İ

stanbul’un kültür ve sanat yaşamında açıldığı günden beri önemli bir boşluğu dolduran Salon, geçtiğimiz ay duyurduğu yeni sezon programıyla yine bir çok özel performansa ev sahipliği yapacak. Battles‘tan The Veils‘e, Jaakko Eino Kalevi‘den Mammal Hands‘a müziğin her rengine sahnesini açan Salon’un iki yöneticisi Egemen Eti ve Deniz Kuzuoğlu, sezon açılışına kısa bir süre kala sorularımızı yanıtladı.

Not: Salon kapılarını 24 ve 25 Eylül’de gerçeklecek Battles konserleri ile açıyor.

egemen

Egemen Eti (Mekan ve Prodüksiyon Yöneticisi)


İlk merak ettiğim şey, Salon’da mekan ve prodüksiyon açısından bir değişiklik/yenilik yapıldı mı yeni sezon öncesinde?

Salon içerisinde görünüş olarak bir değişiklik olmadı ancak fuaye alanımızı tamamen değiştirdik. Daha Salon’a ait ve daha uzun kalınabilecek bir alan yapmaya çalıştık. Prodüksiyon kısmında ise ışık sistemimizde yenilikler yaptık, ses sistemimizi güncelledik.

Her ne kadar sorumluluklarınız ayrışsa da Deniz ile beraber Salon İKSV’nin direktörlüğün üstleniyorsun. Bu tarz pozisyonlarda iki kişinin görev almasına pek alışık değiliz. Sonuçta günün sonunda ortak bir kararın çıkması gerekiyor. İşler nasıl yürüyor sizin tarafta?

Aslında gayet basit bir çalışma şeklimiz var. Birbirimizin bilgi ve tecrübesine güvenimiz var. Büyük bir şans bu. Haliyle konu hakkında hangimizin bilgi ve tecrübesi daha fazlaysa konuyu o yönetiyor ve karar alıyor. Birbirimizi sürekli bilgilendirmek ve fikir alışverişi yapmak her şeyi daha da kolay kılıyor.

Bence her performans mekanının bir üslubu vardır ve bu üslup ziyaretçilere de yansır. Sence Salon’un üslubu nedir?

Sakin ama iddialı. Bence bu hem Salon’u hem de seyircisini iyi anlatıyor.

Biz Salon’u “Ev sıcaklığında konser mekanı” olarak tanımlıyoruz. Sen nasıl tanımlarsın?

Yılın hatırı sayılır bir kısmı evden çok Salon’dayız. Bu yüzden içinde konser verilen ev diyebilirim.

Geçtiğimiz sezon Salon’daki en özel konserler hangileri idi?

Mark Eliyahu ve Sebadoh güzel konserlerdi benim için.

Elinde sihirli bir değnek olsa hangi isimleri Salon sahnesine yerleştirirdin?

Bunu gerçekten çok düşündüm. Sanırım değneği Deniz’e versem hepimiz için daha hayırlı olur.

Son olarak, bu sezon ajandamızı yine birçok Salon konseri ile doldurduk. Senin sabırsızlıkla beklediğin konser(ler) hangisi ya da hangileri?

Uzun zamandır severek dinlediğim Mashrou’ Leila ve geçen sezon Salon ekibi olarak bizi çok şaşırtan, sevindiren Sena Şener‘in konserleri benim için keyifli olacak. Battles ise sahne performansını merak ettiğim bir grup.


deniz

Deniz Kuzuoğlu (İçerik ve Etkinlik Yöneticisi)


Her ne kadar sorumluluklarınız ayrışsa da Egemen ile beraber Salon İKSV’nin direktörlüğün üstleniyorsun. Bu tarz pozisyonlarda iki kişinin görev almasına pek alışık değiliz. Sonuçta günün sonunda ortak bir kararın çıkması gerekiyor. İşler nasıl yürüyor sizin tarafta?

Biz açıkçası beraber yönetime geçmeden önce de çok uyumlu çalışan bir ikiliydik. İlk günden beri kimyamız tuttu diyebiliriz. Egemen’in de dediği gibi bu büyük bir şans. Zaten gece gündüz beraber çalışan, ailesinden, arkadaşlarından çok birbirini gören bir ekipseniz, bu uyum olmazsa hiç bir şey yürümez. Birbirini dinlemek, güvenmek, önerilere açık olmak ve öncelikli olarak kendini değil Salon’u düşünmek bizim tarafta işlerin çok rahat yürümesini sağlayan temel faktörler.

Salon’ın sanatçı programında hep bir kurgu vardır. Ne olduğu az çok tahmin etsek de hazır seni yakalamışken işin arka tarafındaki belirleyici faktörler nedir?

8 aylık bir mekan programı yapmak demek, 365 gün boyunca düşünmek, araştırmak, takipte olmak demek. Olmazsa olmaz belirleyici faktör kalite. Türünün en iyi örneği olan projelere yer vermeye çalışıyoruz. Bir sonraki sezon hazırlığı başlarken sene boyu takip ettiğimiz, izlenmesi, kaçırılmaması gerektiğine inandığımız isimlerden yaptığımız liste dışında hayatının merkezinde müzik olan isimlere ve burayı evlerinin Salon’u gibi gören seyircilerimize görmek istedikleri isimleri soruyoruz. Bir sezon hazırlığı 500 isimlik bir liste ile başlıyorsa, turne bilgileri, bütçe, seyirci kapasitesi faktörleri işin içine girdikten sonra yaklaşık 100 isimle yazışmaya dönüyor ve yaklaşık yarısından fazlasının konfirmasyonu ile program şekillenmeye başlıyor diye özetleyebiliriz.

Salon açıldığından beri yerli sahne ile iç içe olan bir mekan. Yeni sezonda yerli sahne ile kurulan bağın devamı için neler yapacaksınız?

Yerli sahne bizim can damarlarımızdan. Haliyle yerli isimlere sahnemizi açmak, yeni seslere sahne imkanı vermek önceliklerimizden. Her sezon Salon’da görmekten çok mutlu olduğumuz isimler dışında, mutlaka yeni isimleri de programımıza almaya çalışıyoruz. Bunu zaman zaman tekli konserler olarak yapıyoruz, zaman zaman da yabancı isimlerin öncesinde yer vererek. Bu sezon bu bağın devamı ve güçlenmesi içinse geçen sezonlarda yaptığımız bağımsız plak şirketleri gecelerinin sayısını arttıracağız. Çok yakında detayları paylaşacağız zaten.

Bu sezon müzik konserleri dışında başka ne tarz etkinlikler bekliyor bizi? Son yıllarda sanatçıların İstanbul’a olan ilgisi geride kalan sezonda yaşanan olaylardan ötürü bir anda tersine döndü. İKSV, özellikle caz festivali ile bunun sancılarını en çok çeken kuruluş. Yeni sezon programını oluştururken karşılaştığınız zorluklar nelerdi?

Oyun Salon’u etkinliklerimiz yine bu sezon da devam ediyor. Hem yerli yapımlar hem de National Theatre Live gösterimleri yıl boyu devam edecek.

Kültür-Sanat sektörü olarak zor bir zamandan geçtik, geçiyoruz. Ama tüm bu süreç boyunca enseyi karartmak yerine, çok daha fazla çalışmayı, yaptığımız işe daha sıkı sarılmayı seçtik ve bunu sanatçı ekiplerine de aktardık. Yeni sezon programını oluştururken çekincesi olan isimler oldu elbet ama iletişimi doğru kurarak, kafalarındaki soru işaretlerini ve dışardan bakıldığında görünen belirsizliği cevaplamaya ve netleştirmeye çalıştıkça çoğunun cevaplarını olumluya döndürmeyi başardık. Yine de gelmek istemeyen isimler çıktı, çıkmaya da devam ediyor ama bir taraftan da tam tersine asıl şimdi gelmek istiyoruz diyen isimler var ki, asıl onlar bize neden bu işi yaptığımızı tekrar hatırlatan insanlar.

Biz Salon’u “Ev sıcaklığında konser mekanı” olarak tanımlıyoruz. Sen nasıl tanımlarsın?

Ben de direk evim olarak tanımlıyorum çünkü evimden daha çok Salon’da geçiyor hayatım.

Bence her performans mekanının bir üslubu vardır ve bu üslubu ziyaretçilere de yansır. Sence Salon İKSV’nin üslubu nedir?

Hayatının merkezinde müzik olan, keşifçi ve keyifli diyebilirim.

Geçtiğimiz sezon Salon’daki en özel konserler hangileri idi?

Benim için o kadar çok ki… Angel Olsen, Hiatus Kaiyote, Unknown Mortal Orchestra, Rhye ve Thundercat geceleri sezonun en çok beklediğim konserleriydi ve hem performans hem de seyirci çoşkusu açısından muhteşem geçtiler. Kalben’in albüm lansman gecesindeki heyecanı hala hatırlıyorum. Partapart plak şirketinin IndieCity etkinliği sezonun en uzun, en dans dolu gecesiydi. Hem seyircinin hem de Salon ekibinin yerinden kıpırdamadan sahneye kilitlendiği iki isimse Mark Eliyahu ve Mark Guiliana’ydı.

Elinde sihirli bir değnek olsa hangi isimleri Salon sahnesine yerleştirirdin?

Çok zor bir soru, o kadar çok var ki. İlk aklıma gelen isim Tom Waits oldu. Düşünsenize bu kadar küçük ve samimi bir mekanda elinizi uzatsanız dokunabileceğiniz yakınlıktan bir efsaneyi izlemeyi. Müthiş bir deneyim olurdu ama ancak sihirli değnek ile gerçekleşebilecek bir hayal.

Son olarak ajandamızı Salon konserleri ile doldurduk. Senin sabırsızlıkla beklediğin konser(ler) hangisi ya da hangileri?

Öncelikle Battles. En son Primavera’da izlediğimde aklımdan o büyük festival sahnesini inleten grup, Salon sahnesinde neler yapacak acaba diye geçirmiştim. Local Natives, The Veils, Jaakko Eino Kalevi, Mammal Hands ve The Comet is Coming bu sezon Salon sahnesinde görmek için sabırsızlandığım isimler.