Cumalar gibi Cumartesiler’i de hızlı geçiyor. Belki kimileri için yavaşlığını yitirmeyen yegane gün Pazartesi hala. Peri masallarının başında geçtiği gibi – ama peri masalları gibi olmayan- modern zaman hayatlarımızda günler günleri aylar ayları kovalarken hızlı geçen Cumartesiler’den birini, 18 Ocak’ı Magnus Öström’ü dinleyerek geçirmeye karar verdim.

Hızına yetişilemeyen zaman yine yaptı yapacağını ve bir 15 dakikalık gecikmeyle konser alanına ulaştık. Daha sonrasında geç kalınınca bünyede sıralanan tüm adrenalin dolu tepkiler silsilesi biraz afallamama da neden olmuştu aslında. Şansa, akşama dair fotoğraf çekmek için güzel bir noktada olduğumu fark ettim ve sonrası birkaç ardı ardına çekilmiş yarı başarılı, hafif bulanık, Salon İKSV’nin o yer yer beliren kendine özgü kırmızılığı ve müzisyenlere ait kareler. Gözlerimi sonunda kameradan uzaklaştırıp, sahnede olup bitene, müzisyenlerin tüm salona homojen yayılmış enerjisine ve müziğine bıraktım kendimi. Hayır, zaman durdu, yavaşladı diye devam etmeyeceğim. Bence tecrübe ettiğim bundan daha kıymetli bir şeydi.

Magnus Öström’ün Şubat 2013’te çıkardığı “Thread of Life” albümü dinleyen ya da hikayesini ve geçmişini biraz okuyan insanlar için duygusal, geçmişe dönük ama sonunda yüzünü geleceğe dönmüş bir kederin inişli çıkışlı ama umut dolu bir yolculuğu. Konser sırasında bu duygu yoğunluğu hissetmemek mümkün değildi. Ve parçalar ardı ardına çalınmaya devam etti… Konser salonuna geldiğimizde ilk 2 parçayı kaçırmış olsam da beni tüm stresime ragmen çabucak bu kollektif bilincin içine sürükleyen de işte bu tür duygulardı. Her saniyeyi ve her duyguyu acele etmeden usul usul içimize nakşeden grup o gece bize ne bir ütopya ne de birisi de hikayenin sonunda başımıza düşecek elmalardan bahsetti. Ne prens kurtarıcak ne de prenses vardı kurtarılmayı bekleyen ne de korkunç canavarlar katledilmesi gereken. O gece ne kahraman olmak için kan döküldü ne de büyülü değnekler vardı. O andaydık ve gerçek yaşamın gerçek saatlerinde hiç olmadığımız kadar gerçek hissederek ayrılıyorduk 12’e doğru ilk ve son bistlerinin sonunda.

Magnus, bize kaçmayıp, kalıp güzelleştirmeye karar verdiği hayatından bir kesit sundu. Biz de onu duyduk.

Bir dahaki sefere kadar yaşam dolu kalın diyor, biz yine duyuyoruz.

Fotoğraf: Selen Şermet

IMG_5896

IMG_5935

IMG_5898

IMG_5913