Hiç yapmadığım bir şey yaptım ve daha bir kelime bile yazmadan şarkıyla giriş yaptım. Neden diyecek olanlarınız vardır, çünkü onlar henüz şarkıyı açmamışlardır. Açın ve hissedin: Enerjiyi, heyecanı, hepimizin bir zamanlar ana müzik tarzı olan saf Rock müziği. Sert gitar riffleri, sağlam vokal, basit ve öfkeli sözler.  İşte QOTSA’nın özeti bu. Saf rock müzik yapıyorlar, iyi de yapıyorlar, günümüzdeki gibi alternatife kayma durumları da çok az, hatta nadir.

Peki kimdir, nedir bu QOTSA? Sert sesi ve gitarı ağlatması ile ünlü, yakında karizmadan ölecek olan Josh Homme tarafından 1996’da Amerika’da kurulmuş bu güzide grubumuz. Vizyonunda ve misyonunda ilk ibare olarak Sex, Drugs and Rock’n Roll olmalı, çünkü tam o yönde gitmişler. Günümüze kadar girenler olmuş gruba, küsüp gidenler olmuş… Şimdi inceleyeceğimiz …Like Clockwork ile birlikte 6 adet stüdyo albümleri var. Ha doğru ya, şimdi bu albümü inceleyecektik. Başlıkta da bunu belirtsem fena olmazdı ancak böyle isim esprisi kaçmazdı, kredimi verin şimdi.

Baştan not: Tüm şarkılara tek tek bakmasak da “buradayım” diyenleri de görmezlikten gelemeyiz. Biz, taş devri kraliçelerini de iyi biliriz…

My God Is The Sun

“Godless heathens always waltz on the sky…”

Bu şarkının linkini vermiyorum çünkü girişte verdim. (Ya da vereyim dizgi bozulmasın. Ya da vermeyeyim dizgiyi de mi ben düşüneceğim? Yok yok vereyim.) Sevgili Josh Homme, sözüm sanadır: SEN NASIL BİR ADAMSIN? Müthiş bir enerji. Saatte 200 kilometre hızla giderken dinlenecek şarkılar lobisinin başkanvekili! Albümden önce çıkan ilk single olan ‘My God Is The Sun’, bizlere “hazır olun, beyninizi uçurmaya geliyoruz” diyor.

I Sat by The Ocean

“Do you know who really are? Are you sure it’s really you?”

Yine basit ve vurucu sözler ancak derin bir konu: Platonik aşk. Albümün nefis kayıtlarından biri daha. ‘My God is The Sun’dan sonra atlanası bir şarkı, biraz sakinliyor, yavaşlıyor ancak coşkusundan bir şey kaybetmiyor albüm.


 

The Vampyre Of  Time And Memory

“I’ve survived, I speak. I breath, I’m incomplete…”

Konserde çaldığında çakmak çıkartıp, yakıp, kolu sağa sola sallamalı olan şarkıya da geldik. Yine sert ancak sakin gitar riffleri eşliğinde olan şarkı ile dalga geçtiğime bakmayın, oldukça hoş, varoluşçu kaygılar taşıyan sözleri var. Ucundan aşka-sevgiye de dokunduruyor, özellikle son satırları: Does anyone get this right? I feel no love…” Anlıyoruz seni Josh abi, The Smiths dinleyen adamlarız ayıp ediyorsun…

If I Had a Tail

“I wanna suck, I wanna lick, I want to cry and I want to spit…”

Bu da albümün sağlam şarkılarından. Oldukça makul bir melodinin önünde, oldukça güzel sesini bize yine esirgemeyen Josh abimiz, bu şarkıda “Rock olayı benden sorulur” mesajı veriyor. Sözlerine de bakının, zira fevkâladeler.

I Appear Missing

“One day, I hope, I’m someone you miss…”

My God Is The Sun sonrası yayınlanan ikinci single. Alkollü dinlenmemesi gereken kayıtlardan. Ancak klasik bir QOTSA kaydı olduğundan, eski sevgiliye edilen sitemin yanında bize gazı verip, eski sevgilinin yeni sevgilisini dövme hissini de yaşatmıyor değil.

Bitirirken

Yine bir kelime esprisi yapacak olursak, aynı albümün ismi gibi, saat gibi olmuş, hatta İsviçre saati gibi olmuş albüm. Tüm şarkılar el yapımı bir İsviçre saati gibi tek tek işlenmiş, sıraya konulmuş, “sözleri boşverin yeaaaa” denilmemiş, vurucu sözler unutulmamış, klasik bir QOTSA eseri gibi müzik de hayvan-güzel zaten. Bu albümü kaçırmayın, yürüyün bu albüme derim…