Geçen hafta, Britanya’nın kuzeyinde yükselen sanat şehri Edinburgh’a, Fringe Festivali‘ni tatmak için vardığımda deli gibi yağmur yağıyordu. Festival, Edinburgh sokaklarını ağzına kadar doldurmuş, sanatçıların kesesini dolduruyordu. Etrafta binlerce öğrenci stand-up gösterimlerinin reklamını yapıyor, caddelerden çello, piyano ve trompet sesleri yükseliyordu. Sudan çıkmış bir balık gibiydim, sokaklar sanat kokuyordu.

Sanat ve yenilik dolu bir sabahın ardından saat 1 sularında mutluluktan kudururken kendimi bir kafeye attım. Yağmurdan çoraplarıma kadar ıslanmış, boğazımdan bir damla kahve geçirmek için delirmiştim. Kahvemi alıp en yakın kaloriferin yanına kıvrıldım. “Acaba botlarımı çıkarıp ayaklarımı kalorifere dayasam kızarlar mı?” diye düşünürken kulağıma bir ses takıldı. Alkışlar, parmak şıklatmaları ve narin bir vokalin süslediği Soul-R&B bir parça kafenin diğer ucundan yükselmeye başladı. Not defterimi hemen çıkarmaya başladım çünkü Keşif Sahnesi‘nin yeni üyesini bulmuştum. Gabriel Garzon-Montano. Fakat minik bir sorun vardı. Montano kafede değildi. Radyoda çalıyordu.

Festival’e Keşif Sahnesi’nin yeni sakinlerini bulmak için gitmiş, Garzon-Montano’yu radyodan keşfetmiştim. “Evimde pijamalarımla otururken de keşfedebilirdim.” adlı bir düşünce aklımı bir ara meşgul etti fakat muhteşem bir sanatçıyı keşfetmenin mutluluğuna yoğunlaşıp üstesinden geldim. Böylelikle trajikomik anımı bitiriyor, sahneyi Garzon-Montano‘ya bırakıyorum.

Gabriel Garzon-Montano Kolombiyalı bir baba ve Fransız bir annenin çocuğu. Dünya’nın merkezi, ses kirliliğinin başkenti, sanatın atardamarlarından biri olan New York’ta dünyaya gelmiş. Genç yaşta viola, gitar ve bateriyi söken Montano, üniversite eğitimi için Moby ve Regina Spektor gibi mezunlara sahip Purchase College‘in yolunu tutmuş. Moby’nin okuduğu bölüme kabul edilmesi başarılarının bir spoiler’ı olmuş zaten…

Bishouné: Alma del Huila‘ adlı Soul-R&B albümünün temellerini üniversite eğitimi sırasında atan Gabriel, bu yıllarda New York’un zengin kültüründen ve ses zenginliğinden etkilendiğini belirtiyor. Bir çok müzisyene nazaran ailesi ile güçlü bir bağı olması da kariyerini pozitif bir yönde etkilemiş.

Mezun olmasıyla büyük patlamasına hazırlanan genç yetenek, bu fırsatı geçen sene yakaladı. Şubat ayında yayınlanan albümündeki her ses kendi ellerinden çıkma. Her alkış, her nefes, her tını… Fakat beni derinden etkileyen özelliği bu olmadı, müziğinin saflığı uzun süredir gölgelerde saklanan bir hissi tekrar gün ışığına çıkardı. New York’un kaotik hayatıyla süslediği sözler, soul müziğiyle buluşunca parmaklarımı şıklatıyor, ellerimi çırpıyor, nedensiz yere mutlu oluyorum. Alman ekspresyonizminin ellerine teslim ettiği ‘Keep On Running’in videosu ise beni hayretler içinde bırakıyor. Müzik bunu başarıyorsa ben o müzisyenin önünde diz çökerim.

Tabii Garzon sadece beni etkilemedi, geçtiğimiz yıl Lenny Kravitz ile çıktığı dünya turunda yüzbinlerce yeni hayran kazandı. Rusya’dan Amerika’ya, Litvanya’dan Britanya’ya uzanan bu tur geçtiğimiz Aralık ayında ise son buldu. Turun bitmesi ile kendi işine tekrar yoğunlaşan Montano şu anda Hırvat hayranlarına güzel günler yaşatıyor. Hırvatistan’dan sonra Fransa, Almanya, İspanya, İngiltere ve son olarak Teksas’lı hayranlarına kavuşacak.

İki seneye sığdırdığı iki dünya turu ile müziğini en üst seviyeye taşıyan Kolombiyalı Fransız, mütevazi tavırları ve yumuşak tınılarıyla gönlümü fethetti. Yağmurlu ve karanlık bir Edinburgh gününde huzur verici sesinde kaybolunca hissettiğim o huzurdan mıdır bilemem ama bana sorarsanız Montano bu kış playlistlerin baş tacı olmalı.

Sevgiler.