Müzik geliştikçe, yenilendikçe çok farklı icraları, sanatları hep duyuyoruz. E tabi hal böyle olunca da müzikal anlamda yenilerin de aralarında en iyileri oluyor.Şimdi kameralarımızı İngiltere’ye, o güzel vatana çeviriyoruz; karşınızda Disclosure ve Rudimental!!

Bu sene Mercury Music Ödülü‘ne layık bu iki grubu inceleme keyfini kendimden alamayarak başlıyorum yazıma. Efenim bilirsiniz bu İngilizlerin insanlığa katkıları çok büyüktür hele ki olay müzikse tam anlamıyla büyük değerli bir maden ve bu madenden her daim çok farklı, yeni, yaratıcı ve ikon isimler çıkıyor. Hele hele konu (biraz daha detaya inelim) dance/electronica ise. The Chemical Brothers, Underworld, Pet Shop Boys, Basement Jaxx, gibi daha nice efsanenin vatanı olması bu adamların bu işte ordinaryus olduğunu kanıtlar niteliktedir. Neyse bu girizgahı uzatmadan sadete gelelim. Bu yıl iki grubun büyük çıkışına şahit oldu. Bu satırların nedeni de budur: Bu iki grubun büyük çıkışı.

Disclosure ile mevzuyu açalım. 2010 yılından bu yana faal olan, Reiguate, Surrey çıkışlı, 1991 doğumlu Guy ve 1994 doğumlu Howard Lawrance kardeşlerin projesi. Tarz olarak net bir sınıfa ya da janra sokmak abes olur. UK Garage‘dan deep house‘a, nu disco‘dan synthpop‘a ve UK Funky‘e kadar geniş bir skaladan olaya dahil olup, bu tarzların bir de en önemli sıkıntısı, edinilmiş repetatiflikten çok çok uzakta olarak gayet akıcı bir atmosferde hazırlınıyor ve biraderlerin vokalli destekleriyle bütünlüklerini tamamlıyorlar.

İlk şarkı denemelerine 2010 yılında başlayan ikili, daha sonrasında remix’leriyle beraber 5 EP, 1 LP (yani ‘Settle‘ albümü) ve 10 adet single’ları mevcut. Grubun en önemli patlaması ise vokalde Sam Frank destekli ‘Latch‘ adlı şarkılarıyla 2012 yılında olmuştur.

Daha sonra sırasıyla, AlunaGeorge ortaklı ‘White Noise’, vokalde Eliza Dolittle yardımlı ‘You & Me’, ‘F For You’ ve London Grammar ile beraber ‘Help Me Lose My Mind’ single ‘ları ile bizi bombardımanına tutup 3 Temmuz’da ‘Settle’ adlı debut albümlerini yayınlayarak kariyerlerini başarılı bir şekilde inşa ederken Mercury Music ödülüne aday olarak büyük sükse yaptılar.

Gelelim Rudimental‘a;

Londra’nın Hackney bucağından olaya dahil olan bu dört güzel abimiz tam anlamıyla plak manyaklarından oluşuyor. Sürekli müziklerine eskiyi ve yeniyi güzelce enjekte edebilmek adına kendilerini her daim update etme üzerine kurulmuşlar. Ama tabii bu kadar basit bir açıklama yapmak hatalı olur. En keskin yanları, soul müzik ile liquid funk türünü aynı hatlar üzerinde buluşturup sıfırdan bir müzik yaratma sevdasının adıdır Rudimental.

Kariyerlerine 2011 yılında çıkardıkları ‘Deep In The Valley’ ile adım atan grup, 2012 yılında yayımladıkları ‘Spoons’ adlı single’larıyla pek de parlak olmayan bir başlangıç yapıyorlar. Buna rağmen aynı sene vokalde John Newman adlı soul müziğin yeni prensi olarak görülen arkadaşla beraber yaptıkları ‘Feel The Love’ single’ı ile dan diye UK Single ve UK Dance Chart‘a birinci sıradan giriş yaparak grubun çıkışının startını veriyorlar.

Aynı senenin kasım ayında yayınladıkları ‘Not Giving In’ adlı single’ıyla UK Dance Chart’a yine birinci sıradan girerek one – hit wonder olmadıklarını kanıtladılar.

Sonra sonra ‘Waiting All Night’ single’ıyla patlamayı yapıp ‘Home‘ adlı ilk albümlerini yayınladılar. Albüm çıkışından sonra ki ilk single ise ‘Right Here’ adlı şarkı oldu. Ayrıca parantez açarsak grubun video kliplerini muhteşem kelimesinin tdk tanımı olarak görebiliriz.

Velhasıl kelam 2013 yılı bu iki grubun çıkışına sahne oldu. Gerçi bir çok isimin çıkış yılı oldu ancak Disclosure ve Rudimental rakiplerinden rahatça sıyrılarak üstüne İngiltere’nin en prestijli müzik ödüllerinden olan Mercury Müzik Ödülü’ne aday gösterilerek rüştlerini ispatlamış oldular hem de ilk debut albümleriyle. Asıl mevzu ise, gelecekte bu iki grubun şu andaki kalitelerinin üzerine çıkabilecekler mi? Bekleyip göreceğiz.