Almanya’daki Black Musik akımıyla tanıştığı hip hop müziğini, 90’lı yılların başında kurdukları Cartel grubu ile ülkemiz sınırları içine sokarak ilk dönem temsilcilerinden biri olan Kabus Kerim, uzun süredir solo performanslarına devam ediyor.

70’ler, 80’ler ve 90’ların Türkçe kayıtlarını yeniden düzenleyerek DJ setine yerleştiren Kabus Kerim, Red Bull desteği ile hikayesinin başladığı topraklarda yeni bir yolculuğa çıktı ve ‘Uzun İnce Bir Yol’ adını verdiği 5 bölümlük bir video serisi hazırladı. Mart ayında redbull.com/müzik adresinden yayınlanacak proje öncesinde Kabus Kerim ile sohbet etme şansı yakaladık. İşte elini attığı her şeyi altına çeviren Kabus Kerim’den bize kalanlar;

“Köklerine sarılmış” bir insansınız. Bunu yapmış olduğunuz müzikte de görmek mümkün. Kabus Kerim olarak DJ Set performanslarınızda çokça 70’ler, 80’ler ve 90’ların Türkçe kayıtlarını yeniden düzenliyor ve çalıyorsunuz. Bu yöneliminizi kendi cümlelerinizle açıklar mısınız?

Ben bazılarını çalınabilir yapıyorum. Geçişlerde kolaylık olsun diye el attığım şarkılar var, edit yaptığım şarkılar var. “O şarkı bugün çıksaydı böyle olsun isterdim” dediğim şekilde düzenlemeler bunlar.

Yani aslında müzakalitesine ritmik olarak bir şey katmak benim amacım. Tamamen ritm odaklı değil ama ritm bir yere götürsün istiyorum düzenlemelerde. Bu yönelim şarkılarla o kadar uyumlu oluyor ki yeni dinleyen birisi bu remastered olmuş bir şarkı mı yoksa yeni mi diye sorabiliyor. Düzenlemeler de tamamen aldığım enerjiye ve o şarkının bana hissettirdiğine bağlı olarak değişiyor zaten seçtiğim şarkılar da hep hissettiğim ve bildiğim şarkılar. Hani bu çok popüler nostalji şarkıları çalan yerlerdeki şarkıları çalmıyorum.

RB KabusKerim2Eski şarkıları yeniden düzenliyorsunuz fakat benim algıladığım şarkının ruhuna, sanatçının ürettiğine önemli bir saygı var. Bu düzenlemeler hiçbir zaman tanınmayacak düzeyde olmuyor. Biraz bu yeniden düzenleme aşamalarından bahseder misiniz?

Demin de söylediğim gibi buna özen gösteriyorum çünkü müzisyenler bunu özenle yapmışlar ve benim rap için altyapı yapmadıktan sonra o şarkıya fazla dokunma hakkım olmadığını düşünüyorum o sebeple benim de amacım yabancılaştırmak değil belki biraz tozunu almak ve parlatmak.

Almanya’da yaşadığınız yerden, Nürnberg’den başlayıp Anadolu’ya uzanan hayat hikayenizi bir video serisine dönüştürüyorsunuz. Ne düşünüyorsunuz bu proje hakkında? Bir çok müziksever adına hikayenizi birinci ağızdan dinleyebileceğimiz önemli bir kaynak olacak bu.

Red Bull ekibiyle 3 haftalık çok hoş bir çekim sürecimiz oldu.

Projeye dahil olan yerel müzisyenlerle birlikte kayıtlar aldık canlı olarak yani stüdyoda kaydedilmiş bir şarkı üzerinde oynanılmadı veya oynanılmayacak tamamen orada aldığımız kayıtlardan yola çıkıp bir şeyler yaratacağız.

 Enstrümanlarımız azdı; bir davul bir de zurna vardı kayıtlarda şimdi benim amacım onu süslemek olacak. Elimdekileri yeni bir şarkıymış gibi aranje edeceğim. Müzikalite olarak da yeni ve farklı bir şey oldu benim için. Beraber çalıştığımız müzisyenler de müziğe gönül vermiş kimi festivallere katılmış, kimi folklör ekibinde çalan kişiler amatör ruhla bu işi yapan kişiler. O anlamda da çok farklı ve güzel bir tecrübe oldu benim için.

RB KabusKerim3

Bu yıl Dr. Dre, N.W.A için hazırlanmış biyografik film ‘Straight Outta Compton’ı izledikten sonra stüdyoya kapandı ve 16 yıldır beklenen yeni albümünü kaydetti. Hazırladığınız bu video serisinin sizde de benzer müzikal yansımaları oldu mu?

Dr. Dre aslında o nerdeyse 20 yıldır albüm çıkaracak ve çıkaramıyor. Bence o albüm hazır ama yapmak istemiyor diye düşünmeye başladım; efsane bir rap hikayesi gibi gelmeye başladı bana. Benim birkaç fikrim var. Olursa bu olsun istiyorum olmazsa da olmasın. Ama şayet yaptığım da gerçekleşir ve istediğim gibi giderse bunun çok farklı bir sayfa açacağını biliyorum. Yalnız bu fikrin projelendirme aşamasından geçmesi gerekiyor.

Son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde doğunun mistik ezgileri ile batı müziğini kesiştiren füzyon yaklaşımına sahip bir çok proje var. Geçtiğimiz aylarda Babylon Bomonti’de konser veren hip hop prodüktörü The Gaslamp Killer, performansında Arif Sağ çaldı ve kendisini bütün müzik hayatımı etkileyen en önemli isim diye tanıttı. Siz bu yönelim hakkında ne düşünüyorsunuz?

Globalleşmeden ortaya çıkan, İstanbul’un popüler olmasından ortaya çıkan tekrar keşfedilen belki bizlerin de içinde bir parça tuzunun bulunduğu bir akım. Bizden kastım “Etrafta” isimli bir blog vardı örneğin biz 2009’dan beri paylaşım yapıyoruz bu blogda. Burada Türkiye’deki eski nadir plakları toplayıp, onları insanlara sunuyorduk, bakın böyle bir kayıt vardı diye. Memleketten funk serileri olsun farklı tarzlar olsun hepsini mysapce’ten facebook’tan yayıyorduk, hikayeler bu şekilde gelişti gitti. Benim Detroit’te tanıdığım pek çok insana Anadolu pop müzik kayıtları vermem vs bunların hepsinin etkisi var tabii ama esasen insanlar da kendileri için yapıyor bu yeni keşifleri.

Yeni bir yılın ilk ayındayız. Nedir 2016’ya dair planlarınız?

Valla ben plan yapmıyorum çünkü hayat istediği gibi gidiyor. Beni elimden alıp tutup götürürse çok güzel.