Croquinambourg-curtis

‘Status’ kavramı Twitter’ca tokat manyağı edilen Facebook’un birthday reminder tahtını da iyiden iyiye Google doodle’larına kaptırmış olduğu malum. Metroda uzaktan görseniz kulaklıklarınızı çıkarmaya tenezzül etmeyeceğiniz insanların doğum günlerini tüm sene bu anı beklemişcesine en coşkulu halinizle kutlamanıza olanak veren Facebook’a ek olarak sabah saatlerinde doodle check’i rutin hale getireceğiniz Google’la yalnızca arkadaşlarınıza değil; tarihsel kişi ve olaylara da duyarlı bir imaj kazanıyorsunuz üstelik.

Bu şahane sığlığın şimdilik en önemli eksikliğiyse her güne bir “tarihte bugün” alınması dolayısıyla gözden kaçan kişi ve kurumlar.. Bugünün talihsiz daha-az-ünlüsüyse Ingiliz post-punk grubu Joy Division’ın esas oğlanı olarak bildiğimiz Ian Curtis oldu. [Bir de annem; ama kendisini bu işe karıştırmamdan hoşnut kalacağını sanmıyorum.] Hollanda’dan çıkma en ünlü –üstelik iki kulağı da yerinde duran- ressamlar arasındaki Rembrandt’la rekabetin zorluğunu tahmin ve takdir edersiniz tabii. Hal böyleyken Ian Curtis’i de en kendine özgü halleriyle biz hatırlatalım dedik;

“It’s always comforting to know that there’s been someone more depressed and fucked up than you are, and his name was Ian Curtis.”

15 Temmuz 1956’da kaliteli müziğin doğru adresi İngiltere’de doğmuş olan Ian Kevin Curtis’in depresyon ve sara’yla olan mutsuz beraberliği henüz çocukken başlıyor, kısa hayatı boyunca da sürüyor. Sahnede bile sık sık epilepsi krizleri geçirdiği bilinen Curtis’in Thom Yorke, Yıldız Tilbe ve daha nicelerinin atası kabul edilebilecek dansı da temelde krizleri sahne şovunun parçası gibi gösterebilmeye dayanıyor.

Epilepsi krizlerini bile gizleyebilecek dans ne ola ki diyenler için:


Ian Curtis ise kendi dansını “şarkıdaki söz ve duyguların daha derinden ifade edilebilmesini sağlayan bir çeşit işaret dili” olarak tanımlıyor.

sto-ed-joydivision_684502c

Kısa hayat demişken, hayatının kısa olmasının sebebi de senelerce savaşmış olduğu depresyon ve epilepsi zaten. 18 yaşından beri self-hatred söylemlerinin ekmeğine doyamamış 54 yaşındaki Morrissey, bugün bıraksalar bir 54 seneyi daha devirmeye niyetli dururken Ian Curtis, kendisine karşı olan memnuniyetsizliğini 18 Mayıs 1980 sabahı, henüz 23 yaşındayken, arkasında yayınlanmasından aylar sonra ikon haline gelmiş bir albüm, yayına hazır [kendisi göremese de yine ikonlaşacak] ikinci bir albüm ve bir yaşındaki kızını bırakacak şekilde intihar ederek ifade etmeyi tercih ediyor. İntihar notundaysa sadece “At this moment I wish I were dead. I just can’t cope anymore.” yazıyor. İşleri biraz daha creepy hale getirmek adına son izlediği filmin Werner Herzog’dan Stroszek, son dinlediği albümünse Iggy Pop’tan The Idiot olduğunu da ekleyelim.

Doğduğu günden itibaren yaşadığı huzursuzluk halini gerek çocukluğundan beri yazdığı şiirlerle, gerek bestelediği şarkıların tonu ve üstlerine koyduğu sözlerle her koldan hissettiren, intiharına adeta sağ baştan geri sayım aldıran Ian Curtis’in [yollarına kendisinden sonra New Order olarak devam eden-] grup arkadaşlarının intiharına yönelik yorumları ise “vallahi biz de anlamadık, biz o şarkıları dinlerken vay arkadaş adamdaki empati yeteneğine bak tadında hayranlık duyuyorduk hiç aklımıza gelmemişti, olacak iş değil yaeeğ” kıvamında kalıyor. Bu İngilizlerin her şeyleri iyi de iklimleri sıcak arkadaşlık ilişkilerine gebe değil, hepsi ondan gidiyorlar zaten gencecik yaşta. İntiharından seneler sonra bu kez de 19 yaşından beri problemli bir evlilik içinde olduğu eşi Deborah çıkıp “bizimki zaten bana birkaç kereler söylemişti 20’lerin sonrasını görmeye niyetim yok diye” şeklinde tüyü de dikiyor.

Müzik piyasasında kaldığı minimum zamanda bizlere seneler sonrası için bile maksimum verimi sağlamış olan Curtis’in ölümünün ardından bile kurtulamadığı talihsiz serüvenler dizisi burada da son bulmuyor; önce kendini asmış olduğu ev hiçbir manevi anlam gözetilmeksizin normal emlak piyasası koşullarında satılıyor, daha sonra 2008’de küllerinin bulunduğu mezarındaki anma taşı çalınıyor; üstelik Google onun hatrına bir kez bile doodle yapmıyor!

 

– Ian Curtis’in Butcher Billy tarafından Batman olarak resmedilmiş hali

Grand final:

Ian Curtis hakkında daha fazlasını, çok fazlasını, en fazlasını isterseniz eşi  Deborah Curtis’in kaleme aldığı “Touching from a Distance: Ian Curtis and Joy Division” biyografisini okuyabilir, ve/veya Anton Corbjin’den “Control” + Michael Winterbottom’dan “24 Hour Party People” filmlerini izleyebilirsiniz.