B

elçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen Brüksel Caz Festivali, Ocak ayı keşif durağımızın konuğu oldu.

Tarihi, mimarisi, çikolataları ve meşhur biralarıyla ünlü, sadece Belçika’nın değil Avrupa Birliği’nin de başkenti olarak anılan küçük bir şehir Brüksel. Biraz yorucu olsa da, tüm gün yürüyerek neredeyse şehrin tamamına yakınını gezebileceğiniz büyüklükte. Orta Çağ esintileri ile 21. yüzyıl sürrealizmini bir arada görmek isteyenlerin kesinlikle uğraması gereken bir şehir olan Brüksel’in kalbini Unesco Dünya Tarih Mirası listesine girmiş, ünlü müze, restoran ve barların bulunduğu Grand Place oluşturuyor.

Brüksel sokaklarında gezerken biralarından önce meşhur patatesi ve waffle’larını tatmamak olmaz tabii ki. Hemen her yerde rastlayacağınız patates kızartması dükkanları ve waffle truck’ları neredeyse hiç boş durmuyor.

Patatesi, waffle’ı, biraları ve çikolataları dışında Brüksel’in epey en ünlü olduğu bir konu daha var; tabii ki caz. Dünya caz haritasında oldukça önemli bir yeri var Brüksel’in. 19. yüzyılın başında Adolphe Sax’ın ürettiği saksafonlar askeri bando enstrümanı olarak çalınıyorken, aynı dönemde paralel olarak Brüksel’de caz müziğin gelişimine katkıda bulunuyordu. Bu dönemde Félix-Robert Faecq ve Robert Goffin Belçika cazının oluşmasında en çok katkı sağlayan isimlerdir. Belçika’daki ilk caz albümü 1927 yılında Brüksel’de kaydedilmiş. Brüksel, caz müziğe verdiği değer ile  Billie Holiday, Toots Thielemans, Benny Goodman ve Django Reinhart gibi efsane isimleri için de uğrak bir yer haline gelmiştir.

Geçmiş tarihinden de anlayacağınız gibi yılın her dönemi cazın yaşadığı bir şehir Brüksel. Özellikle caz kulüpleri ve barları ile de ünlü. Jazz Station, Sounds Jazz Club, The Music Village, Ancienne Belgique, Bozar – Center For Fine Arts, L’archiduc, Beguin, Cafe Floreo, Cafe Roskam, Monk, La Ferme Rose Uccle, La Machine, Sazz’n Jazz gibi mekanlar bunların en başında geliyor. Bol bol festivaller de düzenlenen şehirde River Jazz, Djangofolllies, Brusseles Jazz Weekend, Brosella Folk & Jazz ve Brüksel kültür ofisi Flagey’in düzenlediği Brüksel Caz Festivali şehri caza doyuran en önemli etkinlikler.

Bu sene 11-20 Ocak 2018 tarihinde yine Flagey tarafından düzenlenen Brüksel Caz Festivali, birbirinden önemli isimleri ağırladı. Tony Allen, Jasper Hoiby, Soweto Kinch, Moses Boyd, Binker Golding, Enrico Rava, Uri Caine, Alexander Hanson, Kurt Rosenwinkel, The Comet is Coming, Matthew Herbert ve Portico Quartet gibi isimler listenin başında geliyor.

13 Ocak’ta gerçekleşen Portico Quartet konserine biz de yerimizi ayırttık. Flagey’in oldukça iyi akustiğe sahip, ses ve ışık sistemi ile yıl içinde birçok önemli performansa ev sahipliği yapan büyük bir konser salonu var. Brüksel’in gerçekten caza ne kadar değer verdiğini salonu tamamen dolduran seyircilerinden anlamak mümkün.

Modern caz çatısı altında synthpop ve ambient’i birleştiren Portico Quartet mükemmel bir performans ile sahnedeydi. 2005’te grup üyeleri School of African and Oriental Studies’te (SOAS) etnomüzikoloji okurken kurulan Londralı grup; Jack Wylie (soprano, tenor saksafon), Duncan Bellamy (davul, hang), Milo Fitzpatrick (kontrbas) ve Keir Vine‘dan (klavye, hang) oluşuyor. Hang adı verilen vurmalı çalgıyı modern cazda kullanmasıyla fark yaratan Portico Quartet’in adı ise yağmurdan dolayı iptal olmanın eşiğine gelen İtalya’daki bir konserden geliyor. İtalya konserinde yağan yağmurun ardından bir sütunlu giriş altında çalmaya mecbur kalan grup, “Sütunlu giriş” sözcüğünün İtalyancadan gelen karşılığı “Portico“yu da isimleri olarak benimsemeye karar vermiş.


İlk albümü Knee-Deep in the North Sea’yi 2007’de Babel Label etiketiyle yayınlayan Portico Quartet; 2009’da Isla‘yı, 2012’de ise kendi adını verdiği albümü piyasaya sürdü. Keir Vine‘ın 2014’te gruptan ayrılmasının ardından artık bir dörtlü olmamalarından hareketle “Quartet” adını bırakıp yola “Portico” olarak devam eden ekip, bu değişiklikten sonra benimsedikleri farklı müzikal türü 2015’te yayınladığı Living Fields albümüyle gösterdi. Vine 2016’da gruba döndükten sonra tekrar bir “Quartet” haline  gelen Portico Quartet, Gondwana Records’la anlaşarak ve Ağustos 2017’de Art in the Age of Automaton albümünü yayımlamış ve albüm turnesi kapsamında 4 Kasım’da İstanbul Zorlu PSM‘ye de uğramayı ihmal etmemişti.

2009 yılından bu yana sıkı takibi bırakmadığımız grup, GoGo Penguin ve Mammal Hands gibi gruplar ile beraber modern cazın gittiği yönü şekillendiren en önemli toplulukların başında geliyor. Flagey sahnesinde müzikleri ve performanslarıyla akıllara kazınan bir gece yaşatan 4’lü, konser sonrasında fuaye alanında imza dağıtmayı da ihmal etmedi.

Brüksel’e yolunuz düşerse güzel bir caz konseri veya festivale denk gelmeniz kesinlikle şans değil. Şehirde kısa bir araştırma ile caz müzik dinleme beklentiniz üst seviyede karşılanacaktır. Caza bu kadar değer veren bir şehirde yapılacaklar listesine eklenmesi gereken bir başlığı sizler için  de oluşturmuş olalım; ‘Brüksel’de Caz Dinle!‘.