The White Stripes ile playlistimize giren, çeşitli grup ve projeleriyle adından söz ettiren bu dahi müzik adamı şimdi de ilk solo albümü ile playlistimizi işgal etmiş durumda. Albümün adı Blunderbuss. 2012 nisan ayında yayınlanmış olmasına rağmen hep dinlemeyi ertelediğim ve şu bir haftadır tekrar moduna aldığım albüm oldu.
The White Stripes, 2011’in Şubat’ın da dağıldıktan sonra da Jack White ismini duymaya devam ettik.Son on yıldır rock dünyasında ki en yetenekli müzik adamının kariyerinin The White Stripes’dan ibaret olmayacağını The Raconteurs ve The Dead Weather grupları ile yaptığı çalışmalarla kanıtlamış oldu.
Bu dönemden sonra yaptığı ilk solo albümü Blunderbuss ile hem blues hemde rock çizgisini bir arada devam ettiren orjinal soundu ile kendisinin ne kadar yetenekli olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. White kendi albümünde biraz sakin. Alışık olduğumuz Jack White’ın garaj sounduna Blunderbuss’da rastlayamıyoruz. I’m Shakin’ ve Freedom at 21 göze ilk çarpan şarkılar arasında.Blunderbuss ve Take Me with You When You Go şarkılarını dinlerken sanki Jack White’ı değil de Robert Plant’ı dinliyormuş hissine kapıldım. Kısacası Jack White yine yapacağını yapmış ve yapmaya devam etmekte.

 Not: Müzik eleştirmenleri tarafından “süper grup” olarak adlandırılan Jack White’ın bateri çaldığı The Dead Weather grubunun Horehound albümü de tekrar modunu hak ediyor bence. Dinleyiniz efenim.