Click here for the English version.

H

erkesin hayatında farklı nedenlerden dolayı çok özel olan bir müzisyen vardır. Oluşturdukları ruha dokunan şarkıların yanı sıra, bizi onlara bağlayan daha başka nedenler… Zamanımızın en iyi kadın seslerinden ve söz yazarlarından olan Sharon Van Etten benim güçlü bir bağ hissettiğim müzisyen. Bu, güzel ve narin ses ve tınılarının yanı sıra kendisiyle de alakalı olan bir durum.

Sharon Van Etten duygu ve düşüncelerini yoğun içerikli ve dahiyane şarkı yazımıyla dile getiriyor. Yazdığı sözlerin ve müziğin ahengi dinleyiciyi oldukça derinden etkiliyor. Şarkıların barındırdığı sözler bir çoğumuza, “Evet. Kesinlikle tam da böyle hissediyorum.” dedirten cinsten. Dinleyici, deneyimlerin başka insanların hayatlarında da benzer olabileceğini görürken, şarkılarda hem üzüntü hem de mutluluğu hissediyor.  Tüm bunların paylaşımı ise aynı duyguları hissedenlere direnç ve destek vermenin en güçlü yollarından biri.

2014’te çıkardığı son albümü “Are We There”in ve yaklaşık olarak bir yıldır turneden uzak olmanın sonrasında Sharon Van Etten hayatındaki her şeyin dengesini sağlamaya ve değişikliklere ayak uydurmaya çalışıyor. Soğuk bir Sonbahar gününde Sharon ile müzik kariyeri, hayat ve değişiklikler, içe dönüklük, Anais Nin ve projeleri hakkında konuştuk.

sharon-van-etten_195118770437

Dinleyicilerin seni zaten biliyor ama kısaca hatırlatma amacıyla; New Jersey’de büyüdün, Tennessee’ye taşındın, Jersey’e geri döndün ve son olarak da New York’a geçiş yaptın. Tüm bunların içinde müzik her zaman odak noktan oldu. Yetenekli olmanın ve harika müzik yapmanın yanı sıra kariyerinin başlangıcındaki çabalarından bahsedebilir misin?

Döndükten sonra yaptığım ilk şey birçok arkadaşımla tekrar iletişime geçmek oldu. Arkadaşlarımla konserlere ve open mic’lere gidebildiğim kadar çok gittim. El yapımı CD’ler yapıp ilgilenen herkese veriyordum. Bunun yanı sıra yerel radyo istasyonlarına da gönderiyordum. Myspace popüler olduğu zamanda da dünyanın birçok yerindeki insanlarla iletişimde olabiliyordum. Ayrıca da çalabildiğim kadar çok çalıyordum ve tüm tekliflere “evet” diyordum. Bunu tabi her zaman yapmamak gerek. Ama evet, yeni başlangıç olarak yapılması gerekenler çok çalmak ve diğer müzisyenlerle tanışmak.

Her ne zaman birileriyle senin hakkında konuştuğumda senden “üzgün şarkıların prensesi” olarak bahsediyorum. Şarkıların genellikle yaşadığın kişisel tecrübeler, ayrılıklar ve romantik ilişkilerle ilgili. Ancak son birkaç yıldır gayet sağlıklı bir ilişkidesin. Büyük dramalar ve ayrılıklar yok artık. Bu farklı deneyimlerinin şarkı yazmanı nasıl etkilediğini merak ediyorum.

Annemle eskiden bununla ilgili şakalaşırdık. “Şarkıların çok üzücü ama ben senin mutlu olduğunu sanıyordum” derdi. Ben de karşılığında “Eğer mutlu şarkılar yapıyorsam telaşlanmalısın çünkü bu mutsuz olduğum anlamına gelir” derdim. Tabii ki gerçek değil bu. Mutlu olsan bile hissettiğin duyguları dışa vurmalısın. Yazdığım şarkılar sadece benimle ilgili değil artık – gördüğüm, hissettiğim şeyleri de yazıyorum benim dışımda olan. Ve yazdığım çoğu şey pozitif aslında, gerçi onlar da hala birer “Sharon şarkısı” olarak hissettiriyorlar orta tempo ve melodik oldukları için.

Şarkı yazmayla devam edecek olursak, geçtiğimiz aylarda ilk defa bir film (Strange Weather) için müzik yaptın. Bu deneyimin ve süreç nasıldı?

Mükemmel bir deneyimdi. Katherine Dieckmann (yönetmen ve yazar) çok tutkulu, açık ve aynı zamanda da bir müzik sever. Filmin müzikleri için de benim yorumumu istedi. Müzikle ilgili tek tercihi ise spacey ve ambient gitar tınılarıydı. Bir sonraki adım filmi onunla izlemekti – İzlerken notlar alıyordum. Katherine belli sahnelerde nasıl hissetmek istediğini belirtiyordu ve onları not ediyordum. Bunların sonrasında şarkıları kaydettikçe ona gönderip gerekli değişiklikleri ve yorumları alıp tekrar düzenliyordum ve böyle devam ediyordu.

Bunun dışında Orlando’daki saldırıyla ilgili de “Not Myself” adında, saldırıda hayatını kaybedenleri anma ve Everytown Gun Safety Support Fund’ı destek amacıyla bir şarkı yazdın. Bununla ilgili biraz konuşabilir misin?

Hayatımda ilk defa bu olaydan dolayı adaletsizlikle ilgili bir şeyler yazma gereği hissettim. Kendin olabilme ve senin gibi olan insanlarla bir arada zaman geçirebilme hissine bağlandım. Güvenli bir yerde olduğunu düşünüyorsun ve sonrasında böyle bir şey meydana geliyor. Evet, bu LGBT topluluğunu hedef alan bir nefret suçuydu. Ama böyle bir durumu bilmek ve anlamak için o belli topluluğa bağlı olmak zorunda değilsin.  Ve ben de kendi hislerimi herhangi bir politik mesaj vermeden paylaşmak istedim. Organizasyon da şu anda gerçek anlamda destek verebileceğim bir platform.

Not Myself by Sharon Van EttenHayatında birçok şeyin gerçekleştiğini biliyorum. Bunlardan biri de tekrar okula dönüp öğrenci olmak. Buna nasıl karar verdin ve nasıl hissediyorsun?

Okula döneceğim için gayet gergindim. Bu kararı almamı sağlayan nedenlerden biri bu zamana kadar tanıştığım, şarkılarıma çok derinden bağlanan dinleyicilerimin olmasıydı. Şarkılarım kendilerinin ifade edemediği şeylerin temsilcisi gibi. Buna paralel olarak şarkılarımı sevme nedenleriyle benim şarkıları yazma nedenim aynı: duyguları belirtme zorluğu. Ben de şarkı yazıp çalana kadar uzun zaman duygularımı iletme zorluğu çektim. Müziği yazıp bitirme ve analiz etme süreci daha iyi hissetmemi sağlıyor. Bundan dolayı iletişim güçlüğü nedenini anlamak istedim. Özellikle lise sonları ve 20’li yaşların başlangıcı gayet zor. Evi ilk kez terk ediyorsun. Başkaldırıyorsun ama nedenini bilmiyorsun. Her şey ölüm kalım savaşı gibi geliyor. Seni destekleyecek bir grup yok. Yeni bir hayat kuruyorsun. Ve bunların üstüne de iletişim kurma güçlüğü çekiyorsun. Bu yılları geride bıraktığım için mutluyum. Ama bunun yanı sıra verdiği deneyim ve bu deneyimi insanlarla paylaştığım için de.

Deneyimini paylaşmanın ötesinde yakın bir zamanda okulu bitirdiğinde bir şekilde yardımın da dokunacaktır galiba.

Evet, öyle umuyorum . Okula yarı zamanlı gidersem hala müzik yapabilirim yarı zamanlı olarak. 50 yaşıma geldiğimdeyse terapist olabilirim. Hedefim bu.

Turnede olmamak, okula gitmek, ciddi bir ilişkide olmak… Bunların hepsi yerleşik bir hayat belirtisi. Böyle bir hayata sahip olmak nasıl hissettiriyor şu an?

Olabildiğim kadar çok turnede olduğum için gayet mutluyum. Grubum ve dinleyicilerim çok destekleyiciler. Yıl içerisinde 9 ay boyunca turnede olmak ve eve döndüğünde her şeyin aynı kaldığını beklemek çok zor oldu. Hayat sensiz devam ediyor. 35 yaşındayım ve romantik biriyim. Ama bu yanıma çok da yeterli ilgiyi göstermemiştim. Sevgi istiyorum ve beni destekleyen ve cesaretlendiren mükemmel bir adamla birlikteyim. Ve tam olarak olmak istediğim yerdeyim. Evde olabilme dengesini anlamaya çalışıyorum. Artık mutfakta yemek yapabiliyorum, bitkileri canlı tutabiliyorum, sabah erkek arkadaşımla birlikte kahve içebiliyorum. Bunlar senin bir yerlere bağlanmanı sağlıyor. Turnede olmaksa tam tersi. Grubum ve performanslarım bunu sağlıyor ancak geri kalan her şey oldukça sağlıksız olabiliyor, özellikle evini özlemeye başlayıp üzüldüğün andan itibaren.

Senle aramda farklı bir bağ hissediyorum her zaman. Müziklerini sevmemin yanı  sıra seninle de alakalı olan bir durum bu. Aramızda gördüğüm benzerliklerin ana nedeninin içe dönük olmayla alakalı olduğunu düşünüyorum. Kendini nasıl tanımlıyorsun?

Hala içe dönüğüm. Büyürken anksiyeteye sahiptim. New York’a ilk taşındığımda ileri derecedeydi bu. Sessiz ve utangaçtım. İyi müzik yapamadığımı düşünüyordum ve adımı nasıl duyuracağımı bilmiyordum. Ama zaman içinde insanlarla tanışıyorsun, birçok şeye alışıyorsun ve kabuğundan az da olsa çıkıyorsun. Kendimle ilgili farkına vardığım şeylerden birisi her ne zaman sosyal bir aktivite yapsam sonrasında belli bir süre enerjim emiliyor. Sosyalleşmeyi seviyorum ancak bir gece dışarı çıkarsam bir sonraki gece çıkamıyorum. Yani sosyal olabilirim ama aynı zamanda kendi alanıma da ihtiyacım var sonrasında. Susan Cain’in Quiet kitabında okuyup öğrendiğim şeylerden biri bu. Bazen bir yer kalabalıklaşırsa odadan çıkmam gerekiyor. Ama kendimi tekrar nasıl şarj edebileceğimi öğrendim.

Kitap konusu açılmışken en çok sevdiğin yazar Anais Nin ile ilgili konuşmak istiyorum. Nin okumaya nasıl başladın?

Tennessee’de yaşıyorken çok zor zamanlardan geçtim. Yıpratıcı bir ilişkide olmak ve ailemden uzak olmak beni herkesten izole etti ve yalnızlaştırdı. Bir an bir şey hissettim ve liseden eski erkek arkadaşımı arayıp mesaj bıraktım. Onu gayet korkutmuşumdur çünkü mesajım şuydu: “Daha önce nasıl bir insan olduğumu duymak istiyorum çünkü hatırlayamıyorum ve hatırlamak istiyorum.” Sonrasında kız arkadaşı dönüş yaptı bana. Çok sıcakkanlıydı ve ne zaman ihtiyacım olursa onu aramamı söyledi. Sonrasında ruh halime göre kitaplar önermeye başladı. Nin onlardan biriydi ve günlüklerini okuduğumda beni çok etkiledi. Sonrasında şunu fark ettim ki hayat uzun ve yoluma devam edebilirim. O günden beri de evet, Nin en sevdiğim yazar.

sharon-van-etten-wm-7

Müziğe dönecek olursak, bu yıl çıkmış harika albümler var. Yıl içerisinde bu zamana kadar en sevdiğin albümler neler? Bunun dışında da son zamanlarda kimleri dinliyorsun?

Damien Jurada, Cate Le Bon ve OMNI albümleri çok güzel. Son zamanlarda ayrıca Julia Jacklin ve arkadaşlarım Etiqutte’i dinliyorum.

Birlikte çalışmak istediğin rüya müzisyenler kimler?

Harmonileri harika olan ve benim vokalime yakın olan diğer kadın müzisyenler. Lucinda Williams, PJ Harvey, Cat Power… Ayrıca da Courtney Barnett’in bana nasıl solo yapılması gerektiğini öğretmesini isterdim.

Hali hazırda şarkılar yazdığını biliyorum. Yeni albümü yakın zamanda beklemeli miyiz?

Çok fazla demom var. Yaklaşık bir yıldır turnede değilim. Yani uzun bir süredir şarkı yazıyorum. Bir gün albüm yapmaya yetecek kadar şarkım olduğunu fark ettim ama özellikle albüm için yazmıyordum. Amacım gelecek yıl albümü kaydetmek ve 2018’de çıkarmak.

*Ben Goldberg’e özel teşekkürler.