E

n baştan söyleyelim Børns‘u gelecekte ülkemiz sınırları içerinde 750 kişilik bir mekanda dinleme şansımız olmayacak. “10,000 Emerald Pools” teklisiyle başlayan, “Candy” EP’siyle devam eden ve “Dopamine” albümüyle star olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Børns, New York’un karanlık ve melankolik yaşamından sıyrılıp Los Angeles’ın ışıltı saçan atmosferinde kendini bulan sanatçılardan.

Şimdilerde bir trambolin üstünde en iyi zıplayışını yapmaya hazırlanan Børns, geniş vokal yelpazesiyle glam rock, disco, funk ve pop arasında salınımlar yapmaya devam ediyor. Ocak 2018’de yayımlanacak ikinci stüdyo albümünün ardından muhtemelen kocaman mekanlarda binlerce kişiye seslenecek olan Børns, 29 Kasım Çarşamba akşamı Zorlu PSM Studio‘daki konseri öncesi röportaj konuğumuz oldu. Geleceğin yıldız adayı için “Onun kariyerinin ilk zamanlarını bilirim.” deme fırsatını kaçırmak istemeyenler Zorlu PSM‘de yerini alsın.

Kariyerinizin başında New York’tan Los Angeles’a taşınmışsınız. Bir büyük şehirden diğerine bu geçişin sebebi neydi ve size nasıl bir geri dönüşü oldu?

O dönemde sürekli seyahat halindeydim, manzara değişikliğinin mantıklı olacağını düşündüm. Sonra da manzaranın tadını çıkarmak için Los Angeles’ta kalmaya karar verdim.

İlk albümünün Interscope gibi büyük bir plak şirketinden çıkmasının nasıl bir avantajı oldu?

Interscope bana çok destek oldu ve yaratıcı fikirlerime güvendi. Büyük plak şirketleriyle çalışan sanatçılar için bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.

İlk albümün “Dopamine”, o vakte kadar Børns’un elinde olan şeylerin birleşimi gibi. Sonrasında uzun bir turneye çıktın. Farklı şehirlerde ve farklı sahnelerde, konserlere gelen farklı kitlelerle buluştun. Tüm bu sürecin ardından yeniden üretime geçtiğinde neler değişmişti?

Çok uzun süre yolda olmamın sonucunda sesimde değişiklikler oldu. Ses, hem bir enstrüman hem de bir iletişim aracı. Yolculuklar ve deneyimler üretim sürecimi fazlasıyla etkiliyor.

50’ler ve 60’lar bilim kurgu dergilerinden etkilendiğini söylemişsin. O dönemin ve bilim kurgunun anlamı nedir senin için?

60’ların bilim kurgu yazarlarının gelecek hakkında yorum yapmalarını; o bahsettikleri geleceğin de aslında bizim içinde yaşadığımız 2017 olmasını ilginç buluyorum. Teknolojik gelişmeler ve aşk konularındaki perspektiflerinin çok komik olduğunu düşünüyorum. Tüm bunlar da üretimimde bana ilham veren şeyler oluyor.

Şarkılarında bu denli aşkla beslenen birisi müziği bir kenara bıraktığında, kendi duygusallığını anın içinde yaşadığına inanıyor mu?

Galiba bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim.

Senin için “tutku” ne ifade ediyor?

Yokluğunda zavallı olacağım bir şey.

Tıpkı “10,000 Emerald Pools” şarkında düşlediğin gibi geçmişte bir anını ağır çekimde yaşamak istesen tercihin ne olurdu?

Kafamda sürekli ağır çekimde yeniden yaşadığım birkaç an var; fakat onları anı olarak kendime saklamayı tercih ederim.

Borns

Şu şıralar sahneye çıkmadan önce havaya girmek için hangi şarkıyı dinliyorsun. Ayrıca hip hop sahnesinden biriyle sahneye çıkmak istesen kim olurdu?

Değişiyor; bazen krautrock, bazen Çin film müzikleri, bazen de trap müzik dinliyorum. Kesinlikle A$AP Rocky ile sahneye çıkmak isterdim.

Yoldaki albümünle ilgili neler söylemek istersin? Hikayende nasıl bir bölüm başlayacak bu albümle birlikte?

İlk albümümden çok farklı. Büyük heyecan duyduğum bazı canlı yaylı aranjmanlar var. Ben sadece fikirlerimi ve şiirlerimi şarkılara çevirdim, Tommy English ise yapımcılığını üstlendi. Enstrümanları ve sesleri kaydetme şeklimiz, insanlara dinleyecek ve üstüne düşünecek çok şey sunacağını düşünüyorum.

Not: Zorlu PSM Studio’nun 1001 yüzüyle tanışmak isteyenleri buraya alalım.