Ü

lke sınırlarımıza çok da uzak sayılmayacak kadar yakın ama bir o kadar da uzak bir yerden keşif sahnemize misafir olarak getirdim. Kiev’den müzik endüstrisine fırlatılmış olan grubumuzu ilk dinlediğimde Country türde bir müzik icra ettiklerini düşünmüştüm. Ta ki “I’m the Mountain” adlı şarkılarını dinleyene dek!

Ukrayna’da “Okean Elzy” adlı grubuna markajlarım sonrası, ikinci kez duyularımı Kiev’e çevirmiş oldum. Ve oldukça başarılı bir stoner ve psychedelic rock grubuna denk geldim. Çok tesadüfi olmadı. Çünkü geçenlerde bir arkadaşım ile “ne dinlesek?” diye düşünürken birden açtık. Klavyeyi alıp, Stoned Jesus yazdığında artık benim için çok geçti! Çünkü böylesi bir bağımlılık yaratacaklarını bilmiyordum! 

İlk tanıştığım şarkıları on üç dakikalık çıkış parçaları olan “I’m the Mountain” idi. İlk tanışmamız böyle olsa da, daha uzun yıllar kendilerini dinleyeceğim gibime geliyor. Bir de utanmadan “ilk aşk diye bir şey yoktur!” dersiniz. Ee, varmış işte!

Grubumuz şu güne dek sağlam aranje ve güzel gitar tonları ile bize “merhaba!” diyorlar. Mutfaklarında ise Victor Kondratov, Sergil Sliusar ve Igor Sydorenko var. Ne mönü ama! 2009 çıkışlılar. Birçok yurt içi ve yurt dışı konserlere boy gösteren ama bir o kadar da yer altında fırtınalar estiren bir grup olduğundan da haberdar mısınız? Artık öylesiniz! 

Etkin olduğu ilk yıllarda, yani 2009’da “Demo” ve “Occul/Black Woods” adlı iki demo yayınladılar. Sonrasında “First Communion” adında bir full albüm, onun hemen ardından ise “Stormy Monday” adında bir EP dinledik. Sonralarda grubumuz “Seven Thunders Roar” adlı bir full albüm ile ikinci kez selam çaktılar. Yetmedi hemen peşi sıra “Electric Mistress” adlı bir teklik yayınladılar. Fakat 2015 yılında yayına sürdükleri “The Harvest” adlı albümleri her ne kadar güzel olsa da, benim en beğendiğim elbette ki “Seven Thunders Roar” oldu. Dinlemedi iseniz, çok şey kaybediyorsunuz. Hem ne şu kahrolası ihtiyarlar; “zararın neresinden döner iseniz dönün kar!” ya da öyle bir şey. Anlaştığımızı umuyorum!

Ve farkında iseniz diskografik bilgileri yedi yıllık bir süreçte ne kadar da çok şekillenmiş! Bu demek oluyor ki; yaşıyor müzik, yaşıyor psychedelic rock!