Kraftwerk 1974 yılında dördüncü albümü Autobahn’ı yayınlayarak, kendine özgü soundunu oluşturmuş ve müzik dünyasındaki elektronik devrimi tetikleyen ilk ‘Alman grubu’ olmayı başarmıştır.

Her şey Kraftwerk grubunun kurucu üyeleri Ralf Hütter ve Florian Schneider-Esleben ikilisinin biraraya gelmesiyle başlar. Birlikte ‘Organisation’ (Albüm:Tona Floa) isminde bir grup kurarak müzik dünyasına ilk adımlarını atarlar. Bu ikilinin müziği, dinleyicilere çılgınca ve tuhaf geldiği için ilk zamanlar başarı elde edemezler. Fakat daha sonra Kraftwerk isminde yeni bir grup kurmaya karar veren Ralf ve Florian, bir çok müzisyeni denedikten sonra, Karl Bartos ile Wofgang Flür’ü aralarına almaya karar verirler. Florian Schneider’in eğlence olsun diye basit bir ritim makinesinden elektrik davul sesleri çıkartana kadar grup tam olarak bir elektronik band özelliği taşımaz. Bu davul onlar için yeni başlangıçlar demektir. Çok geçmeden sevdikleri bu soundu bütün parçalarında kullanmaya başlarlar.

Schneider ve Hütter, Kraftwerk adı altında ilk albümlerini (Kling Klang) 1970’de yayınlar fakat başarıyı ancak 1974’de çıkardıkları ‘Autobahn’ albümü ile yakalarlar. Bu başarı sırf Almanya sınırlarında ‘Altın Plak’ alarak yaşanan bir zafer değildir, aynı zamanda uluslararası bir yükselişin ilk adımı olmuştur.

Fütürist müzik stiliyle Kraftwerk, o zamana kadar alışılmış olan her türlü müzik tarzının tamamen dışına çıkarak tüm dünya müzik piyasasında radikal bir değişimin öncüsü olur. Kendi icat ettikleri synthesizer ve ritim makinaları ile müziğini icra eden Kraftwerk, melodileri olabildiğince basit tekerlemeler ile kombine ederek ‘Mensch,Maschiene’ (İnsan,Makina) konseptini kurar.

İngiliz ve Amerikan müzisyenler üzerindeki etkisi azımsanmayacak kadar çoktur. Bir çok genç müzisyen onlardan ilham alarak synthesizer ile yeni deneyimlere yelken açar. Bu akımın etkisiyle Depeche Mode, Duran Duran, Ultravox ve O.M.D gibi gruplar ortaya çıkmaya başlar. ABD’de çıkan ilk Hip-Hop djleride Kraftwerk’in müziğini rapçiler için kullanır ve ‘Electro-Funk’ soundunun (Afrika Bambaataa ile) ilk hip-hop albümü ile kendi yolunu bulmasına yardımcı olur. Jeff Mills ve Derek May gibi Detroit’li müzisyen ve DJ’lerde Kraftwerk’den esinlenerek daha minimalist bir sound üzerinde çalışmaya başlarlar. Bu çalışmanın sonucunda 90’lı yıllarda daha çok Avrupa’da ünlenerek küçük bir ‘Kültür Devrimi’ olarak adlandırılan techno müziği ortaya çıkarırlar. Hatta Glam Rock’un öncülerinden David Bowie’de bu elektronik dalgadan etkilenmiştir. Extreme örneklerden bir tanesi de industrial metal devlerinden Rammstein’in ‘Das Model’ parçasını cover yaparak albümünde yayımlaması olur.

Kraftwerk zamanla kendine yeni bir imaj yaratarak diğer elektronik tabanlı rock ve pop gruplarından açıkca sıyrılmayı başarmıştır. Hatta Kraftwerk (Elektrik Santralı) ismi bile parçalarının ana temasını yani modern teknoloji ve insan ilişkisini ifade eder. Onların bu tarzını en iyi şekilde tanımlayan ise ‘Mensch Maschiene’ albümü olmuştur.

Otuz yılı aşkın bir süredir teknolojinin onların vizyonlarına ulaşmasına bekleyen Kraftwerk, 90’lı yıllarda başlayarak gelişen bu alanı günümüzde kullanarak hayat verdikleri elektronik müziği mükemmelleştirmeye devam etmektedir. Dünyanın her neresinde olursa olsun, yapılan tüm elektronik parçaların kökeni  Kraftwerk’e dayanır. Kraftwerk’i ‘Godfather of Electro Music’ yapan da onların bu yaratıcılığıdır.