İllüstrasyon: Sadi Güran

M

üzik dinlerken, bir sonraki şarkı sözüne meraklanıyorsanız, kalp atışlarınız hızlanıyorsa doğru yerdesiniz demektir. Her seferinde kendini geliştiren, daha iyisini üretmek için canını dişine takan, eline kalem kâğıt alıp şarkı yazan, enstrümanını sevdiği için çalan ve müzik yapan insan bu ülkede çok az. Kimileri küsüp geri kaçıyor, kimileri öyle müzikler yapıyor ki, müzikten soğuyor ve bizi de soğutuyor. Bir de ben “Biz” diye konuşmayı seviyorum. Yalnız olmadığımı kendime hatırlatma yöntemim.

Hiçbir şey düşünmeden müzik dinlemek gibi bir şansı olmayan, “İki dans edeyim, dertleri unutayım” repliğini kullanamayan, evlere sıkışıp kalmış, kanepe ile yemek masası arasında dans etmeye çalışıp sonra da anlamsızlığını fark edip yerine oturan, “Thom Yorke kafamda iki renk var diyor ya, o renkler sence hangileri?” diye birbirine sorup, saatlerce bunu tartışan, sokağa çıktığı an yabancılaşan, kendini müzikten ayrı düşünemeyen ve kesinlikle “Ağız tadıyla bi’ çekip gidemeyen” insanlarız. “Biz” derken, oradasınız biliyorum.

Öyle bir derde düştük ki konuşsan ayrı, konuşmasan ayrı. İçerimizde duruyor. Yavaştan itiyor geriye. Bu derdi de bir kenara bırakamayacak kadar sahiplendik. “Kafamı dağıtayım, dertlerimi unutayım” devri bize uğramadı. Bize bunları unutturacak pek fazla seçeneğimiz yok. Büyük Ev Ablukada bu durumu önce kabullendi, sonra sahiplendi en sonunda da sanata döktü. Çünkü onlar söylerken, çalarken nefes almanızı, bir yandan düşüncelerle boğuşmanızı sağlıyorlar. Onlar çalıp anlatıyor. Siz dinleyerek içinizi döküyorsunuz. Bu kadar samimi bir dert paylaşma şansı kolay kolay denk gelmez. Adamlar üzgünken ayaklarını yerden kesiyor.

Nereden Bilebilirdim?

Berkun Oya’nın seslendirdiği, Galvaniz’in çiçek elleriyle yol çizdiği “Fırtınayt” videosu bendeki beklentileri öyle bir yükseltti ki, size anlatamam. Video’nun açıklamasında “Yeni şeklimiz sürpriz parti tarzında.” yazan Büyük Ev Ablukada, videoda duymamıza izin verdiği küçük Hayaletler notalarıyla büyük bir işin altına girdiğinin mesajını verdi. Cesaret müzik gruplarına uğradığı zaman benim aklım kafamdan uçup gidiyor. Zaten bana güzel şeyler veren, keyfimi yerine getiren ve yeteneklerine güvendiğim insanlar, cesarete gelip tarzlarını zenginleştirdiğinde bana daha fazlasını vermek istediklerini hissettiriyorlar. Oradaki emeği görüp, saygı duymak hayatta en sevdiğim şey. Fırtınayt’ın ilk teklisi Hayaletler yayınlandığında aklıma gelenin başıma geldiğini görüp, büyük bir saygı duydum. Şarkı sözlerinin derinliği, yaşadığım buhranı besleyip, benimle dertleşirken, synth ritmleri her şeyin ne kadar anlamsız olduğunu hatırlattı. Kalktım, oynadım.

Beklenen Fırtınayt Geldi!

16 Nisan’da Volswagen Arena’da Fırtınayt’ın ilk konserini dinleyen şanslı insanların içinde yerimi aldım. Volkswagen Arena iyi ki var. Güzel seste, güzel sahnelerde konser izleme şansını yakalıyoruz. Büyük Ev Ablukada, adı kadar görkemli bir sahne tasarımıyla, müthiş ışık gösterileriyle ve dansçıların nefes kesen performanslarıyla süsledi mekanı. Gruptaki herkesin enerjisi, mutluluğu, heyecanı oldukça saf bir akımla seyircilerin üzerine serpildi. Canavar’ın dansları, koşuşları ve leopar desenli kıyafeti sağ olsun, sahneden gözünü ayırırsan çok önemli şeyler kaçıracakmışsın gibi hissettirdi. Büyük Ev Ablukada eğlenmeyi ve dertleşmeyi çok özlemiş. Bunu görmek çok kolaydı.

“Ama sizin adınız ne? Benim dengemi bozmayınız.” Turgut Uyar

Herkes büyülenmeye hazır gelmişti fakat Büyük Ev Ablukada’nın enerjisi büyülenmenin de ötesine geçti. Herkes herkesle arkadaşmış gibi oldu. Etkileşim etrafı sardıkça sardı. Fakat Fırtınayt’ın ilk konserini unutulmaz kılacak olan etmen ip cambazının, Arayan Bulur’un düşen sonunda gelip, ipte yürümesiydi. Turgut Uyar’ın “Ama sizin adınız ne? Benim dengemi bozmayınız” dizeleri geldi, dokundu herkese tam o sıralarda. Grubun enerjisi de seyircinin enerjisi de aynı seviyeye ulaştı. Duygu yoğunluğuyla şarkıya eşlik ederken bir yandan ip cambazına kilitlendik. Baştan sona müthiş hisler yaşatan konserin benim için en yoğun ve en güzel anı, asla bitmeyecek gibi yapıp yüzünüzü güldüren Arayan Bulur ve ip cambazının yürüyüşüydü. Yeniliği sadece müziklerine değil, sahne dekorasyonlarına, performanslarına, seyirciyle iletişimlerine de taşıyorlar. Bize de sadece keyfini çıkarmak kalıyor. Biz derken, “Biz bu değiliz, bu bizden geriye kalan.”