İngiliz’lerin müzikal olarak bizi her gün şaşırttıkları bir gerçektir. Yağmurlu iklimlerinden dolayı mı duygu yoğunluğu yaşıyorlar yoksa topraklarının, doğalarının güzelliğinden mi bilmiyorum ama Büyük Britanya’nın havasında kesin dünyanın başka hiç bir yerinde olmayan bir şey var. Bu hava da bize yine yepyeni, ferah mı ferah, en tazesinden bir esinti gönderdi.

alt-jAlt-J grubu, 2007 yılında bir araya gelen dört arkadaştan oluşuyor. Bunlar da tabii çoğu grup arkadaşı gibi üniversitede tanışıyor. Alt-J: Mac bilgisayarlarında yazıldığında ortaya ∆ böyle bir üçgen çıkarıyor. (Arkadaşların nerd olduğunu da böylece anlamış olduk). Bu üçgene de Yunanca’da ‘delta’ adı veriliyor. Bu bilgileri veriyorum ki grubun ismini unutmayasınız. Şahsen ilk duyduğumda günlerce alt mıydı, shift miydi, hangi harfti diye çırpınmıştım. Grup indie-rock/elektronik müziği yapıyor.

Alt-J dinlemeye başladığımda genellikle hızı biraz yüksek, sözlerin anlaşılmadığı, elektronik müzik yaptıklarını düşünmüştüm. Sonra ‘Taro’yu duydum. Sözlerin çok zor anlaşıldığı hala bir gerçek ama bu şarkının temposu, havası, enstrumanları ve enstruman kullanımları beni vurdu. Enstruman kullanımlarından kastım, şarkının nakarat denebilecek kısmında, oryantal bir havaya büründüğü kısımda gitarcı, elektrik gitarını parmağıyla değil selobant ile çalıyor. Okuduğum yorumlara gore bant yoksa silgi de aynı işlevi görüyormuş. Davulcu arkadaşımız da davulları haricinde tencereleri ve tavaları da uygun görüyor, iyiki de öyle görüyor. Bir de vocalist arkadaşımız Joe Newman’ın da kendi sesinin kullanımı da oldukça başarılı, yer yer bir ses değil de bir çeşit flüt dinliyormuş gibi hissettiriyor.

©Richard Johson/ NME/ IPC MediaŞarkının sözlerini kurcalamaya başladığımda ilk başta tabi Taro kelimesine baktım. Bir çeşit Afrika bitkisi olduğunu okuduğumda şarkıyla bağlantısını çözemedim, şarkıda savaş ve ölüm konuları işlenirken bir bitkinin nasıl bir rolü olur bilemedim. Biraz daha kurcalayınca öğrendim ki Taro, Robert Capa isimli ünlü savaş fotoğrafçısının sevgilisi Gerda Taro’muş. Şarkıda ‘capa’ kelimesini görünce çözdüm bunu. Şarkının sözlerini dinleyince inan bu kadar zorlandığına şaşırmayacaksın.
Robert Capa’nın asıl adı André Friedman. 1913 doğumlu bir fotoğrafçı. ‘Uzmanlık alanı’ da savaş. Robert Capa yakalanmamak için sevgilisi ve kendinin uydurduğu bir isim, bir kişidir. Beraber savaş savaş gezip belgelemişler, Gerda Taro da sektreteri olarak yanında bulunmuş. Robert Capa 1954’te Vietnam savaşında bir mayına basarak ölmüş.

Taro şarkısı Robert Capa’nın ölümünü anlatıyor. Şarkı daha önce duyduğum herhangi bir şeye benzemiyor. Bir hikayenin anlatıldığı hemen anlaşılıyor. Her kelimesi merak uyandırıyor, hiç bir kelimenin oraya boşuna koyulmadığını düşünüyorum. Az ama öz derler ya. Çok taze bir ritim ve derinlikle kendini dinletiyor. Şarkının ortalarına doğru da birden ‘oryantal’ kısım başlıyor. Daha önce de söylediğim gibi gitarı bantla çalarak bizim sazlarımıza benzer bir ses çıkarmışlar ortaya. Şarkının her kısmında bir boyut atlanıyor ve yeni bir ses ekleniyor. En derin noktada da şarkı ve fotoğrafçı son buluyor.

Le photographe est mort.