Fotoğraflar: Ceylan Sayın

Ü

stünden 10 küsür gün geçirmeyi başardığım bir başka konser yazısına daha hoşgeldiniz. Konumuz Pozitif’in Off the Hook serisinin ilk halkası: 6 Aralık 2015 Editors İstanbul konseri.

Editors‘un 4. İstanbul ziyaretinde Editors’un şeklini alan kap bu sefer Volkswagen Arena. Volkswagen Arena’yı anlattığım kaçıncı yazım kim bilir, ama hala ilk v mi ikinci v mi dabıldı onun tereddütünü yaşıyorum kelimeyi her yazışımda. Her gidişimde de başka kapılardan giriyorum mekana, bu sefer arabayla gitmemden mutevellit otopark kapısından girdim mesela. Ve eğer çok büyük bir etkinlik değilse arenadaki, gayet arabayla gelebilirsiniz, çok komforlu, hiç trafiksiz. Konser günleri 10 lira otopark ücreti ödüyorsunuz, makul gibi. Hadi içeri girelim.

Tüm biletlerin satılmış olduğuna şaşırdım içeri girdiğimde çünkü salon siyah bir perdeyle bi’ tık küçültülmüştü ve tribünler zaten boştu. Nispeten küçük bir kitleye çalmak grubun tercihi miydi bilmiyorum. Bilen aydınlatsın, ilk defa yorumlar için pas atmış olayım böylece 🙂

Editors5

Konser, bence adı “Intro” olarak değiştirilmesi gerekenNo Harm ile başladı. Ve pürüzsüz tizlere, kusursuz baslara ilk şarkıdan doyduk. Ardından Sugar geldi. Hem de ne geldi… Alnımdaki tüyler bile diken diken oldu dinlerken. Albüm kayıtlarından çok daha etkileyiciydi canlı performansları. Nakaratta gitarların bemol bemol ağladığı o melodiyi vokalleriyle “oğo oğo oğo” diye vurguladı grup üyeleri ve bence bir eksiği tamamladı. “Sugar” Editors‘ün en güçlü, en etkileyici şarkılarından biri, belki de eni. Ama yeri gelmişken söyleyeyim, klipte şarkının en etkileyici yerlerini boğmaları çok ama çok saçmaymış, yazmadan edemedim.

Son albümün yıldızıForgiveness, ilk albümün yıldızı All Sparks ve ikinci albümün yıldızı The Racing Rats ardı ardına geçti kulaklarımızdan. Gece vakti, son hızla giden bir arabanın içinde gözlerini kapatıp kontrolü bırakmak gibiydi o anlar, şehir ışıkları göz kapaklarımda, Editors şarkıları kulaklarımda bırakıyordu izlerini. Ian curtis’in veliahtı kontrabas sesli Tom Smith’i canlı dinlemek şans gerçekten, ardından gelen SALVATION çığlıklarıysa harekete geçirici.

En son Editors‘u izleyişimin üstünden 9 SENE GEÇMİŞ. 2006’da Rock’n Coke’da Tom Smith’in izleyicilerin üstüne attığı ve kafamı sıyıran gitarından dolayı 2015’de Volkswagen Arena’da adam sadece piyanonun başındayken içim rahat izleyebildim konseri 🙂 Editors’un müzikal evrimi, zamanla zenginleştirdiği sound’u Sugar, Forgiveness gibi muhteşem şarkıları doğurmuş olsa da pek de synthesizer sevmeyen ben, grubun ham sound’unu daha çok seviyorum. Ama grubun o karanlık Editors atmosferini yaratmak için synthesizer’ı muhteşem kullandığı da bir gerçek, sadece abartmasınlar, bir şarkılığına da olsa Linkin Park konserinde sandırmasınlar insanı.

Aksın Editors müziği, çünkü akıyor, akıcı, yoğun, çok yoğun ama akışkan. Akışkan ama girdiği kabın şeklini alan değil, girdiği kaba şeklini veren bir akışkan. Kulaklarınızdan girdiği anda yavaş yavaş ilerleyen, sizi Editors atmosferini oluşturan partiküllerden biri haline getiren, katran gibi, en renkli anı lacivertten daha renkli olmayan karanlık bir müzik Editors müziği. Ve İstanbul’dan 4.kez geçti. Yeterince betimleme yaptıysam, yazıyı kapatıyorum.

Görüşmek üzere!

Editors4EditorsEditors6Editors1Editors2Editors3Editors9Editors8