Son yıllarda başta İstanbul olmak üzere gelişen elektronik müzik sahnesinin genç oluşumlarından PROFUN ile hem yaptıkları organizasyonlar hem de ortaya çıkardıkları etkinliklerin mutfağında olup bitenlerle ilgili kurucu ortaklar Ali İlerigelen (sol), Eray Öz (orta) ve Ilgaz Karakuş(sağ) ile bir röportaj gerçekleştirdik.

Yoğun bir etkinlik takvimine sahip Beat the Night oluşumu da PROFUN bünyesinde yer almakta. Son yıllarda bir çok festival ve organizasyon ile birlikte büyüyen eğlence sektöründe Beat the Night’ın rolü nedir? Bize biraz Beat The Night’dan bahsedebilir misiniz ?

Bir markanın kimliğini oluştururken çok hassas olunması ve üstünde özenle çalışılması gerektiğini düşünüyoruz. ”Beat The Night” için de biz bunu yaptık ve şu anda özellikle elektronik müzik sektörüne yön veren bir firmayız.

Dediğiniz gibi yoğun bir etkinlik takvimine sahibiz. Böyle olması her ne kadar bizi çok yorsa da 10 sene sonra kalıcı olmanın yolunun bu olduğunu düşünüyoruz. Yaptığımız işlerde tek bir müzik tarzı üzerine bağlı kalmaktan kaçıyoruz. Çünkü bize göre müzikseverlerin zevkleri çok farklı ve asla tatmin olmuyorlar. Bu da bizim onlara sürekli çeşitli etkinlikler ve müzik tarzları sunmamız gerektiğini gösteriyor. Biz de bunu yapıyoruz 🙂

Bu işe başlarken kafanızda planladığınız fakat sizi hayal kırıklığına uğratan durumlarla karşılaştınız mı? Yoksa her şey beklediğiniz gibi mi ilerliyor?

Aslına bakılırsa bu işe başlarken hedeflerimiz her zaman yüksekti fakat bu kadar kısa sürede bu noktaya ulaşabileceğimizi düşünmemiştik.

Tabii ki de birçok engel ve zorluk ile karşılaştık. Fakat hayal kırıklığına uğrayacak seviyeye asla gelmedik. Bizce bu sektörde yaptığınız işe karşı olan hevesiniz kırılırsa yaratıcılık/üretkenlik seviyeniz düşer ve başarısız bir yola doğru gidersiniz. Şu anda yaptığımız işlerden ve olduğumuz konumdan oldukça memnunuz diyebiliriz.

Beat the Night ile hatırı sayılır bir etkinliği geride bıraktınız. İşin mutfak kısmında neler oluyor? Her şey sanatçının kabine geçip performans sergilemesi değil tabii ki. Süreç nasıl gelişiyor, biraz bahseder misiniz?

İnsanlar bize karşı ”Ne güzel, hem eğleniyorlar hem para kazanıyorlar” gözüyle bakıyor genelde:) Fakat gerçekten işin perde arkası bu şekilde ilerlemiyor. Yapılan işleri ortaya çıkarmak için sarfedilen büyük bir emek var aslında. Bazen sabahlara kadar oturup çalıştığımızı ve ertesi güne uyumadan devam ettiğimiz zamanlar bile oluyor.

Süreçten bahsetmek gerekirse; ilk başta yaptığımız etkinliğin fizibiletisini hep beraber oturup tartışıyoruz. Bu etkinliği yaparsak gelen kitle nasıl olur? Memnun ayrılırlar mı? Satışlar nasıl olur? Bu tarz soruları soruyoruz kendimize. Emin olduğumuz zaman yola koyuluyoruz ve asıl serüven burada başlıyor. Birçok detayı (prodüksiyon, konsept, basın, görsel, sponsor vb.) kendi aramızda iş bölümü yapıyoruz. Burada önemli olan etkinliği gerçekleştirmekten çok, onu insanlara nasıl sunduğunuz oluyor. 

Electropol Festival’den bahsedelim. Nedir bu Electropol Festival, bu sene bizleri neler bekliyor ?

Electropol Festival aslında birden aklımıza gelen ve ‘’İşte insanların aradığı bu’’ dediğimiz bir etkinlik. Türkiye’de birçok kaliteli festival yapılıyor fakat Electropol Festival’in özelliği tüm elektronik müzik tarzlarını barındırması ve 12’den sonra devam etmesi. Biz aslında ona aramızda ‘’Genç Festival’’ diyoruz.

Bu sene çok daha geliştirdik Electropol Festival’i. 2 sahneye çıkardık. Ayrıca müzikseverlere Festivalden 1 gün önce de ”Opening Party” süprizimiz var.

Electropol’un çıkışında biz “Metropolümüzü Electropol’e çeviriyoruz’’ diye bir slogan kullanmıştık ve bu slogan üzerinden ilerliyoruz. Burada İstanbul’u bir elektronik müzik şehrine çeviriyoruz ve bu festivali takip edenler, orda bulunanlar da bu festivalin vatandaşları oluyor. Ayrıca bu sezonki Electropol Festival için gerçekten abarttılar dedirtecek süprizlerimiz var insanlara. Gelip görsünler diyoruz ☺

Kısa bir süre içinde hatrı sayılır bir takipçi kitlesi kazandınız ve elektronik müzik sahnesindeki bilinirliğinizi arttırdınız. Bunu başarmanızdaki temel etmenler neler?

Çalışmak ve çok fazla düşünmek diyebiliriz. Buna insanları çok fazla gözlemlememizi de ekleyebiliriz. Hep beraber saatlerce hiç durmadan neler yapabileceğimizi, nerelerde yetersiz kaldığımızı, bu işe nasıl bir farklılık katabileceğimizi düşünüyoruz. Tabii düşündüklerimizin hepsini farklı sıkıntılardan dolayı gerçekleştiremesek de, bunları uyarlayıp bir şekilde uyguluyoruz.

PROFUN | Beat The Night | Electropol