. Bu sırada grubumuzun hafifmeşrebi Alisha onu görür, yanına gelir, Simon’a ne dinlediğini sorar. Simon söyler, Alisha şarkının ne kadar karamsar olduğundan dem vurur.

Skepta – Rolex Sweep (Vandalism Remix)

“Michael Jackson can’t dance like me…”

Bu şarkının sahnesini bulamadım internette, halbuki çok istiyordum. 1. Sezonun 4. bölümünde çalan bu şarkımız, zamanda geri dönebilen karakterimiz Curtis’in, bu yeteğini keşfettiği anda çalıyor. Sürekli zamanda geri dönerek, yaptığı yanlışları düzeltmeye çalışan Curtis, şaşırtıcı olmayan bir şekilde her seferinde başarısız oluyor. Ancak her zamanda geri döndüğünde, bir club’da kendine gelen karakterimiz, bu şarkıyla sahneyi açıyor, bu da tam hatırlamasam da yaklaşık 4 kereye tekabül ediyor, şarkı o kadar iyi ki, bölüm bittikten sonra bize ismini fellik fellik aratıyor.

Oasis – Wonderwall

“I don’t believe that anybody, feels the way I do, about you now…”

Daha önce de dediğim gibi, dizimiz oldukça mizahi bir yapım. Bir iltifat olarak “şerefsiz” diyebileceğim senaristlerinden elinden çıkma. Yine bu sahnemizde, diziye sonradan eklenen karakterlerden Rudy, sebebini tam hatırlamadığım bir şekilde aptallaşıyor ve bunların hep takıldığı binaya gelen birtakım izci çocuklar ile birlikte Wonderwall’ı söylüyor. Büyük bir alay konusu olan abimizle görüyoruz ki, Wonderwall’ı söylemek adeta bir ayıp, artık ezik eşi İngiltere’de. İlk izlediğimde bu bakış açısına biraz kızmış olsam da, şimdi cidden gülmekten kendimi alamıyorum.

Blur – To The End

“Well you and I, collapsed in love, and it looks like we might have made it to the end…”

Spoiler olmaması açısından bu sefer size sahneyi anlatamayacağım, zira bu şarkının çaldığı an dizideki en önemli anlardan biri: Bütün bir sezon kendi süper gücünü arayan Nathan, sonunda bu sahnede, bu şarkı çalarken, 1. Sezonun son sahnesinde gücünü öğreniyor. Cidden nefis bir sezon finali . Yazıya da bu  şarkıyla veda etmek istiyorum, zira bitişler için daha iyi bir şarkı bilmiyorum.

Bitirirken

Hayatımda izlediğim en iyi diziler arasına rahatlıkla sokacağım bu yapım(ki cidden çok dizi izledim), hepinize tavsiye edebileceğim bir nitelikte. Özellikle bir iltifat olarak “piç” kelimesini en çok hak eden Nathan karakteri ile, bu İngiliz dizisini izlemediğiniz her saniye, sizin için boşa geçmiş sayılıyor.