Z

orlu PSM bu akşam etkileyici konser serisine İngiliz müzisyen PJ Harvey ile devam edecek. PJ Harvey’den önce ise sahne Low’a teslim edilecek. Low’un solisti Alan Sparhawk ile bu güzel konser öncesinde İstanbul, PJ Harvey, müzisyenlerin psikolojisi ve motivasyon hakkında konuştuk.

Geçen seneki konserlerden sonra İstanbul’a Zorlu PSM konseri için geri dönüyor olacaksınız, peki İstanbul hakkındaki izlenimleriniz nedir? Müzikal anlamda etkileyici bir şehir mi?

Kesinlikle öyle. Geçen sene şansımıza turnemizin ilk konseri İstanbul’daydı, bu nedenle şehirde dolaşacak ve gezecek vakti bulabilmiştik. Klişe bir cevap olsa da bir Amerikalı olarak İstanbul’a ilk geldiğimde kendimi bambaşka bir dünyada, farklı kültürlerin ortasında bulmuştum. Fakat vakit geçirdikçe ve günlük hayatın izlerini görmeye başladıkça, bir babanın çocuğunun elini tutup yürümesi, bir adamın dükkanını açması, endişelerin ve korkuların oldukça tanıdık olduğunu fark ettim ve kendimi evde hissettim. İstanbul hakkında en sevdiğim şey ise sabah erken vakitte, şehre sessizlik hakimken ezan sesinin uzaklarda kendini hissettirmesi ve yavaş yavaş, cami cami size doğru yakınlaşması. Gerçekten inanılmaz bir duygu. Tabii orada tanıştığım insanlar çok ve renkli ve iyi insanlardı bu da PJ için İstanbul’a geri gelmenin heyecanını benim için arttırıyor.

Aslen Minnesota’lısınız ve bu büyük ihtimalle sound’unuzun belirlenmesinde oldukça önemli bir rol oynamıştır. Haklı mıyım?

O zamanlar bildiğim, hakim olduğum tek şeyin etrafımdakilerden oluştuğu için çok iyi bir perspektiften yaklaşamazdım çünkü dünyayı dolaşmaya başlamadan önce başka bir şey bilmiyordum. Tabii gezmeye başlayınca Minnesota’nın kendine özgü bir kültürü olduğunu anladım ama evet kesinlikle katkısı oldu. Orada kışlar çok zorlu geçer ve insan kendini dünyadan soyutlamaya başlar, ruhunun bir parçası inzivaya teslim olur bir bakıma. Country/Folk müzik yapmasak da taşrada büyümenin kazandırdığı o karanlık duygular müziğimizle oldukça yakın bir ilişkide.

8 Haziran akşamı PJ Harvey’nin Ön Grubu olarak sahne alacaksınız, peki PJ Harvey hakkındaki düşünceleriniz nedir?

Onunla aynı sahneye paylaşmak bizim için oldukça gurur verici. PJ Harvey ile bugüne kadar beraber çalma şansını yakalayamamıştık, bu turnede ise birkaç şehirde beraber olacağız. “Dry” albümünden beri oldukça büyük bir hayranı olduğumu belirtmem gerek. Kasetini almıştım ve bozulana kadar sürekli dinlemiştim. Tabii “Rid of Me” ve “4-Track Demo” çalışmalarının da oldukça cesur ve başarılı olduğunu söylemek isterim. Özellikle 4 – Track Demo, müziğin en ham ve hakiki hali olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden  onunla beraber turneye çıkmak oldukça gurur verici ve umuyorum ki her şeyi berbat etmem! O benim idolize ettiğim biri bu yüzden bırakın onunla beraber sahne paylaşmayı onunla sohbet etmek, arkadaş olmak bile yeterli olurdu. Gününü kolaylaştırmak için elimden geleni yapmaya çalışacağım.

Yirmi seneyi aşkın sahneye çıkıyorsunuz, bu yoğunluğu ve sürekliliği devam ettirmek için kendinizi nasıl motive ediyorsunuz ve bu işlem sırasında başvurduğunuz ritüeller var mı?

Biraz çocukça gelebilir ama içimde dünyayı anlatmak isteyen, duygularımı ve düşünceleri karşımdaki insan doğru bir şekilde yansıtmayı isteyen bir çocukça bir his var. Dünyada bir şeyleri yanlış anlamak için bir yatkınlık var ve bunu yıkmak istiyorum. Tabii bu duygunun yıllardır benimle beraber olması da biraz şaşırtıcı. Zaman geçtikçe perspektifiniz ve düşünceleriniz yoğurulmaya, değişmeye başlıyor; fiziksel kabiliyetiniz bile değişiyor ama içinizdeki o çocukça his hiç bir zaman elinizi bırakmıyor. Sanırım sanatın anlamı, kendinizi bu çocukça hissin yardımıyla yönlendirmekte yatıyor.

Bazen kendinize “Bunu duymak istemiyorum!” diyorsunuz fakat böyle aşırılıkları sakince kontrol etmeyi de öğreniyorsunuz. Duygularınızın üzerinde bir güç kurup bulunduğunuz durumun döngüsünü ve akışını kabullenip, severek yolunuza devam ediyorsunuz.

Ritüel konusuna gelirsek, başvurduğum garip teknikler yok çünkü sahneye çıkacağımı kendime aşırılıklarla hatırlatırsam büyük ihtimalle her şeyi batırırım.

 Bir çok müzisyen ün ile beraber psikolojik sıkıntılara giriyor. Siz buna benzer bir durumdan etkilendiniz mi, etkilendiyseniz üstesinden nasıl geldiniz?

Yaklaşık bir on sene önce oldukça zor bir durumdan geçmiştim ama bunu sahnenin üzerimdeki baskısından mı olduğunu yoksa stresli bir insan olduğumdan mı yaşadığımı tam olarak bilmiyorum. Sahnede olmanın insan psikolojisi üzerindeki etkisini oldukça yakından biliyorum. Kendinizi ve gerçekliği sorgulamanıza neden olabiliyor ve bu yardım almadıkça kötü sonuçlara sebep olabiliyor. Bu nedenle grupta size doğruları görmekten çekinmeyen arkadaşlarınız olması çok yardımcı olabiliyor. Konuyu geçiştirmektense “Bunu kesinlikle yapma, yanlış düşünüyorsun.” Diyebilmeleri çok önemli. Sanırım birçok müzisyen kendini oldukça yalnız, doğruyu belirtmekten çekinen insanlarla sarılı bir durumda bulabiliyor fakat çevresindekilerin sağlığı için oldukça büyük bir rol oynadığının farkında olamayabiliyor. Müzisyenler sık sık kendilerini ve gerçekliği tanımaz hale gelebiliyor, bu nedenle de en ufak şeyler nedeniyle oldukça ağır durumlara düşebiliyor. Şarkı söyleme tekniğine bile deliren müzisyenler var! Sanırım bu durumu aşmak için bir adım geriye çekilip kendini iyice analiz etmen, gerçekliğin farkında varman lazım. Ben böyle aştım kendi durumumu. Ayrıca bu hareket bazen yaratıcılığı tetikleyen enteresan bir maceraya da dönüşebiliyor.

Alan Sparhawk’a bize vakit ayırdığı için teşekkür ederiz! Kendisini bu akşam 20.15’te Zorlu PSM Ana Tiyatro sahnesinde dinleyeceğiz!