Yüzyüzeyken Konuşuruz grubunun kurucu üyelerinden Kaan Boşnak ve Engin Sevik ile bir araya geldik ve müzik öncesi ve sonrası yaşamlarından, grubun gidişatından, yeni albüm ve bizi bekleyen bir çok yeniliğe dair şarkılarında olduğu gibi gündelik bir sohbet gerçekleştirdik.

– Öncelikle, genel olarak Yüzyüzeyken Konuşuruz nasıl oluşmaya başladı, bir kurgusu var mıydı yoksa tamamen kendiliğinden gerçekleşen bir sürecin ürünü müydü?

Kaan: Sözlerini kendim yazdığım ve akustik gitar eşliğinde söylediğim parçaları bir arkadaşımın da kaydını gerçekleştirmesi sonucu Vimeo’ya yükleyerek başladık. Gelen olumlu tepkilerden sonra bir orkestra kurmaya karar verdim. Eski arkadaşlarımla bir araya gelip grubu kurduk, beraber bir sure çalıştık ve o sırada Engin gruba klavyeci olarak dahil oldu. Daha sonra o grup tamamen değişince Engin gitara geçti. Ve geriye ikimiz kaldığımızda, grubun da kemik kadrosu belirlenmiş oldu. Bundan sonraki aşamada bize eşlik eden yeni orkestra üyeleri gruba dahil olmaya başladı. Ve albümü beraber kaydettiğimiz grup da bu şekilde netleşmiş oldu. Aynı grup bize canlı performanslarda da eşlik etti.

– Peki, neden “Yüzyüzeyken Konuşuruz”?

Kaan: Akustik performanslarımın çekimini yapan arkadaşım Ozan ile internet üzerinde konuşurken ismin ne olacağına dair konuşmaya başladığımızda “daha sonra yüzyüzeyken konuşuruz” derken bu lafa güldük ve tamam böyle kalsın dedik.

– Yeni kadronun belirlenmesi ile albüm kaydı ve canlı performans süreçlerindeki yaşanan geçiş süreci nasıl oldu?

Kaan: Vimeo paylaşımlarında çok enstrümanlı olanları da tek bir enstrüman ile de olan kayıtlarımı ben kendim gerçekleştiriyordum. Daha sonra bu çalışmaları eski grup üyeleri ile de gerçekleştirdik fakat benim önceki kayıtlarımı dinleyenler için sonradan hazırlanan orkestral kayıtlar, alışa geldiklerinden çok daha farklıydı. Biz de buna benzer bir deneyim yaşamamak için yeni grup üyelerimizle canlı bir orkestra kaydı yapıp albümdeki ile aynı çizgide çok fazla fark olmaksızın aynı performansı sahne gösterilerimizde de dinleyecilerimize sunmaya çalıştık. Bu şekilde albüm süreciyle beraber, en baştaki şarkı sözlerine odaklı olan müziği canlı performans ve orkestranın başarısına odaklı hale getirmeye çalıştık.

1271866_446431278803407_878257843_o

– İlk kayıt çalışmalarında evet şarkı sözlerinin yalınlığı ve gücü genel olarak parçalarını domine eden unsur olarak dikkat çekiyordu. Şarkı söyleme tarzın bile ilk zaman kayıtlarında daha farklı daha arka planda kalan bir tarzı var gibiydi sanki?

 Kaan: Evet, şarkı sözleri müzikte çok önemli. Birlikte beraber müzik yapmaktan,sahnede beraber çalmaktan doğaçlama yapmaktan hoşlanıyoruz. Fakat, benim burada asla kaybetmek istemediğim bir “singer/song-writer” unsuru var. Ve “Singer/song-writer” algısını da belki de böyle bir projeyle Türkiye’de temsil edebilen gruplardan biri olabiliriz.

Yüzyüzeyken Konuşuruz dışında yer aldığınız başka bir projeler olacak mı peki?

 Kaan: Evet, hem beraber hem de ayrı farklı müzisyenlerle yürüttüğümüz, planladığımız müzik projeleri var.  Farklı gruplar kurmamız, farklı müzikleri yapacağımız tabii ki Yüzyüzeyken Konuşuruz’un dağılacağı anlamına gelmiyor. Sadece, deneysel ve üretici bir süreç zarfında dahil olacağımız bazı alt projeler olacaktır.

– Peki, genel olarak Yüzyüzeyken Konuşuruz hakkında takipçilerinizden gelen tepkiler nasıl? Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kaan: Şarkılarımızda genel olarak günlük olağan hallerden bahsediyoruz ve bunu yalın bir dille aktarmaya çalışıyoruz. Kimi zaman şarkılara çok fazla anlam yüklenmesinin gerektiğini düşünmüyorum. Biz sadece olan şeyi olduğu gibi gösteriyoruz, klişe kullanmadan.

Engin ile senin arkadaşlığın Yüzyüzeyken Konuşuruz’dan evvelinde başlamıştı, bu konu hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

 Kaan: Gruptan bir 4-5 sene öncesine dayanan bir arkadaşlığımız var. Engin ile lise döneminde ortak arkadaş grubu aracılığı ile tanışmıştık. Daha sonra Yüzyüzeyken Konuşuruz’un oluşum aşamasında tekrar bir araya geldiğimizde aslında ne kadar iyi arkadaş olabileceğimizi anladık.

Lisede normal eğitim aldınız fakat daha sonra içinizdeki sanat yöneliminiz daha ağır bastı müziğe ve üretime yöneldiniz, bu süreç nasıl gerçekleşti?

Kaan:  Hani derler “Müzik benim kaçışımdır”, aynen benim için bu duyguyu ifade ediyor. Kendimi karşımdaki insanlara şarkı yaparak ifade etmeyi öğrendikten ve ifade edebildiğimi anladıktan sonra çok büyük bir yük kalktı üstümden. Çünkü normalde, sosyal hayatımda iletişim problemleri yaşayan bir insandım, ve kendimi bir şekilde de olsa anlatabilme fırsatı elime geçtiği için çok mutlu olmuştum.

Peki, Engin sen önce klavye şimdi ise elektro gitar çalıyorsun. Grup içinde kayıt ya da performans sırasında farklı enstrümanlara geçişin oluyor mu, yoksa sadece elektro gitarla mı devam ediyorsun?

 Engin: Tabii, genel olarak Yüzyüzeyken Konuşuruz ve farklı projeler için öyle düşüncelerim var ama şu an bunlar fikir aşamasında.

– Genel olarak şarkıların hazırlanmasında nasıl bir süreç izliyorsunuz?

 Engin: Kaan şarkının sözlerini yazdıktan sonra biraz müziği oluşturuyor. Biz de onun üzerinden eklemeler, kendi enstrümanımız ile ilgili geliştirmeler yapıyoruz. İlk albümümüz Evdekilere Selam’da Burak (Güngörmüş) – kendisi hem grup üyesi hem de grubun prodüktörü- dijital kaydı yaparken kendi kısmını tamamen o yaptı biz hiç karışmadık.

IMG_1229

– İlk albümünüzde, yeni katılan diğer müzisyenlerle çalışmak nasıldı? Albümdeki parçaları beraber yapabilme fırsatı oldunuz mu yoksa onların katılımından evvel şarkı listeniz hazır mıydı?

Engin: Grup olarak kayıtlardan sonraki son 3 ayda her şey oturmaya başladı. Albümün tamamı olmasa da yüzde yetmiş oranında onların katılımdan evvel hazırdı. Sonra bazı parçalarda ufak değişikler oldu.

Grupta albümde yer alan enstrümanlar, elektro ve akustik gitar, bateri, bas gitar olarak dikkat çekiyor. Canlı performanslarınızda da bu şekilde mi?

 Engin: Canlı performanslarımızda klayve de dahil oluyor.

Kaan: Orkestra dizilimi bizim için Engin ve benim haricinde sürekli bir değişime gidebilir. Örneğin, davul sadece perküsyona dönebilir, yeni enstrümanlar eklenebilir. 2. Album için zaten öyle bir şarkı listesi hazırladık ki şarkıların hepsi birbirinden farklı. Ve yeni çıkacak olan albüm ilk albümün “Rock band” çizgisinden daha farklı olacak. Farklı soundlar deneyeceğiz.

– Peki, farklı sound’lar deneyeceğiz derken yeni albümünüzde farklı bir tarzınız olacak galiba bu daha çok nasıl tanımlanabilir?

 Kaan: İlk albümde olduğu gibi ikinci albümü de tanımlarken Indie-Pop kullanmak daha yerinde olacak fakat onu kendi içinde açıklamak çok zor.  Şöyle söyleyeyim, ilk başında yaptığım daha lirik daha kuvvetli şarkılardan da olacak, yeni hazırladığım müzikal açıdan da kuvvetli şarkılardan da olacak. Engin ile bizim kafamızdaki daha yoğunlaşma istediğimiz pyscedelic folk, 60’lı yıllarda hem dünyada hem Türkiye’de yükselen (Anadolu Pop) müzik tarzına yakın olacak. Kendi coğrafyamıza dönük müzik yapmak istiyoruz.

Kendi dünyanıza yönelik şarkılardan ziyade daha güncel konulara atıftan bulunan çalışmalar gelecek diyebilir miyiz?

 Kaan: Aslında baktığımızda, bizim hiçbir zaman eski şarkılarımızda öyle kendi dünyamızda dönüp duran bir tarafı yoktu. Karga Mecmua’dan Tayfun ile yaptığımız röportajda da bize aynı şey sorulmuştu. Orada da aynı şeyi söylemiştim. Mesela bir şarkıda toplumsal, sosyolojik göndermeler olabiliyor ama herkes o parçanın içinde geçen aşk hikayesine dikkat ediyor. O aşk hikayesi aslında şarkıyı doldurmak için ama altında daha farklı bir mesaj veriliyor. Aslında şarkılarda her zaman başka mesajlar da veriliyor fakat bu durum Gezi olaylarından sonra biraz daha arttı.

Evet, bu arada sizin de Gezi olayları sırasında yaşanan güncel olaylardan etkilenerek yazdığınız bir parça vardı değil mi?

 Kaan: “Sen Taştan, Biz Ağaçtan” isimli parça evet. Yeni albümümüzdeki şarkılar örneğin bu tarza yakın olacak. Bununla beraber eskisinden farklı olarak biraz farklı şeyler denemek, açıkçası takılmak istiyoruz. Eskiden, bir parça hazırlanırken onu hadi oturalım bu şarkıyı tamamlayalım şeklinde hareket ediyorduk. Şimdi örneğin, bir parçayı sahnede 5 dakika ise 15 dakikaya yayarak çalabiliriz.

Burada bu tür doğaçlama performansları için grup sinerjisi önemli bir rol tutacak.

Kaan: Tabii ki. Bunun yanında bu tür performansları gerçekleştirme amacımız, son 3 yıla baktığımızda dinleyecilerimize bir şey sunuyoruz, seviyorlar ama konsere geldiklerinde bir şeyler farklı olmalı. O konsere geldikten sonra mutlu ayrılmalarını sağlayacak bir değişiklik olmalı. Çünkü sözler var ve müzik var o anda da bir çok değişiklik yapılabilir. Konserimizi ara verme konseptinden çıkarıp, dinleyecilerin konsantrasyonları dağılmasın diye müziğe ara vermeden çalıyoruz. Son 3-4 konserdir bu şekilde devam ediyoruz. Ben ve Engin kalıyor diğerleri sahneden ayrılıyor ve 10-15 dakika biz doğaçlama takıldıktan sonra onlar geliyor bu sefer ben sahneden ayrılıyorum. Bu süreçte geçen kısımlar hep doğaçlama şeklinde gerçekleşiyor.

IMG_1240

Bundan sonraki konserlerinizde hem ara vermeden çalma konseptine hem de doğaçlama performanslara devam edecek misiniz?

Kaan: Evet. Mesela, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa ve Kıbrıs konserlerini kapsayan ufak bir tura çıkacağız.

2. Albümünüz için tarih belli oldu mu?

Kaan: 2. Album 2014 yılında çıkacak. Kayıtlara bir ay içinde galiba başlayacağız. Bu aralarda provalarına başlıyoruz.  Üzerinde çalışılması gereken yeni şarkılar var çünkü.

O zaman yeni albümünüz 2014’ün Bahar aylarında beklenebilir belki?

Kaan: Evet, beklenebilir. Güzel bir yaz albümü çıkarabiliriz. Önümüzdeki sene için festivallerden büyük beklentimiz var.

Festivallerden beklentiniz var derken, tam olarak nasıl bir beklenti? Yurtdışına açılmak gibi mi?

Kaan: Yurtdışına açılma beklentisi değil de daha büyük sahnelerde çalmak gibi bir beklenti aslında. Sahnede olmaktan mutluluk duyarak sadece para için yapmayan insanlar bir süre sonra bar konserleriyle yetinemeye başlıyor. Örneğin, geçen sene bir olaydan sonra biz bar konseri vermemeye karar vermiştik.  5-6 ay bar konseri vermedik. İleride bar konserlerini daha azaltıp büyük sahnelerde konserlere ağırlık vermek istiyoruz.

–  Bu arada merak ettiğim bir diğer şey, grubunuzla sık sık anılan bir Kadıköy Sound ifadesi var bu tam olarak nereden geliyor?

Kaan: Onu da şöyle açıklayayım, aslında bizim en başında hiç Kadıköy ile alakamız yoktu.  Kadıköy Sound denilen şey aslında çok da belli bir şey değil. Ama bunun içinde bir espri var o da Cenk Taner (Kesmeşeker). Beste yaparken en çok ilham aldığım insan Cenk Taner’di. Yani hep onu örnek aldım kendime. Yaptığım işte bu yüzden en çok onun müziğine benziyor.

Son olarak bir nevi başa dönersek, sizin keşfedilmenizi ve sonraki süreci de bu şekilde mümkün kılan en kritik olay ne oldu?

Kaan: Öncelikle Hakan Özer, kendisi ‘Evdekilere Selam’ albümümüzün sanat yönetmeni ve aynı zamanda Yeditepe Üniversitesi’nde öğretim görevlisidir. Hakan’ın Vimeo’da paylaşımlarımı izleyip beğenmesinin ardından Burak’ı (Güngörmüş) arayıp bilgi vermiş. Burak’ın da videolarımızı izlemesinin takiben aynı akşam bizi aramasının ardından albüm çıkarma serüvenimizde başlamış oldu. Sonrasında her ikisiyle de çok yakın arkadaş olduk.

Bununla beraber yeni albüm öncesi duyurumu olacak herhangi bir Yüzyüzeyken Konuşuruz projeniz var mı?

Kaan: Şu an için birçok fikir var ama netleşen herhangi bir şey yok. Yalnız, Soundcloud’taki tüm parçalarımızı kaldırdık. Bunu da takip edenlerimiz farklı yorumlamasın, soundcloud kayıtlarımız albüm ve canlı performans kayıtlarımızdan çok farklı idi. Ve daha kötü kalitede kayıtlardı fakat kaldırılan aynı kayıtlar Youtube’da vardı ve onları çok fazla dinleyenler için bu sound yer etti ve albüm kayıtlarımızı  çok farklı buldukları için objektif kalamayıp çok fazla sevemediler. İkinci albümümüz için  yayınlandıktan sonra kayıtları bu sefer farklı bir versiyonda olmadan yine Soundcloud hesabımızda paylaşacağız.