K

endi ismini taşıyan albümündeki mükemmel sekansları sayesinde müzik eleştirmenlerince son zamanların en iyi debut albümlerinden biri olarak gösterilme başarısını yakalayan Weval, 10 Aralık‘ta Zorlu PSM’nin yeni sahnesi “STUDIO”da vereceği konser öncesinde röportaj konuğumuz oldu. Prestijli plak şirketi Kompakt ile çalışan Hollandalı ikiliyle teknolojinin müziğine etkisi, hayatın kırılma noktaları ve Türkiye gibi birçok konuda lafladık.

Müziğinizi “bizi etkileyen parçaların kümülatif birikimi” olarak tanımlıyorsunuz. Bu, müziğin anlamını kelimelerle basite indirgemekten hoşlanmadığınızı mı belirtiyor?
Müzik üretmenin bizim için en keyifli yanı, yaptıklarımız hakkında çok konuşmadan doğru duygu tepkisini bulmakla uğraşmak. Kendi müziğimizi tanımlayamıyoruz çünkü hoşumuza giden birçok farklı sesi harmanlayıp ortaya özgün bir şey çıkarıyoruz. Bazı sanatçılar sound’larını kelimelerle tanımlamakta zorlanmıyor fakat biz çalışmamızı formülize etmediğimiz için bu tanımlama bizim için imkansız hale geliyor. Weval, Weval’dir. Kelimelerle kısıtlamanın bir anlamı yok. Doğru duyguyu yakalamamız ve insanların bunu sevmesi bizim için yeterli.

Müzik somut bir şey iken, içimizde filizlendirdiği duygular soyut. Somutluk nasıl oluyor da soyutluğa kapı açabiliyor?
Müzik üretmenin sevdiğimiz bir diğer yanı teknik ekipmanlarla dolu bir odaya girmek, synthesizer’ı açıp somutluğu soyut hisler evrenine taşıyan tek bir faktörü bulana kadar uğraşıp durmak. Bu tek bir akor, ses veya gecikme olabilir. Biz muhteşem müzisyeneler değiliz, temel öğeye konsantre olabilen insanlarız sadece. Zaten albümün felsefesi de basit ve güzel tek bir ses üzerine kurulu. Ses tek başına barınabilir mi? Bunu keşfetmeye çalışıyoruz.

Zaman ilerledikçe teknoloji insanları birleştirmekte daha başarılı bir hale geliyor. Müzik eskiden hiç ulaşamadığı yerlere uzanabiliyor ama aynı zamanda insanların birlikteliği başka alanlarda oldukça büyük hasarlara maruz kalıyor. Bu duruma olan yorumlarınız ne olur?
Yaşadığımız çağın en sevdiğimiz yanı müziğin eskiden hiç gidemediği yerlere ulaşabilmesi. Örneğin, geçtiğimiz senelerde ilk çalışmalarımızı Soundcloud’a yüklediğimizde, bilmediğimiz küçücük bir sokakta biri yanımıza gelip müziğimizi çok beğendiğini söylemişti. Böyle anlar çok değerli. İnsanlar artık müziğe ulaşıp yayabiliyor. Ayrıca internet, müzisyenler arası iletişimde de çok önemli gelişmelere imza attı. Michael Mayer albümünün bir bölümünü internetten ulaştığı soundlar ve müzisyenlerin yardımıyla üretti. Tanıştığı müzisyenler internet üzerinden sound kökleri yolladı ve o bunlardan bir sanat eseri çıkardı. Ayrıca müziğin insanlara ulaşmadığı sürece anlamsız olduğunu söylemeye gerek bile yok. Mevcut sistem müziği yaymasaydı, birçok sanatçının eseri küçük bir baloncuk içerisinde çürüyüp giderdi. İletişim olmasaydı “old school” yöntemlerle debelenip durmak zorunda kalacaktık. Büyük bir label size yatırım yapardı, posterler şehrin birkaç sokağına asılırdı ve olabildiğince insanın o sokaktan geçmesini umardınız. Bizim gibi müzisyenler için bu durumun kabustan bir farkı olmazdı herhalde.

Fakat genel olarak durumun oldukça kötü bir halde olduğunu da söylemek gerekiyor. Sosyal medyanın Türkiye genelinde yasaklandığını öğrendim az önce. (Röportaj 4 Kasım 2016’da gerçekleştirildi.) Günümüzün avantajları engellenmiş demektir bu. Durumu açıklamak zor çünkü dünyamız hiç bu kadar verimli ama bir o kadar da umutsuz olmamıştı. Bu devirde yaşadığımız için çok mutluyuz ama durumun daha kötü hale gelmemesini umuyoruz.

michael_mayer_weval_hanseplatte_max_hartmann

Çoğu müzisyen hayatlarının bir noktasında, perspektiflerini ve yaklaşımlarını değiştiren bir kırılma noktası yaşıyor. Sizin için bu nokta nasıl bir durumdu?
Yaratıcı bir bireyseniz böyle bir macerada yaşadığınız duyguların çok küçük bir kısmını bile şimdiki zaman geri götürür, dış baskılar ve beklentilere kulak asmadan muhteşem eserler çıkarırsınız.

Sanırım unutmamız gereken şey kendimizi sınırlandırmamak. Kendimize o kadar çok sınır yerleştiriyoruz ki gerçek özgürlüğün nasıl bir duygu olduğunu unutuyoruz. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar bunun nasıl bir duygu olduğunu bilir. Sosyal çevremiz bizi etrafımızda dönen olaylara karşı farkındalıkla yaklaşmamıza zorluyor fakat biz daha kendimizi bile tanımadan etrafımızdaki olaylara doğru bir şekilde yaklaşmayı nasıl bilebiliriz ki?

“Weval” albümünüz mükemmel sekansı sayesinde müzik eleştirmenleri tarafından son zamanlardaki en iyi debut albümlerden biri olarak gösteriliyor. Daha iyi bir albüm üretmek için ne yapmalısınız?
Bu konuyu sık sık düşünüyoruz çünkü albümümüzü gerçekten çok seviyoruz ve kendimize yeni bir mükemmel yaratmak çok zor bir süreç olacak. Kendimize sürekli “Ne duymak istiyoruz?” sorusunu soruyoruz. Cevabını şimdilik tam olarak bulamasak da, ilk albümde de kendini gösteren organik 70’ler bateri sesleriyle daha fazla çalışmak istediğimizin farkındayız.

Bateristimizle bir odaya girip, farklı set-up’lar üzerinde çalışarak basit bir şarkı üretmek planlarımız arasında. Bu şekilde yeni albümümüzün formatını da bulacağımıza inanıyoruz.

Yeni yollara girip, yepyeni bir enerji ve fikirlerle çalışmamız lazım. Aynı şeyleri tekrar kullanamayız. Yeni sesler, insanlar, fikirler bularak yaratıcılığımızı tetiklemenin peşindeyiz. Üretmek, bozmak ve yeniden şekil vermekten oluşan ilginç bir kayıt dönemi olacak.

Aralık’ta İstanbul’da sahneye çıkacaksınız. Konserden ve şehirden beklentilerinizi kısaca anlatabilir misiniz?
Geçtiğimiz dönemlerde İstanbul’da sahne almış ve belki de en iyi konserlerimizden birini gerçekleştirmiştik. Bu nedenle beklentilerimizin oldukça yüksek olduğunu kabul etmemiz gerekiyor fakat bu sefer sahnede farklı bir proje olacak. Geçen sefer sadece ikimiz gelmiş ve synth’lerle bağdaşan klasik bir Weval performansı sergilemiştik. Zorlu PSM’deki konsere ise bateristimizi de getiriyoruz, bu nedenle caz ve krautrock elementleri de göreceksiniz. Performansı dinamik tutmak için doğaçlama da yapacağız. Üç kişi doğaçlama yapmanın daha riskli bir iş olduğunun farkındayız ama meyvesi daha kaliteli olacak. Konsere ilginin yoğun olmasını çok istiyoruz çünkü çok daha heyecan verici bir formatla geliyoruz!

Normalde böyle konserlerdeki en büyük kuşku, ses sisteminin yeterliliği üzerine olur bu da mekanların ses sistemlerinin farklılık göstermesinden kaynaklanır. Ses sistemi ekipmanlarla uyuşmazsa performans da etkilenir. Fakat Zorlu PSM’in ses sistemine olan yorumları duyduk bu nedenle içimiz rahat geliyoruz.

Umarım konserden keyif alırsınız!