2

014’te çıkardıkları Sun Structures albümüyle İngiltere’de ilk on listesinde kalmayı son dönemlerde uzun bir süre başaran Temples, bize aynı zamanda hayata farklı pencerelerden bakmayı öğretti. Seslerle uğraşan ve aynı zamanda işin mühendisliğine de soyunan grup, yeni seslerin insana getirdiği tuhaf coşkuyu anımsatan kulvarlarda koşuyor. Dinleyiciyi kilise orglarından en ince, tiz gitar seslerine kadar uzanan bir yolculuğa çıkaran grup 2017’de Volcano albümüyle geliyor. Geçen sene Chill-Out Festival kapsamında İstanbul’da sahne alan Temples’ın vokali James Edward Bagshaw’dan gruba ve albüme dair kısa ve öz cevaplar aldık.

Yeni single’ınız “Certainty” kısa bir süre önce Heavenly and Fat Possum Records etiketiyle yayınlandı. Onu takiben gelecek olan albüm “Volcano” için neler bekleyebiliriz?
Yeni tınılar, kelimeler, imgeler ve “sonik” müziğe modern bir yaklaşım.

“Certainty” single’ı için bazı eleştirmenler “Tame Impala’nın “Currents” albümünden esintiler içeriyor” demişti. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
Biz kendimiz gibi tınlamak konusunda onlardan çok daha başarılıyız diyebilirim.

Yeni sound’lar yaratmak çerçevesinde düşünürsek, kendinizi “neo-psychedelia” kulvarında tanımlar mısınız? Ya da sizin için bunun daha ötesine uzanan bir kavram var mı?
“Psych” dediğiniz zaman ortada bir yolculuk olması gerek, sanırım bu çerçevede “taşıyıcı müzik” demek daha doğru olur.

Temples için remix kavramı ne ifade ediyor?
Remix’ler benim için hep ilgi çekici olmuştur. Ama şarkıların orijinal versiyonlarıyla karşılaştırılmamaları gerek, bizim için bu önem bakımından stüdyo ve canlı performanslar arasında kalıyor.

Mayıs ayında, ChillOut Festival sahnesinde İstanbul’da ilk konserinizi verdiniz. İzlenimleriniz nasıldı?
İstanbul çok güzel bir şehir, orada geçirdiğimiz zamandan büyük keyif aldık diyebilirim. Gitar teknisyenlerimizden birisi gitmeden kendisine bir saz aldı – havalı bir enstrüman gerçekten.

Londra’daki saykodelik müzik atmosferi üstünden düşündüğünüzde, Kettering nasıl bir yer?
Londra bu konuda daha geniş bir atmosfere sahip – Kettering onun gerisinde kalıyor. Biz oralarda büyürken canlı müzik konusunda epey hareketliydi ama!

2016’da en sevdiğiniz üç albüm?
Lemon Twigs – Do Hollywood, Cat’s Eyes – Treasure House, Alabama Shakes – Sound & Colour.

Tarihten ya da günümüzden sizin için önemli herhangi bir müzisyenle konuşma şansınız olsa, kimi seçerdiniz? Ve ne söylerdiniz?
Sanırım ünlü prodüktör John Franz’ı seçerdim ve ona Scott Walker’ın ilk dört albümündeki sound’u nasıl yakaladığını sorardım.