Placebo-Effect

Müzikle biraz ilgilenen herkesin hayatının bir döneminden Placebo geçmiştir.  En azından 1-2 tane şarkıları ezbere bilinir, sevilir. Ancak çevremde gördüğüm üzücü bir gerçek var ki, bu şahane grup genellikle küçük görülüyor, hakları yeniyor. Bu çirkin durumu gidermek için elimizden geleni yapalım, 1994’den beri çıkarttıkları tüm albümlerde kendilerini geliştiren bu grubu yakından inceleyelim.

Placebo, bir dolu büyük grup gibi Londra’da, aslında saat kulesi ile değil, müzisyenlere verdiği ilhamla ünlü olan şehirde, 1994 yılında Brian Molko ve Stefan Olsdal tarafından kuruldu. Eskiden okullarında panpa olan bu ikili, okulu bitirirken mezuniyet kutlaması sırasında şişelerce içip, duygusallaşıp; “abi ilerde de kesin görüşelim, koparmayalım hiç bağları” demişler, ancak herkes gibi bunu başaramamışlardır. Yıllar sonra metroda karşılaşan ikili, bizlerin aksine zorlama bir muhabbet çevirip kendi yollarına gitmek yerine, müzik grubu kurup tüm dünyaya adlarını duyurmaya karar vermişler. İyi de yapmışlar.

“Bizim bir eksiğimiz var, neydi o yaa” diye düşünürlerken akıllarına gelmiş ve bir bateristlerinin olmadığını fark etmişler. Bu yüzden Olsdal’ın arkadaşı Robert Schultzberg’e gitmiş, gel dünyaya Brian sesini duyursun, ben gitar çalayım, sen de köşede davul çalarsın demişler. Robert da kabul etmiş ve ilk olarak Ashtray Heart adında bir grup kurmuşlar.

İlk birkaç single çalışmaları ile Bono, Marilyn Manson gibi isimlerin dikkatini çekerler. David Bowie’nin bir konserinde alt grup olarak çıktıklarından sonra, Bowie bunlara “gelin güzel çalıyorsunuz doğum günümü şenlendirin” der, çılgın rock yıldınızının seks, fuhuş ve uyuşturucunun gırla gittiği partisinde herkes eğlenirken bunlar eğlendirir. Ancak tüm zamanların en karizmatik adamlarından David Bowie’nin partisinde çalmak, tüm zamanların en büyük prodüksiyoncularının dikkatini çekmek demektir ve bu fırsatı iyi kullanmışlardır. 1996 yılında isimlerini değiştirmeleriyle birlikte ilk stüdyo albümlerini çıkartırlar.

Placebo-Album-Cover

Placebo (1996)

I know, the past will catch you up as you run faster…

Abileri The Smiths gibi, bunlar da ilk albümlerini grup ile aynı isimde çıkartma hastalığına yakalanmışlardır. Ancak yine abileri The Smiths’de olduğu gibi, bu bizim için bir sorun değildir. Çünkü elimizde kabul edilebilir bir ilk albüm vardır. Placebo, 1998’de ünlü İngiliz Müzik dergisi Q Magazine’in anketinde tüm zamanların en iyi 87. Albümü seçilir.

Albüm tam bir efsane sayılmaz. Ancak içinde efsane sayılabilecek bir şarkı vardır: I Know. Müthiş müziği, hüzünlü sözlerle birleşince, bize hala arada sırada Youtube’dan açıp dinlemekten başka çare bırakmaz. Teenage Angst, 36 Degrees gibi başarılı kayıtları da atlamak olmaz. Nancy Boy adlı şarkıları ile, sadece giyim tarzları ile değil, müzikleri ile de eşcinsel kesime yakın duracaklarını belli etmişlerdir. Ayrıca albüm, Robert Schultzberg ile birlikte yaptıkları ilk ve son iştir, aralarında anlaşmazlık çıkmıştır.

placebo_without_you_i_am_nothing-5bfront5d-5bwww-freecovers-net5d

 

Without You I’m Nothing (1998)

Don’t you wish you would never met her?

En çok sevdikleri şeyler arasında seks, hüzün, şarap ve sigara bulunan Fransızların, aradıkları şeyleri bulmuş olacaklar ki; bir milyon kopyadan daha fazla satın aldıkları ilk albümleri Placebo’dan sonra, 1998’de çıkarttıkları ikinci stüdyo albümleri: Without You I’m Nothing. Ayrıca albüm, grubun uzun süre birlikte çalışacakları, Placebo’nun yanında dandik kalan Breed adlı grupta çalan baterist Steve Hewitt’e teklif götürüp, yaptıkları ilk çalışmadır.

Placebo, ikinci albümlerinde, adından da anlaşılabileceği gibi “damar” diyebileceğimiz şarkılar ortaya koymuştur. Müthiş hüzünlü melodiler ve bilek kesmeli sözlere sahip olan şarkılar, koca koca delikanlı adamların gece yarıları odalarında gizlice ağlamalarına sebep olmuştur. Pure Morning, Every You Every Me, Without You I’m Nothing gibi şarkılarla Placebo, acılı içkili sofralara meze olmakla kalmamış, Teoman’ın evi olabilecek; ayrılık, kıskançlık, boş bira şişeli ve ağır sigara kokulu ortamlara soundtrack olmaya da hak kazanmıştır. Ayrıca albüme ismini veren Without You I’m Nothing’in David Bowie’li düet versiyonu da evlere şenliktir.

My Sweet Prince, kendilerine delikanlı diyen adamların söyleyeceği şarkı değildir. İsminden falso olan şarkı, dinleyince ve hikayesini duyunca hepimizi ters yöne yatırır. Nasıl yazıldığı efsane olmuş şarkılardan biridir My Sweet Prince. Ancak ortak kanı, şarkının; yakışıklı solistimiz Brian Molko’nun intihar eden sevgilisinin, intihar etmeden önce duvara “my gentşe prince you are the only” yazmasından ortaya çıktığını gösterir.

Sonuç olarak albüm yine bir efsane olmamıştır. Ancak ilk albümlerinden bir adım ilerde olduğu yadsınamaz.

placebo--black-market-music-poster

Black Market Music (2000)

Problems with the booze, nothing left to lose…

Herkesin dilinden düşürmediği; benim içten içe gıcık olduğum “milenyum” kelimesinin anlam kazandığı günlerde çıkan albüm, Placebo severler tarafından her zaman ortada kalmış bir albümdür. Kimisi hiç sevmezken, kimisi baş tacı eder. Müzik dergileri de böyledir: PopMatters albümü göklere çıkartırken, NME yerlere vurur. İtiraf etmek gerekirse ben ilk gruptayım ancak objektif bir şekilde inceleyeceğim.

Albüm; The Smiths, Pulp, The Prodigy, Placebo gibi gruplarla birlikte çalışmış efsane prodüktör Scott Piering’e adanmıştır. Spite&Malice, Black-Eyed, Taste in Man gibi başarılı kayıtlar bulunan albüme, hiç şüphesiz Special K damgasını vurmuştur. Ayrıca Commercial For Levi’nin ilginç bir hikayesi vardır: Körkütük sarhoş ve melankolik olan genç kızların sevgilisi Molko, o haldeyken akan trafiğin ortasında yoldan karşıya geçmeye çalışır. Son anda müzik teknisyenleri Levi Tecofski, bunu ensesinden tuttuğu gibi geri çeker ve hayatını kurtarır.

2000s-0326

Sleeping with Ghosts (2003)

The only thing you can rely on is that you can’t rely on anything…

İşte beklenen albüm, beklenen çıkış, kişisel favorim. Pek de iyi olmayan Black Market Music’den sonra uzun sayılabilecek bir şekilde, üç yıl aradan sonra nihayet piyasaya sürüldü. Sonuç mükemmeldi. Her bir şarkısı tek tek birer efsane, birer hit olmuştu. Bunun sebebi oldukça açık: Albümün bir anlamı, bütünlüğü ve hikayesi vardı. Yeminli olmasam da çevirmen sayılabileceğimden, sizlere Molko’nun bir röportajından alıntı yaparak hikayeyi kendi ağzından açıklayalım: “Albümün ismi, ilişkilerinizdeki hayaletler hakkında. Onu size hatırlatan; bir koku, bir durum ya da bir eşya sizlerin hayaleti haline geliyor. Bana göre bu hayaletler, ilişkilerinizdeki anılarınızdan oluşuyor.”

Biraz önce de belirttiğim gibi, her şarkı ayrı ayrı mükemmel. Tek tek açıklamaya lüzum olmasa da, dergimizin misyonu olan; “en güzel olanı, en çok kendinden alıp götüreni” paylaşalım. English Summer Rain ve Protect Me From What I Want oldukça melodik, hareketli kayıtlar. Sleeping With Ghosts, Something Rotten, I’ll Be Yours, Special Needs sizi delip geçecek, melankolisi tavana vurmuş şarkılar. Ancak son şarkımız Centrefolds kesinlikle ayrıca ilgilenilmeyi hak ediyor.  Müthiş piyano melodileri, sizi alıp gri ve sessiz yerlere götürüyor, uzun bir süre de geri getirmiyor.

1 Nisan’da çıkan ve kesinlikle şakası olmayan bu albümün ardından, aynı yılda 22 Eylül’de albümün özel bir şekli daha yayınlandı. Bunun içinde Placebo’nun yaptığı tek kelime ile müthiş coverlar yer alıyordu. Efsane gruplardan efsane coverlar yaptılar. The Smiths’in Bigmouth Strikes Again’i, Depeche Mode’un I Feel You’su, Pixies’in Where Is My Mind’ı bunlardan birkaç örnek. Ancak özellike Running Up That Hill ve Johnny and Mary ayrıca tavsiye edilir.

placebo-meds-big

Meds (2006)

You are one of god’s mistakes, you crying waste of skin…

2006 çıkışlı bu albüm, Placebo’nun kendini her albümde biraz daha geliştirdiğini kanıtlar niteliktedir. Dünya çapında büyük bir başarı yakalayan albümü, Placebo biraz daha elektronik, biraz daha klavyeye dayalı yapmıştır. Ancak ruhlarından hiçbir şey kaybetmemiş, aksine olgunlaşmışlar, güzelleşmişlerdir.

Albüme ismini veren Meds, Placebo ruhunu oldukça güzel yansıtan Infra-Red, bileklerinizi enine değil, dikine kesmenizi sağlayacak Blind ve albümün kapanış şarkısı, efsane klibiyle içinize oturan Song to Say Goodbye albümün öne çıkan şarkıları.

Neredeyse her şarkısı hit olan albüm, Placebo’nun efsaneleri arasına girmiştir.

Placebo

Battle For The Sun (2009)

Every time you cry, this memory will fade away and die…

Grubun 2009 tarihli elimizdeki son stüdyo albümü. Molko’nun kendi ağzından albümün yapım amacını ve anlattıklarını açıklayalım: “Bu albümü, hayatı seçmek isteyenlere, yaşamayı seçmek isteyenlere; karanlıktan dışarı bir adım atıp, ışığa gitmek isteyenlere yaptık. aslında sırtını karanlığa çevirmesen de olur, çünkü o hep ordadır, elzemdir; zaten senin bir parçandır, ama aslolan bunun yerine, günışığına karşı duymayı tercih etmektir.”

Açıklamada görüldüğü üzere, şimdiye kadar yaptığı albümlerde hüzün ve melankoli ön planda olan grup, bu albümde umuda doğru yol alıyor. Şarkılar da bu şekilde. Eskisi kadar karanlık değil.

Albümle aynı adı taşıyan Battle For The Sun oldukça melodik ve Placebo ruhuna uygun. Hiç yabancılık çekmeden çok seveceksiniz. Benim sayemde sizin de vakıf olduğunuz, Placebo grubunun eski adını taşıyan diğer şarkıları Ashtray Heart albümde öne çıkan kayıtlardan. Kings Of Medicine ve Julien, albümün kaliteli şarkılarından.

Sonuç olarak, albüm yine bir efsane değil. Ancak grubun cesaretle tarz değiştirdiği, bakış açısını değiştirdiği ve bunu bize sunmaya çalıştığı bir çalışma.

 

Bitirirken

“Biz hırslı bir grubuz, 10 yıl sonar bütün dünyada tanınan başarılı bir grup olmayı istiyoruz. İnsan bu işe, başarı ve beraberinde getirdiklerini isteyerek giriyor. Tam olarak ne olduğunu bilmese bile…” demiş 1996’da Brain Molko. Günümüzde bakınca, 10 yıldan daha fazla geçmesine rağmen, hala kendi alanlarında liderler. Oldukça üretken sayılırlar. Müthiş bir popülerlikleri var. Bir yerde konser haberi verdiklerinden sonra biletlerin tükenmesi için 24 saat geçmesi gerekmiyor. Kesinlikle iyi sözler yazıyorlar, melodileri oldukça kaliteli. Karizmatik bir vokalleri var. Bu grup, sırf fazla popüler diye, sırf 15 yaşındaki kızların da hoşuna gidiyor diye bir kenara atılmamalı.

RaveMag Not: Placebo, Vodafone Istanbul Calling Festivali aracılığıyla 16 Ağustos’da Parkorman’da olacak. 2009 yaptıkları gibi yine İstanbul’a gelmeden yeni albümlerini yayınlarlar mı bilinmez. Fakat sizin o konserde yerinizi almanız için böyle sürprizlere ihtiyacınız yok!