E

ma Jolly, nam-ı diğer Emika, 2009 yılından beri aktif olabilir ama birçoğumuz onu 2011’de tanıma şansını yakaladık. O yıl, Thom Yorke, BBC Radio 6’deki programında Emika’ya olan hayranlığını dile getirmiş, basının ve halkın ilgisini çekmeyi başarmıştı.

İronik gelebilir ama sanatçının trip hop/experimental müziğinin arkasında klasik müzik eğitimi yatıyor. Çocukluğunda piyano ve beste eğitimi alan Ema, üniversitede ise müzik teknolojisi okumuş.

Yakın zamanda yapılan bir röportajda, müziğinin şekillenmesinde üniversite yıllarında yaşadığı deneyimlerin etkisinin büyük olduğunu belirten sanatçı, o dönemlerde bir kadın olarak kendini müzik piyasasında bir azınlık gibi hissettiğini, fakat bundan güç alarak yola devam ettiğini de sözlerine ekledi. Kalıplaşmış düşüncelere olan tavrını da espritüel bir şekilde “Kimse bana seksi ve güzel bir ses mühendisi olmamı öğretmedi” diyerek vurguladı.

Emika, 2006’da Berlin’e taşınması ile müziğinin rengini yavaş yavaş belirlemeye başlamış. Sanatını popüler kültürün etkilerinden uzak tutup olgunlaştırmış, 2009’da profesyonelliğe adım atmış. Bu kısa sürede üne kavuşması belki de İngiltere’de eğitim görmüş, Çek asıllı, Almanya’da yaşayan, klasik müzik eğitimi almasına rağmen trip hop/experimental müzikle uğraşan genç bir bayan olmasıydı. Emika çeşitliliğin ve farklılığın simgesi. Bu özelliklerini sanatında hissetmemek mümkün değil.

Emika, gittikçe canavarlaşan sanayi toplumunu ve endüstrisinin her tıkırtısını müziğine taşıyor. Bir çarkın dönmesinden, jiletin kestiği sırada çıkardığı ürkütücü sese kadar kullandığı her tını bizlere tanıdık. Natüralizmden etkilenerek yazılmış bir kitabın notalara aktarılması gibi adeta. Normalde karanlık hislere sürükleyecek bu ritimler bir tür panzehir etkisi göstererek dinleyeni çok saf düşüncelere kavuşturuyor. Hatta “gürültü kirliliği” olarak tanımlanabilecek endüstriyel seslerle geceyi sabaha bağlamamıza bile neden olabiliyor.

Çeşitlilik ve farklılığını her albümünde tekrar tekrar gösteren Emika, 4 Mayıs günü bizlere üçüncü albümünü sundu. ‘Emika’ ve ‘DVA‘ albümlerine göre farklı tınılara sahip bu albümü tatmanızı tavsiye ederim. Ayrıca müthiş bir canlı performansını da deneyimlemek isterseniz çözüm aşağıdaki linkte.