S

on albümü “Earth Sick”i iki yıl önce yayımlayan ve müzikseverlerin naif anlarda başvurduğu sanatçılar arasında yer alan Kuzey’in yumuşak sesli vokali Oh Land, 29-30 Kasım‘da Salon sahnesine konuk olacak. Enerjisini en saf şekli ile notalara taşıyan başarılı sanatçıyla müziğin geleceğini ve ülkemiz hakkındaki düşüncelerini içeren tatlı bir sohbet gerçekleştirdik. En son karnı burnunda topraklarımızda sahne alan Oh Land’ı ilk kez anne olarak dinleyeceğiz.

Müziğin düşünceleri tamamen yansıtmanın, hatta yazıdan bile daha açık bir yolu olduğunu düşünüyorum. Bu tanıma olan yorumlarınız ne olur?
Kelimelerin düşünceleri eksiksiz yansıtmak için tuhaf bir yol olduğuna inanıyorum. Müzik bunu daha başarılı bir şekilde yapıyor çünkü melodi daha soyut.

Kraliyet Bale Okulu’nda geçirdiğiniz kaza acı-tatlı olarak tanımlanabilir. Bale kariyerinizi zincire vuran fakat müzik kariyerinize kapı açan bir olay. Bu durumu pozitif bir motivasyon mücadelesine nasıl çevirdiniz?
Sanırım bu durumu bir hayatta kalma durumu olarak tanımlayabilirim. Trajik zamanları atlatmak için olayın pozitif yanlarını görüp, bunu kendi hikayemize çevirmek dışında yapabileceğimiz bir şey yok. Bazı trajik durumların üstesinden gelmek imkansız görülebilir fakat atlatılabilir olduğunu kendimize hatırlamak zorundayız. İnsanlar çevresindeki değişimlere en iyi ayak uyduran varlıklar ve bunun nedeni içimizde yatan yaratıcılığımız.

Müzik, sosyal ve iklimsel çevre gibi birçok faktörün yardımıyla yaratılıyor. Sizce müzik tüm dış etkilere kapalı halde, sadece saf düşünce ve duyguların yardımıyla üretilebilir mi?
Zor bir soru. Biri sosyal çevresini ve yetiştirilme kültürünü görmezden gelebilir mi? Bence çok zor bir şey ama duyguların kültürel sınırların kapısını aşan ve bizi kaynaştıran ortak bir dil olduğuna inanıyorum.

Müzik sürekli bir değişim içerisinde fakat sizce gelişiyor mu yoksa geniş bir döngü içerisinde kendini tekrarlıyor mu?
Ana akım radyoları dinlerken kendimi depresif hissediyorum çünkü şu sıralar, hiç olmadığı kadar, hit bir şarkının tarifini tekrarlayıp durduğumuzu görüyorum. Büyük plak şirketleri bir çok grubu kontrol altında tutuyor ve bu onları kriz ortamına sürüklüyor. Müzik gökdelenlerin en üst katında, sayılarla uğraşan teknisyenlerden değil, yaratıcılığın filizlendiği insanların elinden çıkmalı.

Müziğinizi resim olarak yansıtsanız hangi renkler ön plana çıkardı?
Güzel soru:) Koyu mavi, fuşya ve toz pembe. Gün doğumunda gördüğümüz renkler.

İnsanların kararlarıyla kendi hayatını inşaa ettiğini ve bunun ölüme kadar devam ettiğine inanıyorum fakat bu kural müziğin yaratılışına uygulanabilir mi yoksa yaratıcılığın kendine has kuralları mı var?
Kendim için geçerli olan bir şey varsa o da müzik üretimi sırasında herhangi bir kural izlemediğimdir. Konsept albüm üretmede sürekli başarısız oldum. Tesadüfiliğe boyun eğmek zorundayım.

Belirli bir tarzda giyinmeye çaba gösteriyor musunuz yoksa her şey anlık duruma bağlı olarak mı gelişiyor?
Bence insanlar gözleriyle hissedebiliyor. Görünüşün yumuşak olduğunda insanlar seni cana yakın, açık ve meraklı olarak hissediyor. İnsanı gergin ve sert gösteren kıyafetlerden olabildiğim kadar uzak duruyorum.

“Perfection” hassas sözleri nedeniyle en beğendiğim Oh Land parçası. Şarkıyı yazmanıza neden olan duygusal deneyimi biraz anlatabilir misiniz?
Parça kıskançlık ve saplantıyla ilgili ve tabii ki aşk. Kıskandığım ve beğendiğim bir kız hakkında yazdığım dürüst bir şarkı olarak söyleyebilirim.

Türkiye’deki hayranlarınız müziğiniz dinlerken kendilerini huzurla dolu bir peri masalında gibi hissettiklerini belirtti. Peki siz Türkiye’deyken nasıl hissediyorusunuz?
Çok ilginç bir yer olduğundan duygularım çok karışık oluyor. Kültürün, eski ve yeni, modern düşünce ve geleneğin harmanlandığı kocaman bir coğrafya. İlham aşılayan bir yer. Ayrıca insanlarının duygusallığı beni çok etkiliyor. Duygusallığı hissedebiliyorsunuz. İnsanlar bir şeyleri söylemekten çekinmiyor.

Son olarak, ideal gününüzü bize anlatabilir misiniz?
Yavru keçileri sevmek. Oğlumla vakit geçirmek. Güneşin altında güzel yemekler yemek. Müzik yapmak ve yıldızların altında uyuya kalmak.