P

aylaşmayı, yaptığın şey ne olursa olsun arkasında durmayı ve müziğin kronik kalıplarını yıkmayı tercih eden birisi Kerem Sevinçli, bilinen adıyla İskeletor. Geçtiğimiz yıl Red Bull Music Academy’e katılan Kerem ile derin mevzulara daldık ve derdimiz neyse onu konuştuk.

Müzikal geçmişin için geriye doğru gidince Soundcloud’da yayınladığın şarkıların, MisPis grup üyeliğin ve Hello Soviet projen ile karşılaştım. Daha gerisi de var mı bunun? Dönüp baktığında tüm bunların nasıl bir etkisi var İskeletor projesine?

Lise yıllarında oluşturduğum gruplar vardı. Yani isimsiz, toplanıp beraber çaldığımız gruplar. O zamanlar çoğumuz Public Image Ltd, The Fall, Can gibi grupları takip ediyorduk. Aynı dönemde şöyle bir şey yapmaya başadım; her stüdyoya gidişimde farklı kişileri bir araya getirmek. Kuralımız da şuydu; “Herkes en az bildiği aleti çalacak.”, bu da bizim doğaçlama yapmamızı sağlayacak. Böylece ben de her enstrümanı çalmaya başladım. Hatta enstrüman olmayan şeyleri bile… Bu yaptığımız şeyin adı daha sonra Hello Soviet oldu.

Herkes bir şeyler çalıyor, bu çalınanlar aynı anda kaydediliyordu. Sonra hiçbir şey düzenlenmeden, sadece başından sonundan kesilerek ve ufak bir mastering yapılarak internetten o gün yayınlanıyordu.

Hello Soviet ile aslında bas gitar çalarken davul da, klavye de, synthesizer da, gitar da öğrenmek zorunda kaldım. Sonrasında da bu öğrendiğim aletlerle gruplara girdim. Mispis bunlardan biri. Ayrıca Marta isimli shoegaze/indie grubunda da bir dönem bas gitar çaldım.

Tüm bunlardan sonra da İskeletor ortaya çıktı. Daha önce bahsettiğim bu doğaçlama yapma hali aynen devam etti.

Bu toplanma halinden sonra kendi başıma daha çok müzik yaptığımı, daha elektronik şeyler denediğimi farkettim. O sırada yaptığım müziğin türleri de değişti. Bass müzik dinlemeye, dışarı çıkıp kulüplere gitmeye başladım. Bunların ardından da biraz daha offbeat, Alman ve Japon noise etkileşimli bir forma dönüştü yaptığım müzik. Yani beraber çaldığım insanları her seferinde toplamak yerine, karşıma kanalları koyup onlara ses çıkarttırmaya başladım. Rastgele biraraya getirdiğim insanlar yerine de kendi kaydettiğim sesleri kullanmaya başladım. Böylece İskeletor, tek kişilik bir gruba dönüştü. Sonrasında daha organize bir şekilde dinlediğim, yayılmak istediğim çevrelere göre trap, grime, noise etiketli bir yere doğru gitti yapmış olduğum müzik.

Üretim sürecinden bahseder misin biraz? Hangi cihazları kullanıyorsun? Nasıl bir araya getiriyorsun parçaları?

Cihaz ve yöntem gibi şeyler, benim için şarkı üretim sürecinde birer engel. Yani tek bir cihaza tutunduğun zaman, o cihazı çalmaya başlıyorsun sadece. Müzik çalmaya başlamıyorsun. Hatta organize müzik yazım yöntemleri bile bence yaratıcılık karşısında bir engel. O yüzden kaydetme aleti olarak bilgisayarı kullanıp, elimde o esnada ne alet varsa hatta alet olmayan bir şeyi bile devşirip onu kaydetmeyi tercih ediyorum. Ayrıca aklıma gelen her fikri, kötü bir sesle bile olsa bir şekilde kaydediyorum. En sonunda çıkan bu malzemeler üzerinden bir kompoziyon oluşturuyorum.

Blacktrick, yeraltı müzik sahnesinin sayılı oluşumlarından biri. Nedir dertleri? Ne yapmak istiyorlar?

En güzel soru:) Blacktrick aslında organik bir şekilde bir araya gelmiş, hatta birlikte olmak zorunluluğunu hisseden bir ekip. Blacktrick, prodütör ve DJ’lerin yer aldığı 6 kişiden oluşuyor temelinde. Umut Özcan ile birlikte şöye bir karar aldık: Birlikte çaldığımız, doğal olarak bir araya geldiğimiz fakat sadece konserde buluştuğumuz insanları birleştirip daha çok toplanalım. Böylece bu etkinlik dışı toplanmalarımızda daha sağlıklı kararlar alabilirdik. Bu sayede yaptığımız müziği, organize bir şekilde yaymakla ilgili daha iyi fikirler bulabiliriz diye düşündük. Nitekim öyle de oldu. Birlikte olunca diğer topluluklarla daha iyi bir iletişimimiz oldu. Çünkü biz şunu yapıyoruz, biz şuyuzdur diyebildik. Ayrıca ekipte yer alan Umut, Blacktrick’te yer alan sanatçılara menajer olarak mekan, plak şirketi ve sanatçı üçgenini önemi bir boşluğu dolduruyor. Bu da işleri daha profesyonel yapmanızı sağlıyor.

Blacktrick, şu ana kadar bir derleme albüm yayınladı. Yeni ve genç prodüktörlerle tanışmaya çalışıyoruz şu anda. Bunun için farklı yollar deniyoruz. Tüm bunlardan edindiğimiz birikimler ile konserlerimize devam edeceğiz. Aynı zamanda derleme albüm yayınlamayı da sürdüreceğiz. Alışılmışın dışında pazarlama yöntemleri kullanarak daha güzel bir sunumda bulunacağız. Birkaç ay içinde yeni bir derleme albüm yayınlamış oluruz. Ayrıca 13 Şubat’ta Tektosag Label’ı ile Roxy’de 8 kişilik bir performans gecesi yapacağız.

İleriki dönemde Blacktrick ile daha çok buluşma halinde olacağız. Yani diğer plak şirketleri ve yayın kolları ile yakın temasa geçerek daha kolektif davranacağımızı söyleyebilirim.

iskeletor-3

Gelelim Red Bull Music Academy’e. Geçtiğimiz yıl Paris’de RBMA bünyesine dahil oldun. Hem şehrin müzik kültürü ile hem de bir çok önemli eğitmenlerle bir aradaydın. Bize akademide yaşadıkların ve henüz kısa sure geçmiş olsa da üstünden kariyerine olan getirileri hakkında neler söylemek istersin?

Aslında ilginç bir döneme denk geldim. Paris’e gittim ve o sırada çok talihsiz bir terör saldırısı oldu. Tam bu saldırının ardından Red Bull Music Academy’e katılmış oldum. Bu yüzden Red Bull orada geniş güvenlik önemleri almak zorunda kaldı ve konserler iptal edildi. Fakat orada dünyanın bir çok farklı yerinden gelmiş, benimle eşit şartlarda olan sanatçılarla buluşup çok önemli eğitmenler eşliğinde müthiş bir akademi süreci yaşadık. Çok güzel stüdyolarda, gece gündüz müzik konuşup aslında nereden gelirsek gelelim aynı seviyede olduğumuzu gördük.

Bunun yanı sıra kişisel kahramanım olan Tony Allen akademiye geldi ve müthiş bir atölye yaptı bizlere. Ayrıca kendisi ile doğaçma müzik yapma fırsatım da oldu. Harika bir deneyimdi benim için. Tony Allen’in yanı sıra Laurie Anderson da çok değerli bir anlatım yaptı.

Akademideyken şunu gördük; müzik türlerini birbirinden ayırmanın hiçbir manası yok. Bir arada olup doğaçlama müzik yapmaya devam etmek oldukça değerli. Aslında bu benim Hello Soviet’de yapmaya çalışdığım şeyin daha organize hali. Herkesin beğenebileceği bir aletin muhakkak olduğu stüdyolara girip kayıtlar aldık. Gün içinde konuştuğumuz şeyleri müziğe dönüştürmeye çalıştık. Bu da samimiyeti ve aynı seviyede olduğumuzu gösterdi bizlere.

Bu yıl RBMA Montreal’de gerçekleşecek. RBMA, konuk olduğu şehirde sadece müzik alanında değil tüm kültür sahnesinden beslenerek bir çok etkinlik düzenliyor ve katılımcılarına, özel gece kulüplerinde performans sergileme şansı tanıyor. Ayrıca Montreal müzikal mirası çok sağlam olan sayılı şehirler arasında. RBMA 2016’a başvuru süreci hali hazırda devam etmekte. RBMA’e başvurmak isteyenler için neler söylemek istersin?

Başvuru süreci yeni başvuracak kişelere, eski katılımcıların vermiş olduğu öneriler ile ilerliyor. Başvurmak isteyen arkadaşlar öncelikle ellerini çabuk tutsunlar. Sonrasında başvuru formlarına bir okul başvurusu gibi değil de çok samimi bir arkadaşla konuşur gibi cevaplar yazsınlar. Çünkü seçim sürecinde ne kadar uyumlu birisi olduğunuzu göstermek çok önemli.

Benim başvuru sürecimde eksi mezunlardan Kaan Düzarat, bana içinde formların ve eski yılları tanıtan materyallerin olduğu bir paket verdi. Ardından da herhangi bir sorum olursa her zaman kendisine iletebileceğimi söyledi. Aynı şekilde başvurmak isteyen herkes benimle bir şekilde iletişme geçerek sorularını sorabilir. Yani danışarak ve biraz da kendini yansıtan bir form göndermek gerekiyor. Özellikle yaptığınız müzik türünün tercih edilmeyeceğini düşünüp korkmamalısınız. RBMA, bir öğrenme ve buluşma yeri.

Son dönemde bir çok önemli isim ülkemizde performans sergilese de kendi açımdan etkinlik döngüsünün daha popülist ve tutan ismi yeniden getirme üzerine kurulduğunu söylebilirim. Bu konu hakkında senin görüşün nedir? Çözüm var mı? Varsa nedir?

Aslında bu organik gelişmiş bir şey. Kimsenin tepeden imme yaptığı bir şey değil. Tamamen mekanların zorlandığı şeyler üzerinden ilerleyen bir durum. Sorun şu, belli mekanlara giden dinleyici, sadece o mekanlara gitmeye devam ediyor, orada müzik dinlemeyi değil artık sadece o mekanda bulunmayı önemli görüyor.

Şu anda pek çok mecrada da konuşulan büyük bir sorun var. O da dinleyicilerin konserleri yüzünün önünde telefonla takip etmesi, konuşması, dinlememesi ve dans etmemesi. Diğeri bir sorun ise kitlesel olarak, şu tarz müzik dinlemek ya da şu grubun konserine gitmek istiyorum diye bir talebin olmaması. Dinleyicilerin beğendikleri müziğe ve gruplara olan desteklerini gerçekten göstermeleri gerekiyor. Kısaca herkes istediği müziği talep ederse mekanlar da arz edebilir.

iskeletor-1Müzik sahnemizde bir çok olumsuzluk olsa da son dönemde özgün projelerin sayısı artmakta. Hem bağımsız hem de yeraltı sahnesinin yavaş da olsa genişlemesi kendi adıma gelecek için umut verici. Sen ne düşünüyorsun bu konuda?

Bağımsız ve yeraltı sahnesinde kesinlikle bir ilerleme var. İnsanlar artık çaldıkları şeyleri daha çok yayınlıyorlar, daha fazla dışarıya açılıyorlar. Aslında hep müzik yapan insanlar vardı fakat yaptıklarını paylaşmaktan korkuyorlardı. Bu durum iyiye doğru yönelmeye başladı.

Olan bitenin yanında bu isimler, mekanlarla ve büyük organizasyon şirketleri ile destekleşmek yerine mücadele etmek zorunda kalıyor.. Bu sorunun çözümü olarak da bağımsız yayıncılık tercih ediliyor.

Yeni çıkan gruplar artık internetten kendileri de yayın yapabileceklerini fark etti. Fakat gel gör ki çıkan yeni müzik ve diğer sanat kollarındaki projelerde ya alafranka ya da alaturka bir durum var. Yani ya yurt dışına çok bakan, ya da kültür köprüsü kurmaya çalışan işler. Kültür ve köprü kelimelerinin yanyana kullanılmasını hiç sevmiyorum. Samimi olmak, evde kendi yaptığın müziği çalmak en güzeli. Açıkçası ben bunu yaptım. İlk başta çok zordu fakat sonradan aracı bir yol bularak bir şeyler yapmamanın yararıma olduğunu gördüm.

2016 için ne var gündeminde?

Yeni plak şirketleri ile tanıştım. Bu noktada Blacktrick’in de çok faydasını gördüm. Mart ayında Innamind Recordings’in alt label’ı olan Blacklist’ten 12’’lik bir plak yayınlanacak. Bu label’dan daha önce Gantz ve LAS da albüm yayınladı. Bunun ardından gelecek çok sürpriz birkaç remix var, birilerinin benim şarkılarıma yaptığı bu remixlerden ve benim de orijinal şarkılarımın yer aldığı EP’ler olacak. O albümler çok tehlikeli. Sonra, bir kaç tane davet albümü başlatmayı düşünüyorum. Yani, kendi yaptığım, kaydettiğim seslerden bir sample klasörü oluşturup bunu birebir tanıdığım ve internetten ulaştığım müzisyenlere göndereceğim. Sanatçılar, sadece bu sample paketini kullanarak şarkı yapacak ve bu şarkılar da “İskeletor Sample Pack Compilation” temasıyla yayınlanacak.

Facebook | Soundcloud