521423_401614173217614_635147237_nRupert Parkes, kenarlarda acımasızca duruyor.

2000’lerde başlayan Mp3 yığılmasını, sabit disk gibi tutan ve md,waw kalitesini en az 320 kbps ile bizlere sunan, ayrıca 1994 yılından bu yana, electronica dipnotları engin sınırlara taşıyan Photek, sanki analog kodlamalar yapıyormuşcasına akustik emeklerle karşımızda. Çıkardığı sesler sayesinde dinleyenlerinin beklentilerini uçarı boyutlarda tutmayı başarıyor. Drum & Bass bugün hala sapa ormanlarda tercih edilirken, Photek’in dizgileriyle dış dünyaya çok karizmatik bir şekilde yansıtılıyor. James Lavelle’le düzenli sohbetler backline’larında, Attica Blues ile yaptığı remixleri ise yerel gündem ve dünya manşetlerinde yer alıyor. Mo Wax teyitleri, ilişkinin nereye gittiğini çok iyi açıklıyor. Virgin ile yaptığı çalışmalar, tarafına büyük bir etiket linki atmasına sebep oldu. Bu da ortaya farklı bir Drum & Bass şablonu çıkmasına sebep oldu.

Rupert Photek Parkes bir komplo teorisyeni aslında. Yukarıda, aşağıda yazanların hiçbiri değil. Gerçek Photek ayağa kalktığında 2009’u çeyrek geçiyordu hatırladığım kadarıyla. Onu en doğru yansıtan, bir dizi damla  damla bütünlemesiyle seslerin sevişmesi. Stüdyolarda geçirdiği disiplin yıllarını kulaklarına duyduğu saygı ve algı  farkındalığı ile bilemiş. Bizlerin yeni yeni duyduğu eklektik yöntemler aslında Ardent görüntülerin başından beri vardı onun için. Sesinin dışa vurumu, hemen hemen okul üniformasıyla, armalarla gezdiği zamanlardan başlamış.

283023_208464499199250_3413220_nDerrick May ve Phil Collins’e göre her şeyi Jumping kafasında  yapan DJ’ler gibi  değil de işitme sağlığı ve  dans pisti diyarlarında gezinmeye yol gösterici kişiliklerden kendisi. En yavaş biçimlenen duyguları ve günümüzde baştan tasarlama arzularıyla şehvetlendirmeyi başardı dinleyenleri. Bu etkiler 90’larda downtempo’ya uygun Drum & Bass duruşu yarattı. Photek’in salına salına, umarsızca Los Angeles’ta geçirdiği yıllar  içinde bu eyalet batı dünyasının en yaratıcı merkeziydi. 2007 yılında beri yaptığı  ‘Form & Function Volume 2’ bu dünyaya ait yaratıcı bir kasırga olmuştur.

Nine Inch Nails ve pisişik şair Ray LaMontagne ile olan işbirlikleri 12. Gezegen ve DJ Craze ile  yaptıkları gösterileri İngiltere’ye de Bass akımını hatırlattı. Photek  su katılmamış ‘inspiration’ ve ‘destination’ bloglarında tartışma yaratmıyor. Photek adlı hayat; müzik belgeselinin dekorasyonu, onun çalışkan iş ahlakını ortaya koyuyor. O kadar ciddi olmasıyla birlikte yapılan müziği bizlere öylesine bir mütevazilikle sunuyor ki, tam bu nokta da sadece “Dinlemeniz lazım!” demek kalıyor. Bu belgesellerin yeni bölümleri durmaksızın yollarda ve henüz bir sabiti yok. Süpersonik nüansları ve sınır testi üzerinde doz aşımı esas görünüyor. Harcanan bir hayat, yeni bir bölümü beraberinde getiriyor. Sevdiğimiz seslerin temellerini birçok sevinçle, hisle harmanlıyor. ‘Solaris’, Switch ‘Çığ’ yaptığı işbirlikleri ile  modülatörü epey salladı ve onun attığı yarım adım yürüyüşü bile en underground rave örneği olmaya yetti. Photek var ve bu gidişle yok olmayacak gibi.

Hepsinden öte Photek bu gece İstanbul semalarında uçacak. Onun kanatları altında yerinizi almak istiyorsanız Red Bull Music Academy’nin katkılarıyla Babylon’da yerinizi almanızı tavsiye ederiz!

Photek : Signals

Photek : Pyramid

Photek feat. Linche – Sleepwalking