Öncelikli açıklama: Bu yazı çokça subjektif görüş içermektedir.

Durağımız Büyük Britanya  toprakları yine. Bugün size, tarihin en cool ve en başarılı elektronik müzik ikilisinden yani The Chemical Brothers’tan söz edeceğim.

90’larda rave müziğin etkisini yitirmesiyle elektronik dans müziğinin boşluğunu dolduracak olan Big Beat janrı doğmuştu. The Prodigy, Fatboy Slim, The Orb, Propellerheads gibi isimlerle patlayan bu akımdan çıkıp çok farklı noktalara gelen, denemediği yol, güzergah kalmayıp, sürekli kendini geliştiren, her daim elektronik–dans müziğinin cool ve kaliteli yanı olmayı başarıp, kendini hep özel noktalarda tutan ikilinin ismidir; The Chemical Brothers.

Tom Rowland ve Ed Simons adlı ikilinin Manchester Üniversitesi’nde arkadaşlarıyla başladıkları yolda ilk olarak The Dust Brothers ismiyle başlayıp sonrasında Orbital ve Underworld ile dünya turuna çıkacakları sırada aynı isme sahip başka bir grubun varlığından haberdar olduklarında  alelacele kendilerine koydukları isimdir; The Chemical Brothers.

Takvimler 1995 yılını gösterdiğinde ilk debut albümleri olan “Exit Planet Dust” ile büyük çıkış yapıp, ikinci albümleri ve özellikle de onları mainstream noktasına taşımada önemli pay sahibi olacaktı. İkilinin bizleri Setting Sun, Elektrobank, The Private Psychodelic Reel gibi muhteşem şarkılar ile tanıştırıp ayrıca Mercury Music ödüllerine aday olmalarını sağlayan, 1999 yılında yayınladıkları ‘Surrender‘ albümü; kitleler, müzik çevreleri ve özellikle şahsi kanaatimce diskografilerinin en iyisi. Bizlere miras olarak; Out Of Control, Hey Boy Hey Girl, Let Forever Be, Asleep From Day gibi şarkılar bırakıp, üç sene sahne almadıkları albüm piyasasına “Come With Us” gibi tartışmalı fakat yine farklı işlerin denendiği albümle gelip Star Guitar, The Test, It Began Afrika şarkılar bırakan, 2005’te “Push The Button” albümüyle gelip biraz yavşayan buna rağmen Galvanize, Believe, The Boxer gibi şarkılarla göbek attırıp farklılaşan fakat yine de vazgeçilemeyen, 2007’ye gelindiğe gerçekten başarısız fakat kendilerinden ödün vermeyi denediği bir albüm olan “We Are The Night”ı yayımlıyor, Do It Again ile çıkış yapmaya çalışan fakat Saturate dışında albümün pek de bir olayının olmadığını bize öğreten, bir sene sonrasına “Brothershood” adlı toplamasını yayıp, yeni albüm çalışmalarına başlayan bununla da kalmayıp 2000’den sonra yaptıkları en iyi albüm ve prodüksiyon işi olan Further’ı yayınlayıp Escape Velocity, Swoon ve Horsepower gibi şaheserlerle tanıştıran, yetmeyip bir de Sinematik yanlarını da göstererek “Hanna” filmine soundtrack yapan; The Chemical Brothers.

İngiliz olup Amerikan hegamonyasındaki Grammy Dans Ödülleri‘nden 3 tanesini alıp birine aday olan, Kraftwerk ve New Order’ın yapmak istediklerini birleştirip bize sunan ve şu an Justice, Pendulum gibi gruplarla popüler olan Elektronic Rock/Dance Rock akımının babası, mucidi, her şeyi olan, sadece albüm grubu olmayıp canlı performanslarında insanları ıslatan, patlatan, görsel şölen sunup hipnotize eden, uçuran; The Chemical Brothers

Ve en önemlisi dinlediğin ilk günden beri seni içine alıp kendinden geçiren, her mecrada dinlediğim için hava atma duygusuyla rahatça ve yavşakça “The Chemical Brothers müzikal gelişimimin, perspektifinin ve özellikle de müzikal zevkimin hocasıdır” diyebilecek seviyede sevdiren, mutlu ettiren, hüzünlendiren, keyiflendiren, size nasıl kaliteli ve deneysel bir dans müzik sunabileceklerini gösteren isimdir; THE CHEMICAL BROTHERS!

‘Star Guitar’: