Fotoğraflar: İstanbul Caz Festivali

Y

az geldi de bitiyor mu yoksa hiç mi gelmemişti aslında bu sene farkına varamadık. Kültür sanat sektörü de bu yazı maalesef kurak olmasa da sancılı geçiriyor. Bu sancıların arasında Zorlu Performans Sanatları Merkezi‘nde gerçekleşen Joss Stone konserinin değeri her zamankinden daha da fazlaydı.

Bir hedef bulup yüklenmek diyeceğim ama maalesef benim de ağrıma gittiği için belirtmeden geçemiyorum; Joan Baez’in abartılı açıklamasının yanına eklenen Muse, Steve Vai ve belli ki son ana kadar konser yapmak için direnen Skunk Anansie. Bununla birlikte İstanbul Caz Festivali’nde ertelenen ya da iptal edilen birçok konser ve festivaller… Bunca olup bitenin yanında gözlemlediğim, birçok müzik yazarının bile günlerdir bu durumda müzik konuşmaya çekinmeleri. “Müzik konuşuyoruz ama..” Bunca şeyin yanında bu sektörde çalışanlar da var ama…” ‘Ama’sız olarak bakınca etkinliğin sadece eğlenmek ya da bir şeyleri kutlamak olmadığını kavramak gerekiyor. Birisi kafa dağıtırken bir başkasının kafasını topladığı, kişilere farklı yönden sirayet eden yaşamsal bir tepkidir çünkü kültür-sanat sektörü.

Joss_stone

Maalesef üzücü, zor günler… Olandan bitenden uzaklaşmak için yaklaştığımız sanatın aslında kendimize, çevremizdeki insanlara yaklaşmak için önemli fırsatlar yarattığı tartışılmaz. Bu savı destekleyen en güncel örnek şüphesiz geçtiğimiz cumartesi günü gerçekleşen Joss Stone konseri oldu. KüçükÇiftlik Park’ta yapılması planlanan etkinliğin Zorlu PSM’ye alınması mevcut koşullar gereği ve  tabii ki psikolojik olarak yerinde bir hareket. Müzik endüstrisinin yeni nesil Aretha Franklin’i olarak lanse edilen sanatçı ard arda gelen iptal haberlerinin ardından “geliyorum ve sahnede yine dans edeceğim” dedi ve kendi sosyal medya hesaplarından bizi bizzat konsere davet etti. Instagram’dan Beyoğlu’nda çekilmiş fotoğrafını paylaştı, barış ve sevgi diledi. Tüm bunlar Joss Stone konserini sıradan bir performans olmaktan çok daha öteye taşıdı. Çünkü konser öncesi, esnası ve sonrasında gözlemlediğim kadarıyla (ben de dahil olmak üzere) gelen herkesin böyle birkaç saate ihtiyacı vardı. Ve aslında hep olduğu gibi; omzumuza dokunan bir destek eline.

Joss_stone

Gelelim iç dökme seansından sonra konsere. Joss Stone’un numaralı-oturmalı konserlerden pek hoşlanmadığı bilinir. Kendisi de her konserine çıplak ayakla çıktığından mütevellit günlerdir kaostan kafasını kaldıramamış izleyiciyi 3. şarkıda kendi elleriyle sahne önüne alarak  hadi gelin bir başka dünyaya gidelim dedi ve iki saatliğine alıp başka bir yere götürdü bizi. Konserde 2015’te çıkan son albüm “Water For You Soul“dan şarkılar ağırlıktaydı. Kendi deyimiyle reggae-ish tondaki son albümünde bilhassa hareketli şarkılara yer verdi. “Love Me”, “This Ain’t Love”, “Harry’s Symphony”, “Underworld” gibi. Bilhassa çok istek alan “Cut The Line” ve “Stock On You “yu da geri çevirmedi. Tüm konser boyunca duymayı beklediğimiz neredeyse her şarkıyı söyleyerek farklı bir setlist ile güzel bir sürpriz yaptı.

Sıcaklığı ve yorgun izleyiciyi kucaklayan sempatisi, güzelliği ve muhteşem sesiyle Joss Stone, unutulmaz bir iz bıraktı İstanbul’da. Setlist’inde olduğu halde konserde söylemediği ve bana göre “Stuck On You” ile birlikte son albümünün en güzel şarkısı olan “The Answer”ı buraya bırakıyorum. İnsanlığa en güzel cevap barış ve sevgi çünkü. Teşekkürler Joss Stone!