Cumartesi gününü Arctic Monkeys sonrası muradına erip üstüne tatlı niyetine La Roux’u alanlar ve içlerindeki gençlik ateşini söndüremeyip Party Arena’da sabahlayanlar olarak iki farklı şekilde bitirip Pazar gününe acaba yağmur mu yağacak dedikoduları arasında merhaba dedik. Kasabadaki beş sahnenin de dolu dolu olduğu son günde neler olduğuna bir bakalım.

Günün açılışını yapan Deniz Güngör ve Serdar Barçın Band’ın performansları özellikle kamp 1 alanındaki erken uyanmış kasaba sakinlerine eşlik etti. Serdar Barçın’dan gelen flüt ve saksafon seslerini sert geçecek bir gün öncesi ideal bir başlangıç oldu.

Ana sahne açılışını Rebel Moves ile yaptı. 2004’de Rock’n Coke daha bebek iken yine sahnede olan grup, bıraktıkları yerden yeni albümleri ‘Kimileri Bir İleri’den parçalarla gayet başarılı bir ana sahne açılışına imza attı. Aynı saatte Party Arena’da, ilk üç albümlerinden farklı bir sound ile karşımıza çıktıkları ‘Lara’ albümleriyle sahne alan 123 vardı. İlhan Erşahin dokunuşlu albümün ne kadar başarılı olduğunu söylemeye gerek yok bence. Üstüne güzel sesli Dilara Sakpınar’ın önderliğinde trip hop ağırlıklı bir performans ile Party Arena’yı geç saatlerdeki gürültülü atmosfere hazırladılar.  Gürültü demişken performanslarının sonuna denk geldiğim Skindred, Coca Coca Sahnesi’nden telefonları değil bedenleri şart etmek ile meşguldü. Aldığım yorumların ortak noktası çok güçlü bir enerjiye sahip oldukları yönündeydi. Biraz boynum bükük Rock’n Coke Sahnesi’nin ilk kadın sanatçısı Aylin Aslım’ın performansı için kısa süreliğine de olsa yerimi aldım. 2009’dan sonra tekrar Rock’n Coke’da yerini alan Aylin Aslım, Primal Scream öncesi dinleyicilere orada kaldığım süre dahilinde vasatı aşmayan bir performans sergiledi. Kendi adıma bu yıl yeni albüm ile aramıza dönen Özlem Tekin’nin sahnede olması daha mutlu edici olabilirdi deyip Coca Cola Zero Sahnesi’nde Türk Alternatif Rock dünyasının uzun soluklu ve başarılı ismi Replikas’a geçiş yaptım. Onca yılı geride bırakıp halen belli bir kitleyi peşlerinden sürüklemeyi ve bulundukları topraklardaki farklı müzikler arasında köprü olabilmeyi başarmış özel bir grup Replikas. Nitekim yine özel bir performans sergilediler bizlere.

Yine ayrı bir paragrafa geçiyorum çünkü sıradaki isim Primal Scream! Direk olay 30 yıl önce kurulmuş bir gruptan bahsediyoruz ve geçmişlerinde rock dünyasında devrim yapmış ‘Screamadelica’ gibi bir albüm barındırıyorlar. Tüm bunların yanında bu yıl başında harika bir video klip ile yayınladıkları ‘2013’ adlı single’larını ve Mayıs ayında yayınladıkları ikinci ‘Screamadelica’ etiketli yeni albümleri ‘More Light’ı ceplerinde taşıyan Glasgowlu amcalarımızı sahnede görebilmek 80 ve 90 jenerasyonu için inanılmaz bir şanstı. Performansları ile neden yaşayan efsane olduklarını bizlere kanıtladılar fakat kasaba sakinlerini bu özel grup yerine tercihini ülkemize yılda iki kez gelen Oi Va Voi’den yani bilinenden yana kullandı. Son 20 dk’sına uğradığım Coca Cola Zero sahnesi tıklım tıklım doluydu ve Oi Va Voi yine herkesi eğlendirmeyi başardı. Oi Va Voi sonrası Rock’n Coke Sahnesi’nde 15 dk’lık bir gecikme olduğundan yolumu Party Arena’ya Fransız ikili Juveniles’ı dinlemeye çevirdim. Bu yıl isimlerini duyduğumuz bir grup olmalarına rağmen organizatörler tarafından ıskalanmayarak festival programına dahil edilmeleri bizler için harika bir şanstı. Nitekim ‘We Are Young’ ve ‘Strangers’ şarkılarından sonra karanlığı çadıra davet edip başarılı bir performans sergilediler.

Juveniles sonrası Rock’n Coke Sahnesi’nde çoktan yerini almış Within Temptation bangır bangır müziklerini çalmaya başlamıştı. 2007 yılında yerlerini aldıkları ana sahneden tekrardan şarkılarını söyleyen grup oldukça memnun görünüyordu. Zira solist Sharon den Adel’in pozitif enerjisi ve harika sesi bunu oldukça iyi şekilde yansıtıyordu. Within Temptation’ı uğurladıkdan sonra festival boyunca çok fazla uğrama şansım olmayan Keşif Sahnesi’nin yolunu tuttum. Kendi cumhuriyetlerini kurmayı başarmış Kadebostany, bir çok farklı ülkeden bir araya getirdiği müzisyenler ve Amy Winehouse – Adele ortak yapımı sese sahip solisti ile underground müziği damarlarımızda hissettirecek bir performansa imza attı. Keşif Sahnesi’ne gelen herkes yeni bir grup keşfetmenin hazzı ile oradan ayrıldı. Son olarak grup, facebook sayfasına kısa bir performans videosu yüklemiş. Merak edenler ıskalamasın.

Teoman öncesi kısa bir süre Party Arena’da The Cribs’i dinledim. 3 kardeşin enerji patlamasını çadır içinde hissetmeyen yoktur. Ama yine de o sahne de daha iyi performanslar dinlediğim için çok fazla haksızlık da etmeden Melis Danişmend’in yolunu tuttum ki o sırada Teoman ‘Rüzgar Gülü’ ile sahne de yerini almıştı. Bu yıl müziğe geri dönmesi ile kasaba sakinlerinin büyük çoğunluğu tercihini Teoman’dan yana kullandı.  Bu yüzden Melis Danişmend ‘Kettle’ şarkısı ile konserine başladığında sahne önünde 200-300 kişi bile yoktu. O da hak etmediği bir seyirci sayısına konser vermek zorunda kaldı böylece. Tekrar ana sahneye geri döndüğümde Teoman kült parçalarını peşi sıra çalarak çoktan kalabalığı mest etmeyi başarmıştı. Islık solosu, harika saksafoncusu ve konser sonunda RTÜK engeline takılan son albümündeki ‘Tek Başına Dans’ klibinde oynayan dansçıların sahneye çıkması ile bir Teoman konseri daha bitirmiş olduk.

Teoman sonrası alevlerin yükseldiğini Party Arena çadırına doğru koşar adımlarla geçiş yaptım. Part Arena’da sahne alan son İngiliz olmanın da gazı ile 2010 yapımı süpersonik albümleri Surfing the Void’i, bu yıl çıkması beklenen albümlerinden şarkıları ve “acid-rave, sci-fi punk-funk” diye tanımlanan tarzları ile zıplamaya uygun dans hareketlerine sınırsız destek sağladı. Geri geri çadırdan uzaklaşıp daha önce iki kez gelmesine rağmen dinlenme şansı bulamadığım Selah Sue için Coca Cola Zero Sahnesi’ndeydim. Jamiroquai ile aynı saatte çıkmanın etkisi ile çok az bir dinleyici olması üzücüydü fakat Sue’yu 4-5 metre uzaklıktan tüm sempatikliği ve harika sesiyle dinlemek de gayet iyiydi.  Zaten kendisi de çok dert etmedi ve geride bıraktığı 3 albümünden şarkılarla keyifli bir performansa imza attı.  

Selah Sue hatırına biraz cepten yediğim Jamiroquai, ana sahneye kızıl bir gezegen indirip yanına 10 binleri alarak party’lemeye başlamıştı çoktan. En son 2 yıl önce yine yakın tarihlerde İstanbullulara yaz sonu party’si veren Jamiroquai, Jay Kay’in İstanbul’da olmayı çok seviyorum diye haykırması ile tüm enerjisini hissettirdi bize. Dinleyicilerin bir tık hareketsiz kaldığı ama Jay Kay’in buna rağmen sahneden atlayıp seyircilerin yanına kadar inmesi ve benim adıma Rock’n Coke Sahnesi’nin en iyi performanslarından biri ile veda ettik Jamiroquai’e.

Geriye sadece iki isim kalmıştı. The Prodigy herkesin aklında olan isim de olsa Ellie Goulding’in Coca Cola Sahnesi’nin son konuğu olarak konserine başladı. BBC Sound of 2010 galibi olup bir kaç tane de BRIT ödülünü cebine atarak çıktığı sahnede gördüğü kalabalık Ellie Goulding’i oldukça etkiledi. Nitekim ilk şarkı sonunda bu kadar az kişiye çalmaya alışık değiliz dedi. Üstüne bir de mikrofonunun sesinin kısıklığından ilk iki şarkı da yalan oldu. İyi bir kapanış olabilirdi fakat arkadaşımın dediğine göre ses sorunları konser boyunca yakasını bırakmamış Ellie’nin ve sürekli seyirci azlığından yana dem vurmuş ki yanda The Prodigy olunca yapacak çok da fazla bir şey yok. Yakın tarihte pek ihtimal vermesem de umarım tekrar İstanbul’da görürüz kendisini.

Ve sıra geldi son isim olan The Prodigy’e. Pogo’ların ve Mosh Pit’lerin havada uçuştuğu, kanlı canlı efsane bir performanstan bahsediyoruz. ‘Invaders Must Die’, ‘Voodoo People’, ‘Hyper Speed’ ve ‘Firestarter’ gibi parçaları canlı dinlemenin hazzını bütün vücudumuzda hissettiğimiz, zincirleri koparmak nedir nasıl yapılır canlı canlı öğrendiğimiz, Hezarfen topraklarına sinen bir kıyamet koptu desem çok da abartmış sayılmam bence. Her hali ile Rock’n Coke 2013’e yakışan bir kapanış oldu!!

3 gün de 100’den fazla grup ve 60 bin kişilik katılımcı sayısı ile Rock’n Coke 2013 şimdiden unutulmazlar arasında yerini aldı. Eksikler vardı tabi ki onlara da geleceğim ama şimdilik bende bu kadar.

Skindred 2

 

AylinAslım2

 

Skindread 3

 

Rebel Moves