morrissey4  1959’un bir gecesi hayata gözlerini açtı Morrissey.  İyi ki açtı gözlerini, iyi ki aşık oldu, iyi ki kavuşamadı, iyi ki yalnızlık çekti, iyi ki okudu Oscar Wilde’ı.  Yoksa bizlerin; istediğinin ne olduğunu bilmeyenlerin, bilseler de elde edemeyenlerin, elinde olandan asla hoşnut olmayanların, oradan oraya savrulup; hala aynı yerde olduğunu dehşetle fark edenlerin sesi olamayacaktı.

Aynı anda centilmen ve utanmaz olabilen tek adam Morrissey olabilir. “We hate it when our friends become succesful” diyerek son derece utanmaz ve açık sözlü olabilirken, ‘Last Night I Dreamed Somebody Loved Me’nin sözlerini yazarken yaşadığı hüznü düşünmek bile gerekmez. Son derece sessiz, adeta mırıl mırıl konuşarak, en sert metal grupların boğazlarını yırtarcasına söylemeye çalıştığı şeyleri, rahatça anlatabilir. Yalnızken de hüzünlüdür, öfkeliyken de, aşıkken de. Her şarkısı yağmurlu, gri bir Pazar günü gibidir.

Üzerine kelimeler değil, cümleler değil, paragraflar hiç değil, kitaplar yazılabilecek sesinden bahsetmek yersiz olur. Müthiş yumuşak bir sesi, melodinin inişleri ve çıkışlarını hissettirmekte üstüne olmayan bir ses tonu, dinleyenin ruhuna işleyen sözlerle birleşince, bazı şarkılarının ardından yorum yapmak bile mümkün olmaz. Diliniz tutulur. Sözler diyorduk, Morrissey’in müthiş bir vokal olmasının yanı sıra, son derece başaralı bir şair olduğu gerçeği de atlanmamalıdır. Henüz gençliğinde onu saran Oscar Wilde aşkı, Morrissey’in son derece sade ancak bir o kadar da vurucu cümleler yazmasında etkili olmuştur.

Morrissey hakkında daha söylenecek çok fazla şey var. Siyasi duruşu, The Smiths grubuyla yaşadıkları, aseksüelliği, aseksüel olmasına rağmen yaşadığı yoğun aşkı… Ancak sizlere, bu naif adamın, Morrissey’in henüz 21 yaşındayken bir arkadaşına yazdığı mektupla veda etmek istiyorum. Özellikle son cümlesi: “I’m unhappy, i hope you’re unhappy too. In poverty, Steven.”

BEhy7mmCQAESwY8 (1)