Ö

zellikle bu yıl New York, kişisel olarak beni çok heyecanlandıran konserlere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Çok büyük bir Joy Division hayranı olarak aylar öncesinden biletlerini aldığım New Order konseri ise “gidilmesi gereken konserler” listemde doğal olarak en üst sıradaydı. Bu kadar sabırsızlıkla beklememe değen konserle ilgili de bir şeyler yazma gereği hissettim.

Konserin gerçekleştiği Radio City Music Hall’dan çok kısa bahsetmem gerekirse New York’un en önemli ve prestijli mekanlarından. Birçok defa şahit olduğum, burada konser veren bazı grupların performanslarına başlamadan “we made it” demeleri, bu konser salonunun önemini özetliyor galiba.

Gelmiş geçmiş en efsanevi gruplardan olan New Order, NY konserini duyurduğundaysa dinleyici kitlesini göz önünde bulundurduğumda stadyum tarzı bir mekanda konser vereceklerini düşünmüştüm ki yanıldığıma çok mutluyum. Canlı performanslar sırasında grupla dinleyici arasındaki güçlü bağa inandığım için daha küçük mekanlarda sevdiğim grupları dinlemeyi tercih ederim. Bundan dolayı RCMH, hem New Order’ın dinleyici sayısına uyumu, hem de böyle bir gruba nazaran küçük bir mekan sayılması nedeniyle iyi bir seçim olmuş.

Açılış grubu olarak çıkan ZGRT’den sonra New Order’ı sabırsızlıkla bekleme arasındaki zaman Billy Caldwell ve Justin Strauss’ın ortak DJ setleriyle doldu. Bir andan sahne düzenlemeleri devam ederken kontrol edilen ışık sistemiyse New Order sahne almadan nasıl enfes bir ışık şöleninin bizi beklediğini gösteriyordu. Grubun sahneye gelmesiyle de bu ispatlanmış oldu.

Açılış şarkısı, grubun son albümü “Music Complete“ten ‘Singularity’ydi. Şubatın sonunda bu şarkıya gelen video ise sahnedeki ekranlarda dönmeye başladı. Işık ziyafetinin yani sıra, seslendirdikleri her şarkıya özel tasarlanan ve ekranlarda gösterilen görseller ise çok özenle hazırlanmış ve nefes kesiciydi.

‘Singularity’yi ise bir kült haline gelen ‘Ceremony‘ izledi. Sonrasında, ‘Academic’i seslendirmeden önceyse Bernard Sumner, bu şarkıyı ilk defa canlı söyleyeceklerini belirtti. Konserin geri kalan setlist’i ise yine yeni albümden “Tutti Frutti”, “Restless” gibi şarkıları barındırırken eski albümlerden de klasikleşmiş The Perfect Kiss ve Temptation gibi şarkıları da içeriyordu.

Söyleyeceklerine emin olduğum bir diğer şarkı olan “Blue Monday” ise Sumner’ın açıkladığı üzere diğer şarkıların uzun sürmesi ve zaman kalmamasından dolayı sahnelenemedi.

New Order demişken Joy Division olarak geçmişlerinin izlerini konserde görmemek de olmaz. Sahneye tekrar geldiklerinde kapanışı ‘Atmosphere‘ ve ‘Love will Tear us Apart’la yapan grup, görsel olarak da Ian Curtis’e ve Joy Division olarak kazandiklari anilara saygi durusunda bulundu.

Elbette ki eski üye Peter Hook’un da eksikliğinin büyüklüğünden bahsetmek gerek. Peter Hook’u da geçtiğimiz yıllarda ayrı olarak canlı izleme fırsatı yakalayan biri olarak, o kendine özgü stili New Order bünyesinde canlı görmeyi çok isterdim.

Özetlemek gerekirse, enfes ışık gösterisi ve görsellerle desteklenen essiz bir performans sergileyen New Order, kesinlikle şimdiye kadar canlı izlediğim en iyi grupların başında yer alıyor. Herkesin listesinde canlı görülmesi gereken gruplardan biri olarak yer alması gereken New Order’ın yakın bir zamanda Türkiye’ye uğraması dileklerimle. Konserin sonundaki sade bir görselle yapılan finalde grubun da belirttiği gibi: “Forever Joy Division.”