Bir akşam arkadaşımın arabasında gidiyorduk; yollar bomboş, gökyüzü turuncu-pembeydi. İş bitmiş, esas hayat başlamıştı; sakince ilerliyorduk. Bu ‘yol filmi’ gibi ana eşlik eden harika bir şarkı vardı fonda; doyamadık başa aldık, sesini de açtık. İnce bir rock-blues eseri ‘Wrong Side Of The Road’, çok içli, hani o ‘an’a cuk oturan şarkılardan. Çikolata sesli bir blues yorumcusuydu söyleyen, inanılmaz bir ses, yoğun, güçlü, sarsan.  “Şuna benziyor”, “bu mu acaba”, “ay harika” derken; arkadaşıma San Francisco’da Biscuits and Blues’da dinlediğim ve çok etkilendiğim Freddie Hughes’dan bile bahsettim ki Freddie Hughes 70 yaşındaJ Parçaya ve sese doyamayıp 3. kere başa alışımızda, kimmiş bu adam diyerek Shazam’a sarıldım ve karşıma Can Gox çıktı. Hayalimde hala zenci ve yaşlı bir blues’cu imgesi olduğu için “Aaa Ken Goks mu, kim ki bu, nereli ki?” diye safça sorup durdum; en sonunda da Google’layınca Can Göksun’la tanıştım.

Uzun lafın kısası, son dönemde beni Türk müziğine dair heyecan ve ümide en fazla gark etmiş sanatçılardan Can Gox’u size de tanıtmak için sabırsızlanıyorum. Buyrun, kimmiş; kendisinden dinleyelim.

Bugün birçok kişi ismini Kaybedenler Kulübü filminin müziklerinden tanıyor. Ama bunun öncesi de var. Can Göksun, nam-ı diğer Can Gox bundan önce kimdi, nasıldı, neredeydi?

Can Gox ortaokul eğitiminden itibaren müzik ile içiçe hatta biraz da müziğe takık olarak yaşayan biri. Lise sonrasında klasik konservatuar eğitimi için sınavlara girip kazanamadı ancak sonrasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Jazz Vokal ve Performans bölümünü tam burslu olarak kazandı. O sıralarda blues ve rock’n roll swing tarzlarında müzik yapan Blues Mobil adlı grubuyla müziğini icra eden Gox, Bilgi Üniversitesi’ndeki eğitimini de yarıda bırakıp 12 senelik çalışma hayatına adım attı. Bu 12 sene içerisinde müzikten hiç kopmadı; iş hayatını ve müzik hayatını denge içerisinde sürdürdü. Ta ki, Kaybedenler Kulübü filminin müziklerini yapana kadar. Akabinde Haydar Haydar türküsüne yaptığı yorumlama da Kuzey Güney dizisinde yer bulunca, hayatındaki dengeyi ister istemez tamamen müziğe doğru çekti ve cesaretini toplayıp iş hayatındaki kariyerini terk etti. Bundan sonrası bildiğin gibi; artık sadece müzik ile birebir yaşamak için albüm yolculuğuna başladı Can Gox.

Rave Mag - Can Gox
İyi ki de öyle yaptı… İlk solo albümün ‘Yalnızım Ben’de, o blues söyleyen adam yok ama. Biraz Neil Young var, biraz Bruce Springsteen, az biraz Hayko Cepkin var biraz Cem Karaca. Bence bu harika bir şey, ama o blues’cu ölmedi değil mi? Onu da duyacak mıyız ileride?

Her an her şey olabilirJ Ben hayat ve müzik ile ilgili artık hayal kurmuyorum, plan yapmıyorum. Bir gün blues söylemem gerekirse ve istersem söylerim… (Sen istersen de söylerim tabii J) Hayat benden bunu isterse tabii ki seve seve yerine getiririm. Ve evet, Springsteen, Neil Young, Hayko ve Cem Karaca duyan kişiler oluyor sesimde. Bununla gurur duyuyorum. Hepsi muhteşem insanlar ve sanatçılar.

Blues dedik önce; sonra albümünü aldık, içinde bangır bangır rock vardı, sonra tam bitti derken birden Haydar Haydar çıktı, şaşırdık. Neden türküler? Bir kolun batıya, diğer kolun doğuya uzanıyor sanki, bu sentez sonradan mı kurgulandı, yoksa hep var mıydı hayatında?

Hayır, hep yoktu. Yeni yeni coğrafyamın, toprağımın ve bu alanda neler yaşandığının farkına varıyorum. Olgunlaşmam ve aydınlanmam sanırım 37 yaşıma denk geldi. Olsun varsın, bundan sonra araştıracağım. Bir avuç toprakta binlerce yıl yaşanmışlık yüklü ve ben bunun karşısında çok geride hissediyorum kendimi. Bundan sonra sürekli şarkı söyleyeceğim ve sürekli yolda olmak istiyorum.


Rave Mag - Can GoxVe albümde yer verdiğin, Ömer Hayyam rubaileriyle derlenmiş ‘Dal Goncayı Bir Sabah’ta, “Defterim dolsa da suçlarla, siyahtan korkmam.” diyorsun… İtiraf ediyorum, bu albümde beni can evimden tam da bu şarkı vurdu. Sen de siyahtan korkmayanlardan mısın peki? Sadece bu bile korkutmuyor mu bazen? Üstelik bir de ‘Yalnızım Ben’ diyorsun.

Benim için de bu albümdeki en önemli şarkılardan biri Dal Goncayı Bir Sabah. İlk okuduğumda Ömer Hayyam’ın dizelerini, kelimeler tonlarca ağırlığıyla göğüs kafesime oturmuştu. Sana cevaben söyleyebileceğim tek bir cümle var: “Işığı tanımayan karanlığın hüzmesini bilmez.”

Son olarak bunu neden yapıyorsun? Bunu, yani müziği…

Benim yolum bu, yönüm bu artık. Sonunda buldum sanırım. Geç oldu, biraz dolambaçlı oldu ama hayat bazen kısa yolları kapatıyor. Yürüyeceğim gücüm oldukça.

 

Can Gox yürüdükçe biz de takipteyiz..  Takip demişken; Can Gox’u ve konser haberlerini Facebook sayfasından takip edebilirsiniz: http://www.facebook.com/cangox.official

Bol müzikli günler.

 

Ceren Yalçın