Ülkelere olan sempatimin, o ülkenin müzisyenleriyle doğru orantılı olduğunu söylemiş miydim? Hatta bence bunu bir hipotez olarak öne sürüp çoğu insanın bu şekilde hissettiğini, ülkelere olan sevgilerinin oraların müziği ve müzisyenlerinden de kaynaklandığını söylemek istiyorum. Hipotez falan diyip bilimsel bir giriş yaptıktan sonra Norveç ve İsveç’e olan bitmez tükenmez sevgimin ana kaynağına geliyorum o zaman şimdi: Ane Brun!

Ane Brun, 1976 yılında Molde, Norveç’te doğan, şarkı yazarı, gitarist, müzisyen olup ve üstüne birde Balloon Ranger Recordings şirketinin sahibidir. 1995 yılından beri müzikle uğraşıyor ancak ilk albümünü ve sonraki yedi tanesini 2003 yılından sonra çıkarmış. 1995’ten 2003’e kadar ne yapmış diyorsunuz değil mi? Kendisi bana göre hayallerimin hayatını yaşıyormuş bence, Barselona, Oslo ve Bergen arasında gidip gelip, İspanyolca öğrenip müzikle uğraşırken bir yandan da müzik dükkanlarında ve barlarda çalışıyormuş. Ta ki 2001 yılında Stockholm’e yerleşip (yine hayallerdeki yer) kendini tamamen müziğe bırakana kadar. 2001 yılındaki dönüm noktasından sonra artık müziği daha fazla ertelemeyen hayallerimin kadını 2002’de bir debut albümün hemen ardından 2003’te ilk albümünü çıkartıyor; “Spending Time With Morgan”. Bu albümü ile Avrupa’da ses yaratıyor ve Swedish Independent Music Awards’ın kazananı oluyor. Ane Brun’un tarzından bahsetmedim şu ana kadar çünkü tam anlatabileceğimden emin değilim aslında, sinematik şeklinde yorumlar yapılan şarkıları çok sakin ve çok akustik ama bu kelimelerin tanımladığını düşünmediğim derecede orijinal. O yüzden şimdi buraya şarkılar koyuyorum yazıyorum ki siz hepsini dinleyin. Bu albüm şarkıları için ise yine hepsine bakın ama şunlarda şurada dursun “Headphone Silence”, “Are They Saying Goodbye”, “So You Did It Again” bu gidişle bütün şarkıları yazacağım ki daha 7 albüm var hayırlısı.

Bu ilk albümün başarısı ile Avrupa turnesine çıkan Ane Brun 2 yıllık yoğun çalışmanın ardından bir ara vermeye karar verdiğini açıklıyor. Ama anlaşılan çok uzak kalamıyor müzikten ki 2004’te “My Lover Will Go” EP’si hemen ardından ise 2005’te “A Temporary Dive” adlı efsane bir albümü daha çıkartmış oluyor. İlk albümdeki karanlık ve melankolik havasını sürdüren Ane Brun bu sefer dünyaya açılıyor. Avrupa’da ve Norveç’te birçok ödüle layık görülüyor. İlk albümden ödev olarak verdiğim şarkıları dinlediyseniz bunu da aynı baş dönmesi haliyle ve sakinlikle dinleyeceğinizi biliyorum. Bu albümümüzde şunlar şurada dursun sekmesinde şarkılarımız ise; “To Let Myself Go”, “My Lover Will Go”, “A Temporary Dive” ve tabi ki diğerleri.

Bu yoğun albüm çalışmaları sırasında sadece kendine çalışmayan Ane Brun azizesi tabii ki düetleri ile başka albümlerde de yer alıyor ve bu çalışmalar o kadar çok hoşuna gidiyor ki kendisi bir düet albümü çıkarmaya karar veriyor. 2005 yılında Ron Sexsmith, Syd Matters, Teitur ve daha adını ne yazıp ne telaffuz edebildiğim nice sanatçıyla bu albüm çalışmasını tamamlıyor. “Duets” albümü benim için top ten en iyi albümün arasında bulunan, her şarkının özel olduğunu düşündüğüm bir albüm. Özellikle aslen Sam Brown’a ait olan “Stop” parçasında Liv Widell ile olan harmonisi kulaklara, kalplere, tüm vücut hücrelerine şenlik. Şunlar şurada dursun sekmesi vol.3; “Rubber & Soul”, “Love and Misery”, “Little Lights”, “Lift Me”.

Ailesinden kalma akustik gitarı kendi kendine öğrenen Ane Brun, sadece gitarla değil yaylı enstrümanlarla da harikalar yaratıyor. Sahnede gitarı ile tek başına olmayı da çok sevdiğini belirtip, yalnızken saklayacak hiçbir şeyim olmadığını hissediyorum ve bu benim için daha yoğun hatta neredeyse meditasyon biçiminde oluyor diyor. Yine birçok konser, tur ve ödülden sonra sıra 4. albüme “The Changing of the Seasons”a geliyor. 2009’da Stockholm Concert Hall’daki konserinin filme alınmasının ardından çoğunlukla önceki şarkılarının akustik ve demo kayıtlarının bulunduğu “Sketches” adlı albümü yayımlıyor. Bu seferki şurada duracak olan Ane Brun harikalarımız ise “Don’t Leave”, “The Treehouse Song”, “The Changing of the Seasons”.

Dördüncü albümünün ardından artık sağlam bir dinleyici kitlesi oluşan ve yeni çalışmalarını sabırsızlıkla bekleten Ane Brun, farklı şeyler denemekten hiçbir zaman korkmayarak Big In Japan ve True Colors şarkılarını kendi yorumuyla yayımlıyor. 2011 yılına kadar değişik projelerde yer almaya devam edip biraz kendi müziğine ara vermiş gibi görünse de, o yıl “It All Starts With One” albümünü raflarda görüyoruz. “Do You Remember”, “One”, “Worship” burada dururken aşağıdaki video klibi izleyip sona doğru yaklaşıyoruz.

Ve geliyoruz günümüze hayır cidden 1 hafta öncesine falan, çiçeği burnunda albüm “Rarities” in haberi için. Ekim ayı başlarında çıkartmış olduğu albümünü henüz tam olarak dinleyememiş olsam da yine bütün şarkılara aşık olacağıma şüphe yok. Fazlasıyla uzun yazımın sonuna gelmişken Ane Brun gibi yetenek abidesini tanımanızı istememin yanı sıra bir müjdeli haber de verecektim: 21-22-23 Kasım 2013 tarihlerinde Salon İKSV’ de gerçekleşecek olan Ane Brun konserleri! O zaman ne yapıyormuşuz bu konserlerden birinde mutlaka sakin, melankolik, bol gitarlı ve ruh yatıştırıcılı şarkıları dinliyormuşuz. E gelirseniz o zaman orda görüşürüz, kendinize iyi bakın.