19 Şubat 1957 ‘de Viana-Margareten’de doğan Johann Hölzel yani bilinen adıyla Falco, mucizevi bir dünyaya geliş hikayesine sahiptir. Uzun süredir hamile kalmaya çalışan annesi Maria Hölzel, nihayetinde eriştiği gebeliğin 3. ayında geçirdiği kanamadan dolayı ikiz bebeklerini yitirir. Doktorlar bu olayın şokunu atlatamayan Maria’yı bir gece daha hastanede tutarlar. Ertesi sabah muayeneye gelen doktor ana rahminde bir bebek daha olduğunu keşfeder. Aslında üçüzlere olan gebelikte Johan’nın varlığı görülmemiştir. Buna rağmen doktorlar anne Maria Hölzel’i umutlandırmak istemezler. Ona üçüzlerden ikisi düştüyse genelde diğer bebeğinde düşeceğini bildirir ve kürtaj olmasını önerirler. Tüm riskleri üzerine alarak çocuğundan vazgeçmeyen Maria, 6 ay sonra neredeyse 5 kg ağırlığında olan Johann’ı sağlıklı bir şekilde dünyaya getirir. Böylece, maceralı bir şekilde başlar Johann Hölzel’in hayatı.

Henüz 4 yaşındayken doğumgünü hediyesi olarak bir akordeon ister Johann fakat müzik öğretmeni öncelikle piyano dersleri almasını önerir. Böylece ailesi ona bir piyano alır. Eğitimini müzik hocası ve aynı anda müzik pedagogu olan Dr.Bodemden alır. Hocası büyük bir yeteneğe ders verdiğini hemen anlar çünkü Johann Hölzel, tek bir nota bilmeden 30 parçayı iki elinle de çalabilmektedir ve Beethoven’a hayrandır. Johann iyi bir dinleyici olarak, radyoda henüz duyduğu şarkıları anında piyano başına geçip çalma yeteneğine sahiptir. Bununla birlikte  müzik akademisi seçmelerine kaydı yapıldığında Johann, henüz dört buçuk yaşındadır. ‘Müzik Sınır Tanımaz’ isimli bir TV programı için yapılan bu seçmelerde çeşitli ülkelerden gelen çocuklar ile yarışmaktadır. Seçmelere çağrılan çocuklar arasında en küçük olan Johann’a ‘Küçük Mozart’ lakabı takılır ve ailesine onun müzik eğitimini sürdürmesi tavsiye edilir. O yaşlarda Johann’a büyüyünce ne olmak istediği sorulduğunda her defasında ‘Popstar’ olacağını belirtir. Bu arada anne ve babası ayrılmış olan Johann anne ve büyükannesi ile birlikte yaşayarak büyümüştür.

Johann 16 yaşında hiç sevmediği okulunu bırakıp ufak tefek işler yaparak geçimini sağlamaya  başlar. Daha sonra  askerliği esnasında bas gitarı tam kendi için yaratılmış bir enstrüman olarak keşfeder. Viyana Konservatuar’ı, Johann’a orada geçirdiği 6 ay boyunca onun profesyonel bir müzisyen olduğu güvenini kazandıracak en önemli yerlerin başında gelir. Sonrasında çeşitli müzik grubu projelerinde yer alan Johann’ın ilk müzik grubunun ismi ‘Umspannwerk'(Trafo) dir.

1970’lerde müzik dünyası büyük bir değişim yaşar. İngiltere’den gelen Punk müziği hızla Avrupa’ya da yayılmakta ve kült yıldız David Bowie yenilikci ve etkileyici olan Berlin-Trilogy’sini yayınlamaktadır. Johann, pop müziğinin yeni alanlarını David Bowie plaklarından esinlenerek, ses mimarı Brian Eno ile araştırırken bu müzik türü onun deneyimlerini tetikler. Aynı zamanda gelişen ‘Neue Deutsche Welle'(Yeni Alman Dalgası) ve ilk rap soundu da Johann’a ilham verir.

İlerleyen zamanlarda Johann, Viyana’da diğer müzisyenler ile tamamen ticaret amaçlı olan ‘Spinning Wheel’ grubunu kurar. Asıl amacı, bu grup sayesinde kazanacağı gelir ile tutkusu olan ‘Erste Wiener Musiktheater’ (‘İlk Viyana Müziktiyatrosu’ daha sonraki ismi Hallucination Company olur) yi kurmaktır. Bu eksantrik rock tiyatrosu 70’lerin sonunda özellikle Viyana’da hızla popüler olmaya başlar. 1978’de arkaya taranmış saçları, takım elbiseleri ve farklı güneş gözlükleriyle frapan bir stili olan Johann (arkadaşları için Hans ya da Hansi) Kayakçı Doğu Alman Falko Weispflog’dan esinlenerek Falco ismini alır ve böylece o durdurulmaz başarısı yükselmeye başlar.

Kariyer basamaklarının bir sonraki adımı Falco’nun basistliğini yaptığı efsanevi kaotik grup ‘Drahdiwaberl’ olur. Sadece müzik aralarını doldursun diye yaptığı solo ‘Ganz Wien'(Bütün Viyana) parçası çok kısa bir sürede Viyana’nın The New Wave (Yeni Dalga) müzik kültürünün  kült-hit parçası haline gelmeyi başarır. Viyanalıları müzikte 80’lerin havasına girdiren bu parça, Falco konserlerinin bir numarası olur ve daha sonra ‘Einzelhaft’ (Hücre Hapisi) albümünde yer alır. O sıralar Viyana da yükselen sert uyuşturucu piyasasını anlatan bu şarkı da ‘Bütün Viyana,  bugün eroin kullanıyor, bütün Viyana, sinir hapları ile hayallere dalıyor, Viyana, bütün Viyana ,ayrıca kokaini içine alıyor…’ gibi sözler kullandığından radyoda yayın yasağı alır.

1980 yılında Drahdiwaberl grubuna, Viyanalı GİG Records patronu Marcus Spiegel  ‘Psychoterror’ albümünü yapmayı teklif eder. Böylelikle Falco, Marcus Spiegel ile tanışır ve onunla solo sanatçı olarak bir sözleşme imzalar. Falco ve Robert Ponger (Müzik yapımcısı& Soundmixer) bir araya getirerek 1981 yılın sonbaharında birlikte yapılan solo albüm ‘Der Kommisar’ piyasaya sürülme sebebi de Marcus Spiegel olur. Aslında müziği başka bir sanatçı için bestelemiş olan Ropert Ponger, bu parçayı dinleyip çok beğenen Falco’ya verir. Şarkı sözlerini yazan Falco, ‘Der Kommissar’ parçasını tamamlamış olur.

Bir kaç ay içerisinde albüm, Avusturya’da çok konuşulanlar arasına girmeyi başarmış ve komşu ülke olan Almanya’da da Falco artık ünlü bir yıldız olmuştur. Rekor sayıda satış yaparak neredeyse Avrupa’nın her yerinde hit listelerinde birinci olan ‘Der Kommisar’in sesi Kanada’ya kadar ulaşmış ve Almanca söylenen ilk solo albüm olarak amerikan Billboard-Charts da 72. sıraya kadar yükselebilmiştir. Daha sonra ingilizce yazılarak ‘After the Fire’ albümüne dönüşen ‘Der Kommissar’, New York’un ünlü Star-DJ’yi Afrika Bambaataa desteğiyle, amerikan hit listesinde 3. sırada yer almayı başarır. Guetamala Hit listelerinde bile yer bulan Falco’nun bu parçası, yaklaşık 6 ay boyunca neredeyse tüm dünyada dinlenerek 7 milyon satış rakamına ulaşır.

Böylelikle pop camiasında sansasyonel bir çıkış yapan Falco’nun yeteneği, sırf onun yazdığı dahice şarkı sözlerinden ibaret değildir. Kendi geliştirdiği yeni bir lisan ve (almanca,viyana aksanı ve ingilizceden oluşan) kendine has tarzında söylediği şarkılarıyle ilk beyaz rapçi olmayı başarır.

1982’de çıkan albümü ‘Einzelhaft’ da büyük bir başarı elde etmiştir. Falco ‘Helden von Heute’ (‘Bugünün Kahramanları’ ile 1984’de ilk uzun POP-TV şovunu yapanda kendisidir). ‘Auf der Flucht’ (Firarda), ‘Hinter uns der Sintflut’ (Arkamızda Tufan) parçaları ile o günlerin yaşam hissini çok iyi bir şekilde ifade ederek müziğinle kendi çağının ötesine geçmeyi başarmış nadir müzisyenlerden biridir artık Falco.

Robert Ponger’den ayrıldıktan sonra hollandalı yapımcı Bolland &Bolland kardeşler ile 1985 yılında yapılan single parçası ‘Amadeus’ müzik listelerinde hemen üst sıralara tırmanır, ‘Falco 3’, ‘Vienna Calling’ ve ‘Jeanny’ solo albümleri ile de Avrupa çapında başarı yakalamaya devam eder. Fakat ‘Jeanny’ şarkısı ile özellikle Almanya’da çok büyük bir tepki alır ve bu şarkı ile şiddeti, cinsel tacizi hatta tecavüzü övmek ile suçlanır. Bir çok alman yapımcının boykotuna uğramasını protesto eden hayranları günde 50.000 ‘Jeanny’ singelini alarak rekor satışa ulaşmasını sağlarlar.

Falco, video yapımcıları Rudi Dolezal ve Hannes Rossacher (DORO) ile yeni bir görsel dil üreterek ve ikilinin uluslararası video klip bilgisinden yararlanarak bu kültürün dünya çapında gelişmesine yardımcı olan ilk Avrupalı sanatçıdır.

1986 Yılında ‘Emotional’, ‘Sound of Musik’ ve ‘Coming Home’ (Jeanny Part 2) yi yayınlar. O sıralar Falco, kişisel sorunları ile mücadele etmektedir. İsabella Vitkovic ile evliliğinden olan kızının kendinden olmadığını öğrenen Falco’nun onu ruhen çökerten bu olayın yanı sıra alkol problemi de baş gösterir. Evet Falco’nun da her büyük yıldız gibi iniş ve çıkışlar yaşamaktadır. Bu durum, sonraki albümlerinde ‘Wiener Blut’ (1988) ve ‘Data de Groove’ (1990) ile o bilindik başarısını yakalayamamasına neden olmuştur. Fakat iki yıl sonra çıkardığı ‘Nachtflug’ ve ‘Titanic’ singellerı ile Avusturya’da tekrar başarıya ulaşır ve ilk kez müzik platin ödülünü alır. Buna rağmen geçmişteki başarılarını elde edemeyen Falco, 1993 Mayısı’nda Avusturya, Almanya, İsviçre ve Rusya’yı kapsayan bir tura çıkar. Son büyük sahne şovu o yıl Viyana’nın Tuna Ada’sı Festivali’nde gerçekleşir ve 100.000’nin üzerinde dinleyicinin karşısında sahneye çıkar. 1995’de T’MA adında takma bir isim ile ‘Mutter, Der Mann mit dem Koks ist da’ (Anne kokainli adam burada) singelini çıkaran Falco, uluslararası başarıyı tekrar yakalar ve video klibi VİVA kanalında defalarca yayınlanır. Bu, Falco’nun takma bir isim altında da olsa yakaladığı son büyük başarıdır.

1996 yılında ikametini Dominik Cumhuriyetine taşıyan Falco, ‘Naked’ (Çıplak) solo albümündeki başarısızlığının sonunda geri çekilme kararı alır ve iki yıl boyunca ‘Out of Dark’ (aslında Egoisten isminde yayınlamak istenen albüm,daha sonra bu ismi alır) albümü üzerinde çalışmaya başlar. 1997 sonunda çalışmalarından hoşnut kalmayan mükemmeliyetçi Falco, bu solo albümü yayınlamak yerine, geçmişteki tüm çalışmalarını yeniden düzenlemeye karar verir. Ancak Şubat 1998’de bir araba kazasında hayatını kaybeden Falco, bu isteğini yerine getiremez. Fakat ölümünden hemen sonra albümü yayınlanır ve bu dev yetenek, bütün dünyayı etkileyen parçalarıyla en uzun turnesine doğru yol alır…