M

erhaba. Burada, 30 Mart 2016, The Dears’ı Salon İKSV‘de ağırladığımız günü anmak için toplanmış bulunuyoruz. Bu, 20 yılı devirmiş Kanadalı indie rock grubu The Dears’ın İstanbul’u ikinci ziyareti.

Fotoğraflar: Ceylan SAYIN

Konsere geçmeden önce grup hakkında ufak birkaç bilgi vereyim: Murray Lightburn grubun vokalisti ve canı. Sesi hakkında herkesin anlaşmışçasına yaptığı ve elemanın absolutely fucking sıkıldığı “Damon Albarn ve Morrissey’in birleşimi” yorumuna ek olarak ben de “tizlerde Paul Banks, baslarda Johnny Cash” diye kendi yorumumu ekleyeyim. Murray’ın hanımı Natalia Yanchak ise yine vokallerde ve klavyede boy gösteriyor. Ayrıca 40 yaşında olup 15 yaşında görünüyor. Bir de söylemeden edemeyeceğim, çiftin Neptune adlı bir kızları var, Neptün Işıkyanığı.

Evet magazini bitirdiysek geceye dönelim. Murray sahnenin ortasında, solunda donuk ifadesiyle eşi Natalia Yanchak, sağında suratsız gitaristi Patrick Krief, arkada sıradaysa gri takım elbisesinin ceketini konser boyunca çıkarmamayı başaran basçı Roberto Arquilla ve konser boyunca şahit olacağımız davul ataklarının kaynağı baterist Jeff Luciani var. Konser “We Lost Everything” ile müthiş canlı başladı ve gecenin geri kalanı için bize ipucunu verdi. İpi çektikçe hava ısındı, ceketler çıktı, klimalar fullendi. “5 Chords” konserin ilk doruk noktasıydı, neymiş bu The Dears diyorsanız, dinleyeceğiniz ilk şarkılardan olmalı 5 Chords. Zaman geçti, şarkılar geçti ve ipin diğer ucu çok daha güzel yerlere çıktı. “Hate then Love esnasında tefi eline alıp ciğerini tefle dövmeye başlayan Murray…” şeklinde notumu alıyordum ki defterime, birilerinin bana çarpmasıyla irkildim. Kafamı kaldırdığımda coşkusunu sahneye daha fazla sığdıramayan Murray tam karşımda, göğsünü dövdüğü tefle seyircilere high 5 yapmaktaydı. Şarkı boyunca seyircilerin arasında kaldı ve bir izleyicinin çektiği videoda yer alarak muhtemelen kendisine instagramda bolca like kazandırdı.

Adını Türkçe’ye “Canısılar” diye çevirmek istediğim grup, süper Murray ve küçük Natalia haricinde mutsuz gitarist Patrick, memur basist Roberto ve iyi baterist Jeff ile o akşam hepimize çok keyifli anlar yaşattı. Konser öncesi, güzel müzik yapan ve isminde deer ya da dear geçen gruplar(Deerhunter, The Dear Hunter, The Dears, Deerhof)  listemde yer alan The Dears, konser sonrasında sevdiğim ve t-shirtüne sahip olduğum gruplar listeme geçti. Bu arada mörçındays foreva! Küçük bir rozet, t-shirt veya plak, ne olursa olsun konserden eve bir şeyler götürmek güzel. Mörçındayssız konser olmaya diyor ve huzurlarınızdan ayrılırken sizi Murray Lightburn’un adeta Damon Albarn, Morrissey düeti gibi tınlayan sesiyle başbaşa bırakıyorum.

the dears-1

the dears-2

the dears-4

the dears-5

the dears-6

the dears-7

the dears-8